Sıra cetvelinin iptali istemine ilişkin davada öncelikle şikayetçinin geçerli bir takibi ve haczi olmasının dava şartı olduğu ve bu hususun karar kesinleşinceye kadar dikkate alınması gerektiği- Şikayetçi alacaklı aleyhine İİK 277 ve TBK 19 uyarınca takibin iptali istemi ile açılan davanın kabulü ile takibin iptaline karar verildiği ve bu kararın kesinleştiği anlaşıldığından, sıra cetvelinin iptaline ilişkin davada şikayetçinin hukuki menfaati kalmadığı-
Dosya içeriğine göre; davacı talebinin taşınmazın aynına ilişkin olmadığı, alacağın tahsiline yönelik olduğu, çoğun içinde az da vardır kuralı gereği ihtiyati tedbir talebi içinde ihtiyati haciz talebi de olduğu ve İİK'nun 257 ve devamı maddeleri ile İİK'nun 281. maddesindeki şartların oluştuğu anlaşıldığından; Davacının ihtiyati haciz talebinin kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi gerekeceği-
Muris muvazaasının, mirasbırakanın danışıklı olarak mirasçılarını miras hakkından yoksun bırakmak amacıyla gerçekte bağışlamak istediği tapuda kayıtlı taşınmaz malı hakkında tapu sicil memuru önünde iradesini satış doğrultusunda açıklaması halinde, saklı pay sahibi olsun ya da olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçıların görünürdeki satış sözleşmesinin BK'nın 18 inci maddesine dayanarak muvazaalı olduğunu ve gizli bağış sözleşmesinde şekil koşulundan yoksun bulunduğunu ileri sürerek, dava açabilmelerine olanak veren hukuki bir olgu'' olarak tanımlandığı- Kural olarak Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararlarının konuları ile sınırlı, gerekçeleri ile aydınlatıcı ve sonuçları ile bağlayıcı olduğu - Butlan sonucunu doğurarak, mirasbırakanın temliki tasarruflarının iptaline imkan tanıyan 01.04.1974 tarih, 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararının uygulanabilmesi için, temliki tasarrufa konu yapılan taşınmazın mirasbırakanın tapulu malı olması, gerçekte bağışlamak istediği bu malı ile ilgili olarak tapu memuru huzurunda, iradesini satış doğrultusunda açıklamasının icap edeceği-
Dava dışı borçlu şirket ile dava dışı 3. kişi şirket arasında yapılan alacağın temliki işleminin muvazaalı olduğu iddiası- Davacının, dava dışı borçlu şirket hakkında başlangıçta ihtiyati haciz kararı aldırdığı, bu ihtiyati haciz kararına istinaden süresi içinde icra takibi başlattığı, ancak bu icra takibine karşı yapılan itiraz üzerine, bu itirazın tebliğinden itibaren 7 gün içinde icra mahkemesinden itirazın kaldırılmasını istemediği veya mahkemede dava açmadığı anlaşılmakta, ihtiyati haciz kararına istinaden davalı belediye ye gönderilen 89/1 haciz ihbarnamesinin de geçerliliğini yitirdiği; bu aşamadan sonra, davalı belediyenin dava dışı borçlu şirket ile dava dışı üçüncü kişi şirket arasında düzenlenen alacağın temliki işlemine müdahale imkanının olmadığı ve alacağın temliki işlemi gereğince dava dışı üçüncü kişi anonim şirketine ödemede bulunmasına yönelik işlemlerinin davacı yönünden muvazaa teşkil etmediği, davacı alacaklıyı zarara uğratma kastı taşımadığı-
Dosyanın içeriğine, toplanan delillere ve davanın niteliğine göre eldeki davaya konu istemde ihtiyati tedbir yerine ihtiyati haciz kararı verilebileceği, mahkemece 03/10/2022 tarihli ara kararı ile ihtiyati hacze göre daha kapsamlı nitelikte olan ihtiyati tedbire hükmedildiği gözetildiğinde ve istinafa gelenin sıfatı ve istinaf sebebiyle sınırlı olarak yapılan incelemede, ara kararın dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmadığı-
Ön inceleme oturumunda davanın İİK. 277 vd.na dayalı olarak açılan tasarrufun iptali davası olduğu yönündeki mahkeme tespitinin davacı vekili tarafından imzalandığı ve daha sonra "davanın TBK 19'a dayalı olarak görülmesi" talepli dilekçenin iddianın genişletilmesi süresinde verilmemiş olduğu anlaşıldığından, davanın hak düşürücü süre yönünden reddine karar verilmesi gerektiği-
Borçlu ile üçüncü kişinin bacanak, diğer davalının davalı üçüncü kişinin kardeşi olması karşısında, davalıların İİK m 280/1 kapsamında davalı borçluların durumunun ve amacının bilebilecek kişilerden olduğu. dava konusu taşınmazların davalı 3. kişiler tarafından 05.12.1990 tarihinde borçlulara devredilip 20 yıl sonra geri alınmasının inançlı işlem olarak (emaneten verilme) savunmasının kabulünün mümkün olmadığı-
Muvazaa nedenine dayalı sıra cetveline itiraz davasında, şikayetçinin taraf olmadığı alacaklı ile borçlu arasında düzenlenen rehin gibi resmi belgeler bulunması halinde dahi şikayet edilen alacaklının alacağını başka delillerle ispatlaması gerektiği- Rehin tarihi itibariyle rehin veren banka borçlusu A.Ş'nin lehine rehin verilen davalıya bir borcu bulunmadığı- Sıra cetvelinin düzenlendiği tarih itibariyle kayıtlarda bulunan rehin bedeline göre oldukça az miktarda olan alacağın sonuca etkisi bulunmadığı- Kendi borcunu ödemede temerrüde düşen borçlunun, taşınmazını üçüncü kişi lehine rehin vermesinin muvazaa yapıldığına karine olduğu- " İtiraza konu alacağın noterlik tarafından yapılmış rehin sözleşmesine dayalı olduğu, rehin sözleşmesinin resmi belge vasfında bulunduğu gibi sözleşmeye konu alacak ve ilişkinin de ispat külfeti kendisinde olan davalının ticari defter ve kayıtlarıyla doğrulandığı, davalı alacağının muvazaalı olmadığının" kabul edilemeyeceği- Mahkemece; davacının davasının kabulü ile sıra cetvelinde davalıya ayrılan payın, yargılama giderleri ve vekalet ücreti de dahil olmak üzere öncelikle davacıya ödenmesine, artan kısım bulunması halinde, davalıya bırakılmasına karar verilmesi gerektiği-
Davacı, taraflar arasında düzenlenen sözleşme hükümlerine bağlı kalmamış, davalının eğitim süresi bitmeden ilişiğinin kesilmesini talep etmiştir. Oysa taraflar arasında düzenlenen sözleşmede zorunlu hizmet yükümlülüğü eğitim programının bitmiş olması şartına bağlanmış; bu şart da davacının kusurlu davranışı ile gerçekleşmemiştir. Bu durumda davacı, taraflar arasındaki sözleşme gereğince, tamamlanmayan eğitim karşılığında zorunlu hizmet talebinde bulunamayacağı gibi, hizmetin verilmemesi durumunda yapılan masrafları da talep edemez.
Somut olayda; davacı vekilinin borçlu davalı E.Z ile diğer davalılar H. ve E. arasında devam eden Adana Genel İcra Dairesinin 2022/... Esas sayılı icra takibine konu alacak ilişkisinin muvazaalı olduğu ve taraflar arasında devam eden boşanma katılma payı ve ziynet eşyalarına konu davalardaki tazminat talebinin sonuçsuz bırakılmasının amaçlandığı iddiasıyla eldeki davayı açtığı, tasarrufun iptali talebinin taşınmaz yönünden aynına ilişkin olmadığı, TBK'nın 19.maddesine göre açılan davalarda alacağın teminat altına alınabilmesi için İİK 281.maddesine göre ihtiyati haciz kararı verilebileceği, bu sebeple mahkemenin ihtiyati tedbir taleplerinin reddine ilişkin kararının yerinde olduğu anlaşılmakta ise de, taşınmazın uyuşmazlık konusu olmaması, malvarlığına yönelik olmayan eldeki davada mülkiyet hakkına yönelik ihtiyati haciz verilmesi yerinde olmadığından davalı vekilinin istinaf talebi bu yönlerden kabul edilerek, davada Adana Genel İcra Müdürlüğünün 2022/... Esas sayılı takip dosyasına davalı-alacaklı adına gelen ve gelecek olan paraların üzerine dava değeri olan 1.675.000,00-TL'nin %15'i oranında teminat yatırılması halinde, yine dava değeri olan 1.675.000,00 TL'nin icra kasasına girmesi durumunda yapılan tahsilatın alacaklıya ödenmemesi yönünde ihtiyati haciz konulmasına yönelik karar verilmesinin isabetli olduğu-
