Bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı- Davalı şirketin adına tescili gereken taşınmaz payını dava dışı 3. kişilerle yapılan kat karşılığı inşaat sözleşmesi uyarınca davalı şirket adına tescil edilmesi gerekirken şirket adına tescil edilmeksizin doğrudan şirket ortağı tarafından davalı üçüncü kişiye (şirket ortağının oğluna) devredildiği, davalı üçüncü kişinin taşınmazı devrettiği dördüncü kişinin davalılarca el ve işbirliği içerisinde hareket ettiği hususunun kanıtlanmadığı- Muvazaanın, muvazaanın tarafı olmayan üçüncü kişiler (davacı-alacaklı) bakımından haksız fiil niteliğinde olduğu, buna göre borçlu ile muvazaalı hukuki ilişki içine giren kişinin (üçüncü kişinin) muvazaalı işlemden zarar gören üçüncü kişinin (alacaklı) zararından sorumlu olduğu (TBK 49 vd)- "Muvazaa nedeniyle iptali istenen taşınmazın dördüncü kişi tarafından dava dışı kişilere satılarak elden çıkarıldığı bu kişilerin davaya dahil edilmediği gibi dördüncü kişinin el ve işbirliği içinde hareket etmediğinin tespit edilmesi ve bu kişiye karşı davanın reddine karar verilmesine ve muvazaalı tasarrufun iptalinin mümkün olmaması, TBK m. 19'a dayalı tasarrufun iptali davalarında İİK 283/2. maddesinin uygulanmasını öngören hiçbir yasal bir düzenlemenin olmaması karşısında borçlu ve üçüncü kişi aleyhine alacağın tazminata çevrilerek verilen hükmün bozulması gerektiği" görüşünün kabul görmediği-
TBK'nın 19. maddesine dayalı tasarrufun iptali davasında dava değerinin davacının icra  takibine konu kesinleşen alacak miktarı ile iptali istenilen tasarrufların tasarruf tarihindeki değerinden hangisi az ise o değer üzerinden belirlenmesi gerektiği-Anayasa Mahkemesinin  01/02/2024 tarih ve 2023/110 Esas ile 2024/35 Karar sayılı ilamıyla  “varlık yönetim şirketlerinin yaptıkları işlemlerin ve bunlarla ilgili düzenlenen kâğıtların 492 sayılı Kanuna göre ödenecek harçlardan süresiz olarak istisna tutulmuş olması, varlık yönetim şirketlerine diğer teşebbüslerin aleyhine olacak nitelikte önemli bir avantaj sağlamaktadır. Bu avantaj, varlık yönetim şirketleri bakımından giderlerinin azaltılması suretiyle kâr oranlarının artması anlamına gelmektedir. Bu şirketlerin kurulmasının teşvik edilmesi için kuruluştan itibaren belirli süre ile sınırlı olarak bunlara harç istisnası tanınması kabul edilebilir, fakat bunun sürekli hale getirilmesi diğer teşebbüsler aleyhine orantısız bir avantajın oluşmasına yol açacaktır. Bu değerlendirmeler ışığında, ticari hayatta kârlılık esasına göre faaliyet gösteren teşebbüsler arasında varlık yönetim şirketleri lehine süreklilik arz eden bir farklılığın orantılı olmadığı sonucuna ulaşılarak, 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 143. maddesinin 7338 sayılı kanunun 58. maddesi ile ibare değişiklikleri yapılan altıncı fıkrasında yer alan "...492 sayılı Harçlar Kanunu'na göre ödenecek harçlardan,..." ibaresinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmiş olduğu-
Dava, 01.04.1974 tarihli ve 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca açılan muris muvazaası hukuki nedenine dayalı miras payı oranında tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir...
Dava, ehliyetsizlik ve muris muvazaası hukuki nedenlerine dayalı tapu iptal ve tescil istemine ilişkindir...
Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, olmazsa tenkis istemine ilişkindir...
Dava, ehliyetsizlik ve muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, olmazsa bedel, olmazsa tenkis isteğine ilişkindir...
Dava, 675 sayılı KHK’nın 12. maddesine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir...
Muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil istemi- Davalı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna gidilip gidilmediği-
Dava, muris muvazaası hukuki nedenine dayalı tapu iptal ve tescil istemine ilişkindir...
Dava, muris muvazaası hukuki nedenine dayalı miras payı oranında tapu iptali ve tescili istemine ilişkindir...