Davacının alacağının 13.08.2014, 20.10.2014, 20.01.2015, 01.04.2015 düzenleme tarihli ve farklı vade tarihli çok sayıdaki bonoya dayandığı, tasarruf un(ipotek tesisinin) ise sözü edilen bonoların düzenleme tarihlerinden sonra 15.04.2015 tarihinde yapıldığı; taraflar arasındaki ticari ilişkinin daha önceye dayalı olduğu da dosya kapsamından anlaşılmakla davacının alacağının tasarruf tarihinden önce doğduğu ispatlandığından buna ilişkin dava koşulunun gerçekleştiği kabul edilerek işin esasına girilip TBK'nın 19. maddesi gereğince muvazaalı işlemin var olup olmadığı konusunda toplanan delillere göre karar verilmesi gerektiği-
TMK m. 562 uyarınca miras bırakan tasarruf edebileceği kısmı aştığında payı zedelenen mirasçı veya mirasın geçtiği tarihte elinde ödemeden aciz belgesi bulunan alacaklıların, alacaklarını elde edebilmek için mirasçıya tanınan süre içerisinde tenkis davası açabileceği- İptali istenen vasiyetname borçlunun babası mütevaffa tarafından düzenlendiğinden, TBK m. 19 veya İİK m. 277 vd. uyarınca değil, davacı tarafından terditli olarak açılan davada TMK m. 562 uyarınca dayanılan diğer sebebin dikkate alınarak sonuca gidilmesi gerektiği-  Davalı borçlunun alacaklılardan mal kaçırmak amacı ile kendisine kalması gereken miras payının murisi babası tarafından borçlunun kardeşi olan diğer mirasçılar mirasçı sıfatı bulunmayan diğer kişiye devredilmesini düzenleyen vasiyetnamenin iptali istemine ilişkin davada, mahkemece davacı alacaklıya İİK m. 94 uyarınca diğer icra dosyasından da yetki alması için süre verilmesi gerektiği-
Avukatlık sözleşmesinin geçerli ve azlin haksız olduğu uyuşmazlıkta; avukatın hak ettiği vekâlet ücretinin hesaplanmasına esas alınacak değerin ne olması gerektiği- Taraflar avukatlık sözleşmesini imzalarken, ücret ile ilgili kararlaştırmanın yanında, haksız azil hâlinde ücretin hangi değer üzerinden hesaplanacağına dair açıkça ayrı bir hükme yer vermişler ve bu durumda, davanın hangi aşamasında olursa olsun, haksız azil vuku bulursa, "davanın neticelenmesi sonucunda ortaya çıkan değer üzerinden" hesaplama yapılacağını kabul ettiklerinden; sözleşmenin bütününe bakıldığında, bu madde ile tarafların yalnızca dava açılırken gösterilen harca esas değeri değil, yargılamada ortaya çıkacak gerçek değeri esas aldıkları; bu değerin ise kamulaştırma bedeli olarak yargılamada bilirkişi incelemesiyle tespit edilen ve mahkemece hükme esas alınmakla sonradan açılacak ek davada kesin delil teşkil eden meblağın olduğu anlaşılmakla; sözleşmenin haksız azle ilişkin maddesinde ücrete esas değerin kısmi davada harçlandırılan ve karara bağlanan dava değerinden ibaret olmadığı- "Avukatlık sözleşmesinin TBK m. 19/1 gereği yorumlanmasında, sözleşmedeki 'davanın neticelenmesi sonucu ortaya çıkan değer' ibaresinden, davacı avukatların, davalı müvekkili adına takip ettiği dosyadaki dava değeri olarak belirtilen ve mahkemece hüküm altına alınan miktarın anlaşılması ve davacı avukatların akdi vekâlet ücreti taleplerinin bu bedel üzerinden belirlenmesi gerektiğinin anlaşıldığı, keşif sonucu belirlenen ancak dava ıslah edilmediği için mahkemece hüküm altına alınmayan miktar üzerinden akdi vekâlet ücretinin hesaplanamayacağı" şeklindeki görüşün HGK çoğunluğu tarafından benimsenmediği-
Muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescili istemi-
TBK'nın 19. maddesine göre dava açılabilmesi için İİK'nın 277 ve devamı maddelerine dayalı olarak açılan tasarrufun iptali davasından farklı olarak davacının kesinleşmiş bir alacağının veya yasadan doğan (miras payı gibi) bir talep hakkının varlığı ön koşul değildir. Ancak davacının bu davayı açmakta hukuki yararı olması için davalıdan  bir alacağının veya yasadan doğan (miras payı gibi) bir talep hakkının olması gereklidir. Öte yandan, davacının bu davadaki amacı alacağını tahsil edebilmek için muvazaa nedeniyle temelde geçersiz olan işlemin hükümsüzlüğünü sağlamaktır. Bu durumda mahkemece öncelikle, davacının davalıdan bir alacağı olup olmadığı, bir başka deyişle davada hukuki yararının ortadan kalkıp kalkmadığının tespiti gerekmektedir. Somut olayda, davalı borçlunun aciz halinin ispatlanamayıp, dava konusu taşınmazlara hissedar olan, dava dışı üçüncü kişilerin aynı gün hisse devri yaptıklarının anlaşılmasına, bu durumun davalı-alıcı iddiaların doğruladığının ve muvazaa iddiasının davacı tarafça ispat edilemediğinin anlaşılmasına göre, davacı vekili tarafından yapılan istinaf itirazları yerinde görülmemiş olup başvurunun HMK'nın 353/1-b,1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
Muvazaa nedeniyle tapu iptal ve tescil davası-
Muris muvazaası hukuki nedenine dayalı tapu iptali, tescil ve bedel isteği-
Tasarrufun iptali istemiyle açılan davada; davalılardan biriyle borçlu arasında enişte-kayın ilişkisi bulunması ve işlemin kredi temini amaçlı muvazaalı olduğunun anlaşılması karşısında bu davalı yönünden davanın kabulü gerekirken reddedilmesinin hatalı olduğu; diğer iki davalı yönünden ise borçlu ile aralarındaki ticari ilişki, komşuluk ve aynı çevreden olma olguları gözetilerek, İİK'nin 280/1. maddesi kapsamında borçlunun mali durumunu ve alacaklıları ızrar kastını bilebilecek kişilerden olup olmadıkları hususunda eksik inceleme ile hüküm kurulmasının isabetsiz olduğu gerekçesiyle kararın bozulması gerektiği-
Davacı şirketin %50 pay sahibi ortağı olan ve şirketi münferiden temsil yetkisi bulunan fer'î müdahilin yaptığı arsa satışının geçerli olup olmadığı- Dava konusu taşınmazdaki hisse satışının, davacı şirketin varlığını sona erdirerek şirketi fiilen tasfiye sürecine sokacak niteliği haiz hayati bir mal varlığı devrinden ziyade şirketin işletme konusu ile iştigal sahası kapsamında geçmiş dönemlerde yapılan iş ve işlemlerden farklı olmayan, taşınmaz hissesine icrai haciz şerhleriyle yansıyan şirket içi olumsuzluklar ile taşınmaza ilişkin olarak üstlenilen kat karşılığı inşaat taahhütlerinden doğan yükümlülükler bakımından ortaya çıkabilecek olası risklerin bertaraf edilmesi kapsamında, davacı şirketin mal varlığını korumaya yönelik olarak şirket idaresince alınan inisiyatif ile gerçekleştirilen bir satış olduğu, yapılan işlemin, devri gerçekleştiren müdürün olağan temsil yetkisi kapsamında bir işlem olduğu- Dava konusu taşınmaz hissesinin satışı geçerli olup bu satışın geçerliliğinin 6762 s. TTK m. 443/2 kapsamında davacı şirket nezdinde ortaklar kurulu kararı alınmasına bağlı olmadığı; fer'î müdahil müdür tarafından gerçekleştirilen hisse satışının, 6762 s. TTK m. 321 anlamında müdürün olağan temsil yetkisi dahilinde gerçekleştirilen geçerli bir devir olarak kabulü gerektiği- "Dava konusu taşınmazın şirketin varlığı ve faaliyetlerini sürdürme bakımından hayati öneme haiz bir varlık olduğu; taşınmazın şirkete ait tek mal varlığı değerini oluşturması ve satış sonrasında şirketin fiilen tasfiyeye sürüklendiği, bu satış işleminin yapıldığı sırada taşınmazdaki şirkete ait hisseler üzerinde hacizler bulunmasının taşınmazın şirketin varlığını ve faaliyetlerini sürdürme bakımından hayati öneme haiz olma niteliğini ortadan kaldırmadığı, şirketin taşınmazdaki hisselerinin cebri icra yoluyla satışının önlenmesi gayesiyle de olsa ortaklar kurulu kararı olmadan şirket müdürü (temsile yetkili bir ortağı) tarafından satılmış olmasının, bu satışı hukuka uygun hâle getirmeyeceği" şeklindeki karşı görüşün benimsenmediği-
Taşınmazın davalıya devredilmesinden sonrada mirasbırakan ve eşinin tasarrufunda olduğu, mirasbırakan ve kiracısının davalının banka hesabına gönderdikleri ileri sürülen kira ödemelerinin ise düzenli olmadığı gibi, bir kısmının toplu olarak gönderildiği, satış bedelinin ödendiği ve mirasbırakanın ölene kadar oturduğu tek malvarlığını satmasını gerektirecek ölçüde borcu olduğu savunmasının kanıtlanamadığı, davalının mirasbırakanın eşi ile aynı köy nüfusuna kayıtlı oldukları; diğer taraftan, dava konusu taşınmazın mirasbırakan tarafından önce eşinin ölünceye kadar bakma akdi ile devredilip geri alındığı ve kısa bir süre sonra da davalıya temlik edildiği, dolayısıyla temlikin mirasbırakanın dava dışı eşi lehine evlatlığı olan davacıdan mal kaçırmak amaçlı yapıldığı iddiasının davacı tarafça ispatlandığı, bu nedenle davanın tapu iptal ve tescil isteği yönünden kabulüne karar verilmesi gerektiği-