İcra takibine konu belgenin yabancı dilde düzenlendiği, muhatap banka da yabancı olduğundan işlemin "yabancılık unsuru" içerdiği görüldüğünden, TTK. mad. 820 gereğince, takibe konu belgenin imza edildiği ülke ile ödeme yerinin bulunduğu ülkenin hukuk mevzuatını ve dilini bilen Üniversitelerin Ticaret Hukuku kürsüsünden özellikle kambiyo hukuku alanında yetkin bilirkişiden "takibe dayanak belgedeki kayıtların kambiyo hukukundaki karşılıkları ile açıklanması" amacıyla rapor alınması gerektiği- Alınacak bilirkişi raporunda Türk mevzuatına ilişkin ve hukuki nitelendirme olmaması gerektiği- İcra takibine dayanak belgenin kambiyo vasfında olduğunun ve alacaklının takip hakkının bulunduğunun tespit edilmesi hâlinde borçluların borca yönelik itirazların mahkemece inceleneceği-
2. Ağır Ceza Mahkemesinin ilamının incelenmesinde; yapılan yargılama sonucunda sanığın bilgisayar ortamında oluşturulmuş ve duruşmada incelendiğinde iğfal kabiliyeti bulunan 65.000 TL’lik sahte senedi üretip işleme koyduğu anlaşıldığı- Sanık ...’un resmi belgede sahtecilik suçundan dolayı mahkumiyetine karar verildiği, iş bu kararın 11.04.2017 tarihinde kesinleştiği- Bu durumda, 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 11.04.2017 kesinleşme tarihli ilamına göre, takibe dayanak bono sahte olarak oluşturulduğundan, alacaklının kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile takip yapmasına olanak bulunmadığı- Buna göre, anılan Ağır Ceza Mahkemesi kararının, Dairemizin bozma ilamından sonra ve bozma üzerine verilen karardan önce kesinleştiği, Ağır Ceza Mahkemesince verilen mahkûmiyet kararının yerel mahkemece nazara alınmasının zorunlu olduğu anlaşılmakla, şikayetin kabulü ile takibin İİK’nun 170/a maddesi uyarınca iptaline-
İcra dosyasında, borçlu tarafından borcun kabul edildiğine ve taksitler halinde ödeneceğine ilişkin beyanda bulunulduğu görüldüğünden, mahkemece borçlunun anılan kabul beyanının İİK. mad. 170/a-son uyarınca değerlendirilmesi gerektiği; "takibe dayanak çeklerde geçerli bir lehtar ünvanı bulunmadığı" ve "çeklerde borçlunun ad ve soyadının yer almadığı" iddiasıyla "takibin iptali" istemiyle yapılan başvuru üzerine "takibe konu çeklerin kambiyo vasfına haiz olmadığı" nedeniyle "istinaf isteminin kabulüne" karar verilmesinin hatalı olduğu-
Alacaklı faktoring şirketi, takip dayanağı bononun teminat olarak alınmadığını ileri sürdüğünden, 6361 sayılı Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketler Kanunu'nun 9/2. maddesi ve Faktoring İşlemlerinde Uygulanacak Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 8/1. maddesi uyarınca bono yönünden alacağını, yetkili hamil olup olmadığını fatura ile tevsik etmesi gerekmekte olup, İİK.'nun 170/a-2. maddesi uyarınca takibin iptaline karar verilmesi gerektiğinden ve bu maddede tazminata ilişkin düzenleme bulunmadığından, alacaklı aleyhine tazminata hükmedilmesi isabetsiz olduğu-
Takibe konu edilen bononun lehtarı ile keşidecisi arasında düzenlenen faktoring şirketinin müşterisinden teminat niteliğinde kıymetli evrak alabileceği düzenlendiği, İİK'nun 170/a-2. maddesi gereğince; icra mahkemesi, yasal sürede yapılan itiraz veya şikayet nedeniyle icra mahkemesine intikal eden işlerde, takip dayanağı senedin kambiyo vasfında olup olmadığını veya alacaklının kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takip hakkının bulunup bulunmadığını re'sen inceleyerek takibin iptaline karar verebileceği-
Lehtarın çek arkasındaki cirosundan sonra, A.Ş.'nin cirosunun üzerine “iptal” kaşesi vurulduğu ve banka tarafından ibraz işlemlerin yapıldığı görülmüş olup, bu durumda takip alacaklısı A.Ş.'nin yetkili hamil olmadığı anlaşılmakla, İİK.. mad. 170/a-2 gereğince bu hususun icra mahkemesince re’sen nazara alınarak takibin iptaline karar verilmesi gerektiği- Takip dayanağı bonodaki imzanın borçluya ait olmadığı gerekçesiyle takibin durdurulması isabetsiz ise de, temyiz edenin sıfatına aleyhe bozma yasağı nedeni ile bu hususun bozma nedeni yapılmadığı- İptal kararının yasal dayanağının İİK. mad. 170/a maddesi olması gerektiğinden ve bu maddede tazminat öngörülmediğinden, borçlu yararına tazminata ve para cezasına hükmedilmesinin isabetsiz olduğu, kararın bu yönden düzeltilerek onanması gerektiği-
Tahrifattan önceki vade tarihi, düzenlenme tarihinden önce olan senedin kambiyo vasfında bulunmadığı-
Alacaklı şirketin ticaret siciline terkiniyle tüzel kişiliği sona ermiş olmasına karşın; vekil, karar tarihine kadar vekillik görevini sürdürmüş olup halen şirketin ihya olunmadığı anlaşıldığından, TBK. mad. gereğince, öncelikle borçluya, alacaklı şirketin yeniden “ihyası” için görevli ve yetkili mahkemede dava açabilmesi için yeterli ve kesin süre verilmesi; borçlunun “ihya davasını” açmaması ya da açmak istememesinin saptanması durumunda ise; HMK. mad. 54 ve 55 uyarınca işlem yapılması, ihya davası açılmasını sağlamak amacıyla kayyım atanmasına karar verilmesi, alacaklı şirketin ihyasıyla yeniden tüzel kişilik kazanması durumunda da gerekli tebliğ işlemlerinin yapılması, ve taraf teşkili sağlandıktan sonra uyuşmazlığın hükme bağlanması gerektiği-
Takibe dayanak senette düzenlenme yeri belirtilmediği gibi, düzenleyenin adının yanında da herhangi bir idari birim adının yazılı olmadığı anlaşıldığından, TTK'nun 776/1-f maddesinde öngörülen koşulun oluşmadığı, öncelikle senedin kambiyo vasfı bulunmaması nedeniyle İİK'nun 170/a maddesi uyarınca takibin iptaline karar verilmesi gerektiğinden ve bu maddede tazminata ve para cezasına ilişkin düzenleme bulunmadığından, alacaklı aleyhine tazminata ve para cezasına hükmedilmesi isabetsiz olduğu-
Takip konusu senedin arka yüzünde; "iş bu senet 1..7 ada 1..6 parsel yapılacak inşaat üzerindeki 1 nolu bağımsız bölümün yarısı için tarafımızdan teminat olarak verilmiştir" ibaresi yer almış olup, anılan ibareler senedin kayıtsız şartsız borç ikrarını havi olma şartını ortadan kaldırdığından, senedin kambiyo vasfını taşımadığı, senetten doğan alacağın varlığı ve miktarı ile tahsilinin gerekip gerekmediği yargılamayı zorunlu kıldığından, takibin İİK mad. 170/a uyarınca iptaline karar verilmesi gerektiği-