Kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla takibe konu bonoda yer alan "Manavgat" ibaresinin, yetki kaydına ilişkin cümlenin içinde değil altında yazılı olması sebebiyle, bu ibarenin bononun zorunlu unsurlarından olan düzenleme yeri olarak kabul edilmesi gerektiği ve senedin kambiyo vasfını koruduğu- Karşı oy yazısında "... 'Manavgat' ibaresinin yetki kaydına ilişkin cümlenin akışı ve bütünlüğü içerisinde yazılmış olması nedeniyle düzenleme yeri olarak kabul edilemeyeceği, senette başkaca bir düzenleme yeri veya düzenleyenin adının yanında idari birim adı da bulunmadığından senedin kambiyo vasfını yitirdiği ve bu sebeple direnme kararının bozulması gerektiği..." görüşünün ileri sürüldüğü-
Her ne kadar borçlunun süre tutum dilekçesi ile Bölge Adliye Mahkemesine başvurduğu ve gerekçeli istinaf dilekçesini süresinden sonra sunduğu görülmüş ise de; takibe konu senette düzenleme yeri bulunmadığı hususunun Bölge Adliye Mahkemesince kamu düzeni nedeniyle re’sen gözetilmesi gerektiği anlaşılmakla, İİK'nın 170/a-2. maddesi uyarınca takibin iptaline karar verilmesi gerekeceği-
Takibe konu edilen çekin tahsile konulabilmesi için 6361 sayılı Kanun ve Faktoring Yönetmeliğİ ilgili maddeleri uyarınca koşulların gerçekleşip gerçekleşmediği hususlarının yargılamayı gerektirdiği-
Senedin düzenleme tarihinin 15.08.2018, senet metni içerisindeki vade tarihinin 15 Ağustos 2018, senedin üst kısmında yer alan ödeme tarihinin ise 15.08.2019 olarak yazıldığı uyuşmazlıkta, senet metni içerisine yazılan tarihin, düzenleme tarihi ile aynı olması karşısında senet metni içerisine yazılan ikinci bir vade tarihi olduğunun kabul edilemeyeceği- Sadece düzenlenme tarihinin ödeme tarihinde tekrarının çift vade anlamına gelmeyeceği, aksini kabulün aşırı şekilcilik olup hak kaybına neden olacağının önceki HGK kararlarında da benimsenmiş olduğu- "Bonoda vade tarihi ve düzenleme tarihinin aynı tarih olmasına engel bir düzenleme bulunmadığı, senet metni içerisinde bilinçli olarak vade tarihinin 15.08.2018, senedin üst kısmında ise ödeme tarihinin 15.08.2019 yazıldığı gözetildiğinde, senette çift vade bulunduğundan takibin iptaline karar verilmesi gerektiği" görüşünün HGK çoğunluğunca benimsenmediği-
Senet arkasında senedin lehtardan alacaklıya geçtiğine dair bir ciro bulunmadığı, takibe dayanak yapılan bonoda, ilk cironun, lehtar tarafından yapılmadığı görüldüğünden alacaklının yetkili hamil olmadığının kabulü gerektiği-
Takip konusu senedin arka yüzünde, “Bahse konu senet teminat olarak verilmiş olup, ciro ve temlik edilemez. Satılamaz. Daire tapusu verildiğinde geri alınacaktır.” ibarelerinin bulunduğunun görüldüğü- Buna göre senet arka yüzünde yer alan beyan ve kayıtlara göre veriliş nedeninin "Daire tapusunun devri" olarak belirtilmiş olması karşısında, senedin, Türk Ticaret Kanunu'nun 776/1-b maddesinde belirtilen "kayıtsız şartsız muayyen bir bedeli ödeme vaadi" unsurunu taşımadığı dolayısıyla senedin kambiyo vasfının bulunmadığı netice itibariyle alacağın varlığı ve miktarının yargılamayı gerektirdiği-
Bankanın süresinde ibraz edilen her çek yaprağı için karşılığının bulunmaması halinde ödemekle yükümlü olduğu tutarın ödendiğine dair açıklamayı ve ibraz tarihini de taşıyan şerh nedeniyle, çekin üzerine yazılmış olan tarihli bir beyanla çekin karşılığının olmadığı ve süresinde muhatap bankaya ibraz edildiğinin kabulü gerektiği-
Takibe konu bonolarda yazı ve imzada sahtelik iddiaları üzerine icra mahkemesince nasıl bir yol izlenmelidir?
“…. nın teminatıdır” şeklinde bir kaydın senet ön veya arka yüzünde olmayıp senetlerin metnine dahil olmayan senetlerin sağ tarafında koçan kısmında yazılı olması durumunda bononun akıbeti-
Mirasçı borçluların "bononun, satış sözleşmesinin teminatı olarak verildiğine" ilişkin "borca itirazının", "imza itirazıyla" çelişme halinde olduğundan, borçluların "imzayı inkar etmedikleri" sonucuna varılması gerektiği- "Bononun teminat bonosu olduğu ve takip konusu yapılamayacağı" itirazının, "borca itiraz" niteliğinde olduğu ve bu iddianın kanıtlanamamış olduğu- Borçluların bu konudaki istinaf istemlerinin de Bölge Adliye Mahkemesince reddedilmiş olduğu ve çelişme konusu olmaktan çıktığı- "Takibe konu senedin bono niteliğinde olduğu" icra mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesince de kabul edildiğine göre, İİK m. 170/a'nın somut olayda uygulanamayacağı- "Takibin muvakkaten durdurulduğu", "borçlunun borca itirazının reddedildiği" ve "alacaklının talebi" de bulunduğu gözetildiğinde, İİK. m. 169/a-6 gereğince alacaklı lehine tazminata hükmedilmesi gerektiği- "Yasal koşullar oluşmadığından borçlu-mirasçılar aleyhine tazminata ve para cezasına hükmedilmemesi gerektiği" şeklindeki karşı oyun (ve Samsun BAM 4. HD. kararının) isabetli bulunmadığı-