Takip dayanağı senette düzenlenme yerinin olmadığı, düzenleyenin adı soyadı yanında bir idari birim de belirtilmediğinden, düzenlenme yeri bulunmayan bu belgenin kambiyo vasfını haiz olmadığının anlaşıldığı, o halde, mahkemece, İİK'nun 170/a-2. maddesi gereğince re'sen takibin iptaline karar verilmesi gerekeceği-
Ağır Ceza Mahkemesi’nin ilamına göre, takibe dayanak bono sahte olarak oluşturulduğundan, alacaklının kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile takip yapmasına olanak bulunmadığı, alacağın tahsili yargılamaya muhtaç hale gelmiş olup, genel hükümlere göre dava açmak ve alacağın varlığı ile miktarını kanıtlayıp, hüküm altına aldırmak yükümlülüğünün alacaklıya ait olduğu-
Bononun tahrifattan önceki vade tarihinin, senedin düzenleme tarihinden önce olduğu anlaşıldığından senedin kambiyo vasfı bulunmadığı ve mahkemece, İİK. mad. 170/a uyarınca takibin iptaline karar verilmesi gerektiği-
Takip dayanağı bonoda tanzim yeri gösterilmediği gibi, tanzim edenin adı ve soyadı yanındaki adreste de idari birimin yazılı olmadığı, bu durumda, tanzim yeri içermeyen dayanak belgenin, 6762 sayılı T.T.K.’nun 688/6. maddesi gereğince, kambiyo senedi vasfında bulunmadığı, borçlu, icra mahkemesine başvurusunda senette tanzim yeri bulunmadığını ileri sürmemiş ise de, Hukuk Genel Kurulu'nun 02.10.1996 gün ve 1996/12-5 sayılı kararı ile de benimsendiği üzere, İİK'nun 170/a-2. maddesi gereğince, müddetinde yapılan şikayet ve itiraz dolayısıyla bu hususun icra mahkemesince re'sen nazara alınması gerekeceği-
Borçlu tarafından ödeme emrinin tebliği tarihinden itibaren yasal 5 günlük süre fazlasıyla geçirildikten sonra icra mahkemesine başvurulduğu, o halde, mahkemece, istemin süre aşımından reddine karar verilmesi gerekeceği-
6.01.2013 düzenleme tarihli bononun üst kısmındaki vade tarihinde yapılan değişikliğin tasdik edilmemesi nedeniyle geçerli olmadığının kabulü gerekmekte olup, bu durumda üst kısımdaki vade tarihinin “16.01.2013” tarihi olarak değerlendirilmesi gerektiğinden bononun metin kısmındaki vade tarihinin ise “16 Ocak 2014” olduğu görülmüş olduğundan çift vade içeren bu senedin, kambiyo senedi vasfını haiz olmadığı anlaşıldığından, İİK'nun 170/a maddesi uyarınca takibin iptali gerektiği-
Bozma ilamına uyulmasına karar verilmekle, bozma uyarınca inceleme yapmak ve hüküm tesis etmek konusunda, bozma, lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak doğduğundan, bozma ilamına uyan yerel mahkemenin, bozma uyarınca işlem yapmak ve karar vermek zorunda olduğu, o halde, mahkemece, hükmüne uyulan bozma ilamı uyarınca, borçlunun diğer itirazlarının esasının incelenerek oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekeceği-
Borçlu keşidecinin, senedin teminat senedi olduğuna yönelik kişisel def'iyi (senet metninden bononun teminat olarak verildiği anlaşılmasa da) bono lehtarı olan alacaklıya karşı ileri sürebileceği- Alacaklı "bononun satım sözleşmesi kapsamında verildiğini" kabul etmekle birlikte bononun teminat amaçlı değil, "malın teslimi karşılığında verildiğini" beyan ettiğinden, bononun satım sözleşmesi kapsamında verildiği taraflar arasında çekişmesiz olup, bu hususun borçlu tarafından yazılı delille ispatına gerek bulunmadığı- Alacaklı tarafından düzenlenen faturanın üzerindeki ibareler ve alacaklı vekilinin borçluya gönderdiği cevabi ihtarnamede açıklamalar da gözetildiğinde, satım sözleşmesi kapsamında verildiği çekişmesiz olan bononun tanzim tarihi ve bedeli ile fatura tarihi ve miktarı aynı olup, faturada satım bedelinin eşit taksitler halinde ödeneceği kararlaştırıldığına göre senedin teminat amaçlı olarak alacaklıya teslim edildiğinin kabulü gerektiği- Bunun için senet veya fatura üzerinde senedin satım sözleşmesinin teminatı olarak verildiğine ilişkin bir kaydın bulunmasına gerek bulunmadığı- "Takibe konu bononun ön ve arka yüzünde teminat ibaresinin bulunmadığı, senedin teminat amaçlı verildiğinin kabul edilmesi için neyin teminatı olarak verildiğinin açıkça yazılması gerektiği, takip dayanağı senedin kambiyo senedi niteliğinde bono olduğu" görüşünün HGK çoğunluğu tarafından benimsenmediği-
Davacı borçlu tahrifat ve ödeme iddiasında bulunmuş olmakla mahkemece öncelikle tahrifat iddiası yönünden bilirkişi incelemesi yaptırılarak bu husus açıklığı kavuşturulduktan sonra ödeme iddiası da değerlendirilmek suretiyle oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, imza incelemesi yapılarak yazılı şekilde hüküm tesisinin isabetsiz olduğu-
Maddi hataya dayanan bozma kararına uyulmasının usulü müktesep hak teşkil etmeyeceği- Borçluların takip dosyasından 3 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğundan icranın geri bırakılmasına karar verilmesi gerekirken bu takibi de kapsayacak şekilde davanın tümden (her iki takip yönünden) reddine karar verilmesinin isabetsiz olduğu-