İlk Derece Mahkemesinin değerlendirmesi, senet arka yüzünde teminat protokolünün yazılı olduğu saptamasına dayanmakta ise de takip dayanağı senedin incelenmesinde; senet ön yüzünde “teminat senedi " ibaresinin yer aldığı, arka yüzünde hiç bir ibarenin yazılı olmadığının, senedin unsurlarının tam olduğunun görüldüğü, Dairemizin yerleşik içtihatlarına göre, senet üzerinden anlaşılmayıp ayrı bir sözleşmeye dayalı teminat iddialarının İİK'nın 169. maddesi kapsamında borca itiraz niteliğinde olup İİK’nın 170/a maddesi kapsamında değerlendirilemeyeceği, o halde mahkemece, borçlunun borca itirazının kabulü ile İİK’nın 169/a-5. maddesi gereğince takibin durdurulmasına karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile başvurunun İİK’nın 170/a maddesi kapsamında şikayet olarak vasıflandırılarak takibin iptali yönünde hüküm tesisi ve istinaf başvurularının da Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddedilmesi isabetsiz olup, bozmayı gerektirir ise de yapılan yanlışlığın yeniden yargılamayı gerektirmediği-
Takip dayanağı çekin keşide tarihi 23.10.2014 olup ibraz süresinin bitim tarihi 6273 sayılı Yasa'nın yürürlüğe girdiği tarihten sonra olmakla, çeklerin 3 yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğu, buna göre; tedbirin kalkığı 25.10.2019 tarihinden itibaren, icra takibinin başlatıldığı 20.02.2021 tarihi itibariyle zamanaşımı süresinin geçmediği, o halde; Bölge Adliye Mahkemesince, İlk derece Mahkemesinin kararının gerekçe nedeniyle kaldırılarak, zamanaşımı nedeniyle takibin durdurulması talebinin reddi gerekeceği-
Dayanak bononun incelenmesinde; senet bedelinin, rakam kısmında "230.000,00 TL", yazı kısmında ise "ikiyüzotuz TL" olarak belirtildiğinin görüldüğü, TTK'nun 676/1. maddesi uyarınca, yazı ile gösterilen miktarın dikkate alınacağı hükme bağlanmış olduğundan, senede ilişkin takibin iki yüz otuz TL üzerinden yapılabileceği, kalan miktar yönünden takibin durdurulmasına ilişkin İlk Derce Mahkemesinin kararının yerinde olduğu-
İcra mahkemelerinin hukuka ilişkin kararlarına karşı kanun yollarında parasal sınırların uygulanmasında, hükmün verildiği tarihteki miktarın esas alınması gerektiği- İlk derece mahkemesinin direnme kararının verildiği tarihte uyuşmazlık konusu değerin, kesinlik sınırını geçmediği anlaşıldığından ilk derece mahkemesi kararının temyiz kabiliyeti olmadığı- "-5311 s. K. m. 24 ile değişik- İİK. 363/1 uyarınca, ait olduğu alacak, hak veya malın değer veya miktarı (01.01.2022 tarihinden itibaren) 18.710,00 TL geçmeyen şikâyet ve itirazlarla ilgili icra mahkemesi kararların kesin olduğu, somut uyuşmazlıkta kesinlik sınırının tespitinde İİK. 363/1'in uygulanması gerektiği" görüşünün HGK. çoğunluğunca benimsenmediği-
Dayanak bononun incelenmesinde; senet bedelinin, rakam kısmında "290.000,00 TL", yazı kısmında ise "ikiyüzdoksan TL" olarak belirtildiğinin görüldüğü, TTK'nun 676/1. maddesi uyarınca, yazı ile gösterilen miktarın dikkate alınacağı hükme bağlanmış olduğundan, senede ilişkin takibin iki yüz doksan TL üzerinden yapılabileceği, kalan miktar yönünden takibin iptalinin gerekeceği yönünde karar verilmesi gerekeceği-
Senedin, teminat amacıyla verildiği ve anlaşmaya aykırı doldurulduğu iddialarının ispatı için yazılı bir belge ibraz edilmediği, ödeme belgesinde takip konusu senede atıfta bulunulmadığı, kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla takipte avans faizi talep edilmesinin usul ve yasaya uygun olduğu, ödeme emrinde "takip hesabı" şeklinde bir ibarenin bulunmadığı, dar yetkili icra mahkemesince Cumhuriyet Savcılığına sahtecilik yönünden yapılan şikayetin bekletici mesele yapılamayacağı, takibe konu senette düzenleme yerinin yazılı olduğu belirtilerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesinin isabetli olduğu-
Faktoring işlemi kapsamında alacağın devri hususunda üç tarafın (müşteri, faktoring şirketi ve borçlu) olması gerektiği, takibe konu senette lehtar olan faktoring şirketi 6361 s. K. m. 9 /2  ile ilgili Yönetmeliğin 8/1 m. hükümlerine uygun olarak temlik almadığı kambiyo senedinde yetkili hamil olamayacağı- Vade içermeyen takip konusu senedin düzenleme tarihi ve bedeli gözetildiğinde Faktoring Sözleşmesi kapsamında teminat olarak alındığının kabulü gerektiği ve bu durumda takibe konu edilen teminat niteliğindeki senedin tahsile konulabilmesi için Yönetmeliğin 8/2 m. koşulların gerçekleşip gerçekleşmediği hususlarının yargılamayı gerektirdiği- Alacaklının yetkili hamil olup olmadığı, alacağın miktarı ve tahsilinin gerekip gerekmediği yargılamayı gerektirdiğinden İİK m.170/a-2 uyarınca takibin iptaline karar verilmesi gerektiği-
Düzenlenme yerinin belirtilmediği düzenleyenin adının yanındaki adreste de il ve ilçe bilgilerinin yer almadığı senedin bu haliyle kambiyo vasfında olmadığından takibin iptal edileceği ancak tazminata hükmedilemeyeceği-
Çekin keşide tarihinde tahrifat yapıldığı iddiası keşideci tarafından ileri sürülmese dahi, ciro silsilesinde yer alan ve kendisine müracaat edilen cirantanın çekin geçerliliğine ilişkin mutlak def'i mahiyetindeki bu iddiayı alacaklı hamile karşı ileri sürülebileceği- Mahkemece çekte yer alan keşide tarihi itibariyle keşideci şirket yetkililerinin araştırılarak yöntemince imza incelemesi yapılması gerektiği- Keşide tarihindeki paraf imzasının keşideci şirketin yetkililerine ait olmadığının anlaşılması durumunda düzeltme yok hükmünde olacağından düzeltme öncesi duruma göre değerlendirme yapılarak çekin yasal süreden sonra ibraz edildiği sonucuna varılır ise kambiyo vasfında olmayacağından takibin iptaline karar verilmesi, paraf imzasının keşideci şirketin yetkililerine ait olduğunun anlaşılması durumunda 6762 s. TTK. 730 ve 660 (6102 s. TTK 818 ve 748) uyarınca değişiklikten sonra imza koymuş olanlar, değişmiş metin gereğince sorumlu olacağından borçlunun iddialarının bu hükümlere göre değerlendirilmesi gerektiği-
Davalı alacaklı tarafından şikayetçiler (keşideci şirket ve lehtar) aleyhine iki adet çeke dayanılarak toplam 425.000 TL asıl alacak ve fer'ilerinin tahsili için kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla takip başlatıldığı, ödeme emrinin şikayetçi borçlu .............'a 28.12.2020, şikayetçi borçlu şirkete 30.12.2020 tarihinde tebliğ edildiği, dayanak çeklerin unsurlarının tam olduğu, ilk cironun lehtara ait olduğu ve süresinde ibraz edildiği, şikayetçi borçlular tarafından dayanak çeklerin tefecilikten kaynaklanan faiz alacağına ilişkin olduğu ve borcun bulunmadığının ileri sürüldüğü, borcun olmadığı iddiasının İİK'nın 169/1. maddesine uygun olarak yazılı belgeyle kanıtlayamadığı, icra mahkemesindeki yargılama aşamasında dosyaya sunulan ifade tutanağı ile sorgu zaptında da, alacaklının verdiği borç karşılığında çekler aldığını bildirdiği, dolayısıyla borcun bulunmadığı iddiasını kabul etmediği, önüne gelen uyuşmazlığı takip hukuku kurallarına göre çözüme kavuşturan ve kararları maddi anlamda kesin hüküm teşkil etmeyen icra mahkemesince taraflar arasında ticari ilişki olup olmadığının araştırılamayacağı, mahkemenin vaka ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, hükümde kamu düzenine aykırılık da tespit edilmediği gerekçesi ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesinin yerinde olduğu-