Poliçede belirtildiği şekilde sigorta tazminat alacağının tahsili talebine ilişkin bir hal söz konusu olmayıp taraflar arasında sigorta tazminatının tahsili için davacı tarafından başlatılan icra takibine konu meblağın bir kısmının, tazminat alacağı dava konusu hâline geldikten sonra bizzat icra dosya numarası belirtilmek sureti ile temlik alan kişilere devredildiği, bu durumda maddi hukuka ilişkin bir devirden söz edilemeyeceği, bu işlemin 6100 sayılı Kanun'un 125 inci maddesi kapsamında değerlendirilmesi gereken tipik bir “dava konusunun/müddeabihin” devrinden ibaret olduğu, bu temlikle temlik alan kişilerin sigortalı değil, davacı sıfatını kazandığı, bu nedenle temlik alan alacaklılar yönünden davanın aktif husumet ehliyetinin yokluğu sebebiyle reddine karar verilmesinin doğru olmadığı- Dairemiz bozma ilamında, dava dışı firmanın düzenlediği proforma fatura, teslim notu ve davacının düzenlediği faturalar ile davacının ticari defterleri incelenerek, malların dava dışı firma tarafından davacıya satılarak devredilip devredilmediğinin, davacının sırf satış ilişkisini sigorta güvencesine kavuşturmak amacıyla fatura düzenleyip düzenlemediğinin açıklığa kavuşturulmasının ve sonucuna göre karar verilmesi gerektiğinin belirtildiği, mahkemece bozma ilamına uyulması üzerine yapılan bilirkişi incelemesinde davacının ticari defterleri incelenmiş ve defterlerin usulüne uygun olmadığı tespit edildiğinden, sigortalı davacının, zararın gerçekleştiğini usulüne uygun delillerle ispatlayamadığı gözetilerek davanın reddine karar verilmesi gerekeceği-
TBK 19'a dayalı olarak açılan tasarrufun iptali davalarda, muvazaalı işlemin iptali için, dava konusu şeyi devir alan kişilerin tümünün muvazaa işleminde birlikte hareket ettiğinin ispatı gerektiği, İİK 283/2 nci maddesindeki bedele dönüşme halinin,  bu davalarda kıyasen uygulanamayacağı- Sadece dava konusu şeyin yargılama sırasında devredilmesi halinde HMK'nın 125.maddesinin uygulanması suretiyle davanın tazminata dönüşmesinin mümkün olduğu- Devir işleminin davanın açılmasından önce gerçekleşmesi durumunda HMK m. 125'in de uygulanma imkanı bulunmadığı-
Her davanın açıldığı tarihe göre değerlendirileceği ve dava koşullarının varlığının dava tarihine göre aranacağı- Dava konusu taşınmazda fiili taksimin varlığının kabulü için, satış tarihinde davacının ve davalıya pay satan satıcının, taşınmazda eylemli olarak kullandığı yerin bulunması gerektiği-
Tapu iptali ve tescil isteğine ilişkin davada, yenileme sonucu ada parsel numarası değişen taşınmazda payları bulunmayan kişiler hakkında payların iptaline karar verilmeyeceği ve sonradan pay alan kişiler yönünden HMK.'nin 125. maddesinin uygulanması gerektiği-
Tasarruf konusu olan taşınmaza ilişkin pay, (dava dışı kişi tarafından açılan tapu iptal ve tescil davasının kesinleşmesiyle), üçüncü kişinin mülkiyetinden Kanun gereği çıktığından, tasarrufun iptali davasının İİK 283/2. uyarınca otomatik olarak bedele dönüşeceği, bu düşünülmeden, infaz kabiliyeti olmayacak şekilde karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu-  "Dava konusu taşınmazın ihtiyati hacizle yükümlü olarak devredildiği, taşınmazın tapuda hâlen hakkındaki iptal koşullarının oluştuğu hususu kesinleşen davalı üçüncü kişi adına kayıtlı olduğu, hakkındaki dava taraf sıfatı yokluğu yönünden reddedilen ve bu yönde verilen karar kesinleşen kimsenin malik olduğu taşınmaz üzerindeki ihtiyati haczin davalı hakkındaki davanın kabulü ile kesin hacze dönüştüğü, davacı alacaklının alacağını, tasarrufun iptali kararıyla ihtiyati haczin kesin hacze dönüşmesi üzerine taşınmazın cebri icra yoluyla satışı ile tahsil edebileceği" şeklindeki görüşün ise HGK çoğunluğunca benimsenmediği-
Vekâlet görevinin kötüye kullanılması hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, olmazsa bedel istemi- Dava konusu bir  taşınmazın dava tarihinden sonra devredilmesi nedeniyle anılan taşınmaz nedeniyle 6100 sayılı Kanun’un 125 inci maddesi gereğince yeni malike davaya devam edildiği, diğer taşınmazlar yönünden ise davayı tazminat davasına dönüştürdükleri belirtilen eldeki dava dosyasında; davalının iyiniyetli olmadığı ve davalı ile el ve işbirliği içinde hareket ederek davacıyı zararlandırdığı iddiasının kabul edilip edilemeyeceği-
Davalı iş sahibi, sözleşmenin 25. maddesinde kararlaştırılan devir yasağı nedeniyle temlik alacaklısı yeni davacının kendisinden talep edebileceği alacağın bulunmadığını kanıtladığından, mahkemece sözleşmede temlik yasağı olduğu gerekçesiyle davanın aktif husumet ehliyeti yokluğundan reddine dair verilen direnme kararı usul ve yasa hükümlerine uygun olduğu-
Davalı ........... Bankası A.Ş. dava konusu ipoteğin dayanağı olan................. sayılı dosyasındaki ............... TL alacağını ............. tarihinde............ Varlık Yönetim A.Ş.'ye devir ve temlik etmiş olup davalı ............ Bankası A.Ş.'nin taraf sıfatı sona erdiğinden, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 125 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi gereğince devreden ve devralanın yargılama giderlerinden sorumlu olduğu gözetilerek temlik alan ............ Varlık Yönetim A.Ş. ile birleşen .............. Varlık A.Ş. yönünden davanın kabulüne karar verilmesi, yargılama giderlerinden de devreden ve devralanın müştereken sorumlu tutulması gerekeceği-
Dava konusu asıl alacak ve tüm ferilerin, 20.07.2022 tarihli temlikname ile davacı Al. İnşaat Ltd. Şti. tarafından ASM İnş. Harita Mühendislik Gıda San. Tic. Ltd. Şti.’ye temlik edilmiş olduğu, yargılama sırasında yapılan bu temlikin, maddi hukuk bakımından alacağın temliki sözleşmesi ise de usul hukukuna yansıyan sonucu dava konusunun devri olduğu, bu durumda temlik alan, devreden davacı yerine geçmiş olduğundan dava konusu alacak için devredilen kişi hakkında hüküm kurulmasının gerektiği, bu nedenle mahkemece, dava konusu alacak ASM İnş. Harita Mühendislik Gıda San. Tic. Ltd. Şti.’ye temlik edildiğine göre, ASM İnş. Harita Mühendislik Gıda San. Tic. Ltd. Şti. hakkında hüküm kurulmasının gerektiği- Mahkemenin sonraki hükmünün bozmada gösterilen esaslara aykırı bulunmasının, usule uygun sayılamadığı ve bozma sebebi olduğu, bu durumun, usulî müktesep hak kuralının bir çeşidi olduğu; bozma ilamında davacı yüklenicinin sözleşme nedeniyle yaptığı Noter masrafı, karar pulu, All Risk sigorta masrafı, Kamu İhale Kurumu payı ve teminat mektubu komisyon bedelleri, sözleşme gereği davalı idareye bildirilen teknik personelin masrafları vs. gibi isteyebileceği menfi zarar kalemlerinin ayrıntılı olarak açıklanmış olmasına karşın hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacı tarafından dava dışı taşeronlara yapılan avans ödemelerinin de menfi zarar kapsamında hesaplanarak bir sonuca ulaşıldığı, mahkemece bozmaya uyulduğu halde, bozma ilamının gereklerinin tam olarak yerine getirilmediği, tüm bu hususlar dikkate alındığında mahkemece yapılması gereken işin; bozma ilamında istenebilecek menfi zararlar kapsamında kabul edilen harcamaların toplam bedeli olan 60.770,82 TL bedel üzerinden karar vermekten ibaret olduğu-
Birleşen dava davalısı .............. Yönetim A.Ş. dava konusu alacağı davalı .......... Bank A.Ş.’den temlik almış olduğundan davalı ................ Bank A.Ş.'nin davalı sıfatı sona ermesine rağmen davalı temlik alan ............. Varlık Yönetim A.Ş.'nin taraf olarak gösterilmemesinin ve bu davalı hakkında red kararı verilmesine rağmen lehine vekalet ücretine hükmedilmemiş olmasının doğru olmadığı-