Uyuşmazlık, şirket müdürünün sorumluluğundan kaynaklı şirkete verdiği iddia edilen zarardan ötürü tapu iptali ve tescil, mümkün olmadığı takdirde bedelinin tahsili istemine ilişkindir...
Mahkemece, davacının dava konusu taşınmaza ilişkin tapu iptal ve tescil istemiyle açtığı davada talebini ıslah yoluyla tazminat istemine dönüştürdüğü, eldeki davada talep edilen düğün salonu niteliğindeki bağımsız bölümün iki ayrı bağımsız bölüme ayrılması için izin ve yetki verilmesi isteminin konusu kalmadığı gerekçesiyle davanın konusuz kalması sebebiyle esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulmasının doğru olmadığı-
Malın ayıplı olması nedeniyle misliyle değişimi davasından, davacının aracı devretmekle misli ile değişim hakkını yitirmiş olduğu- Ortadan kalkmış olan bir hakkın tekrar istenilmesinin dosya münderecatına uygun düşmediği- Mahkemenin açıklattırmak için süre vermesi de bu misliyle değişim dışındaki bir hakkın kullanılmasına yönelik olduğundan davacının ayıplı malı misli ile değişim hakkı haricindeki seçimlik haklarına yönelik talebi doğrultusunda aracın ayıp nedeniyle uğradığı kayıp hakkında inceleme yapılıp sonucuna göre karar verilmesi gerektiği-
Otoyol aydınlatma bedelinin tahsiline ilişkin itirazın iptali davasında, mahkemece alınan bilirkişi raporu ve ilgili mevzuat (4628 s. K. Geç. 17, Aydınlatma Yön. 3-4. md.) gereği, protokole konu yolların "karayolu aydınlatması" kapsamına girmediği, protokolde kastedilen otoyolların davalı İdare tarafından işletilen ve geçen araçlardan ücret toplanan yollar olduğu, davaya ve itiraza konu yolların ise, davalı İdarenin geçen araçlardan ücret almadığı yollardan olduğu, söz konusu yollardaki genel aydınlatma bedellerinden davalı kurumun sorumlu olmayacağı- 
Uyuşmazlık, markanın hükümsüzlüğü ve haksız rekabetin önlenmesi istemine ilişkindir...
Davacı/takip borçlusunun, takip ve dava konusu bonoda keşideci olarak imzası bulunmadığından, imzaya itiraz ederek, bono ve takipten dolayı borçlu bulunmadığının tespitini talep ettiği, yargılama sırasında imzaya itirazının olmadığını belirterek tahrifat iddiasında bulunduğu, senet aslı üzerinde yaptırılan bilirkişi incelemesinde senette tahrifat bulunduğu ve orijinal bedelin 5.000,00 TL olduğunun tespit edildiği, bu durumda senedin tahrifattan önceki miktar için geçerli sayılması gerektiği, davacı ............ tarafından senedin keşide edilmesinden sonra, bedelin 5.000,00 TL olmasına rağmen tahrifatla bedelinin 2.200.000,00 TL’ye yükseltildiğine göre, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 748 inci maddesi gereğince davacının bu senedin 5.000,00 TL'sinden sorumlu olduğu, geri kalan 2.195.000,00 TL’sinden sorumlu olmadığı, senet bedelinin 2.195.000,00 TL’sinden borçlu olmadığının tespitine, uyuşmazlık konusu senedin düzenlenmesinden sonra tahrifat yapıldığı, tahrifatlı halde senedin kötü niyetli olarak takibe konu edildiği, davacının eldeki davayı açmak zorunda kaldığı, davacı tarafın talep ettiği kötü niyet tazminatının koşullarının oluştuğu dikkate alınarak davacı keşideci/borçlu yararına tazminata hükmedilmesine, kötü niyet tazminatının davalı ...............'den tahsiline, yargılama giderinden ise, davacı talebi ile 6100 sayılı Kanun'un 125 inci maddesi nazara alınarak, davalılardan temlik veren ve temlik alanın birlikte sorumlu tutulmasına, bu hususun da yerel mahkemenin kabulünde olduğu, ancak dairelerince duruşma açılarak rapor alındığı gerekçesiyle temlik alan davalı ............. vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasına davanın kabulüne karar verilmesi gerekeceği-
Dava dosya konusu olan ............. ada ............. parselin 10.04.2015 tarihinde imar uygulaması ile ........ ve ......... adına tescil edildiği, daha sonra 20.05.2015 tarihinde trampa+birleştirme işlemi ile davalı .............. adına tescil edildiği ve 23.03.2018 tarihinde kat irtifakı kurulduğu ve 30 adet bağımsız bölümün dava dışı .......... Ltd. Şti. ile davalı .......... adına tescil edildiği, bir kısım kat irtifakı tapusunun el değiştirdiği anlaşıldığından, mahkemece davacı tarafa HMK'nın 125/1-a-b bentlerindeki yetkilerini kullanmak üzere süre verilip, kullanılacak yetkiye göre taraf teşkili sağlandıktan sonra yargılamaya devam edilerek davanın sonuçlandırılması gerekirken, bu husus üzerinde durulmadan yazılı şekilde hüküm tesisinin doğru olmadığı- Mahkemece yapılacak işin; hakimin davayı aydınlatma ödevi kapsamında davacıdan asıl davada taleplerinin ne olduğu, hangi sözleşmelerin feshinin talep edildiği sorularak sözleşme konusu taşınmazların kök tapuların ilk tesis tarihinden yapılan tüm işlemleri kapsayacak şekilde ekleri de getirtilerek gerekirse konusunda uzman bilirkişiden rapor da alınarak dava konusu taşınmazların imar öncesi ve sonraki durumu ve maliklerinin kim olduğu, sözleşmelerin yapıldığı tarihteki ve son hali ile maliklerin kim olduğunun tespit edilmesi, tespit edildikten sonra taraf teşkilinin sağlanıp sağlanmadığı belirlenerek sağlanmadı ise taraf teşkili sağlandıktan sonra öncelikle sözleşmelerin geçerli olup olmadığı, geçersiz ise geçersizliğinin tespitine karar verilmesi ve birleşen dosyalar yönünden ise yine konusunda uzman bilirkişiden rapor alınarak imar uygulaması kapsamında belediyeye DOP payından fazla hisse verilip verilmediğinin tespiti ile verildi ise tapu iptal tescile karar verilmesi, verilmedi ise belediyeye yönelik davanın reddine karar verilmesi, davalı G.Tosun yönünden ise hisselerin ne şekilde elde edildiği ve davacının belirttiği şekilde muvazaanın dosya kapsamında ispatlanıp ispatlanamadığı değerlendirilerek karar verilmesi, yine birleşen dosya konusu 2415 ada 13 parselin kök parsellerin imar uygulaması sonucunda oluşup oluşmadığı, oluştu ve muvazaa ile geçti ise artık kat itrifakına geçilip 3. kişilerin de tapuda malik görünmesi nedeni ile davacı tarafa HMK'nın 125/1-a-b bentlerindeki yetkilerini kullanmak üzere süre verilip, kullanılacak yetkiye göre taraf teşkili sağlandıktan sonra sonucuna göre karar verilmesi, sözleşmeler geçerli ise sözleşmedeki süreden sonra sözleşme feshedilmeyerek kira tazminatı alınmasının sözleşmedeki kesin vadeden vazgeçme anlamına gelmeyeceği de dikkate alınarak asıl dosya davalısının sözleşme sürelerinde davacıların kusurlu olduğu iddiasının araştırılarak davacılardan kaynaklı verilmesi gereken süre var ise tespiti ile sözleşmedeki bitiş tarihinin belirlenerek taraf teşkilleri sağlandıktan sonra asıl ve birleşen davalarda sonucuna göre karar verilmesinden ibaret olduğu- Eksik inceleme ile davacının talebi açıklattırılmadan, taraf teşkili sağlanmadan ve sözleşmelerde belirlenen sürenin geçip geçmediği araştırılmadan ve hatalı değerlendirme ile davacıların, işin vadesi olarak ileri sürülen tarihten sonra derhal fesih hakkı kullanılmayıp yükleniciden aylık dönemler halinde kira tazminatı alınarak kesin vadeden vazgeçmiş sayılmalarına karar verilerek hüküm kurulmasının doğru olmadığı-
Taraflar arasında harici olarak yapılan daire satış anlaşmasıyla 185.000 TL bedelle 6 no.lu bağımsız bölümün satışında anlaşıldığı, taşınmazı Aralık 2009 tarihinde tesliminin öngörüldüğü ve bedelin 28.12.2009 tarihi itibariyle 164.000 TL’sinin ödendiği, teslimin yapılıp tapu devrinin yapılmadığı, yapılan keşif ve alınan raporda bağımsız bölümün cebri satış yoluyla üçüncü şahsa satıldığının anlaşıldığı, tescilin mümkün olmadığı, davacının talebini tazminata dönüştürdüğü gerekçeleriyle ödenen konut bedelinin rayiç tutarı olan .............. TL’nin yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesi gerekeceği-
Uyuşmazlık, ipoteğin kaldırılması ve alacak istemine ilişkindir...
Poliçede belirtildiği şekilde sigorta tazminat alacağının tahsili talebine ilişkin bir hal söz konusu olmayıp taraflar arasında sigorta tazminatının tahsili için davacı tarafından başlatılan icra takibine konu meblağın bir kısmının, tazminat alacağı dava konusu hâline geldikten sonra bizzat icra dosya numarası belirtilmek sureti ile temlik alan kişilere devredildiği, bu durumda maddi hukuka ilişkin bir devirden söz edilemeyeceği, bu işlemin 6100 sayılı Kanun'un 125 inci maddesi kapsamında değerlendirilmesi gereken tipik bir “dava konusunun/müddeabihin” devrinden ibaret olduğu, bu temlikle temlik alan kişilerin sigortalı değil, davacı sıfatını kazandığı, bu nedenle temlik alan alacaklılar yönünden davanın aktif husumet ehliyetinin yokluğu sebebiyle reddine karar verilmesinin doğru olmadığı- Dairemiz bozma ilamında, dava dışı firmanın düzenlediği proforma fatura, teslim notu ve davacının düzenlediği faturalar ile davacının ticari defterleri incelenerek, malların dava dışı firma tarafından davacıya satılarak devredilip devredilmediğinin, davacının sırf satış ilişkisini sigorta güvencesine kavuşturmak amacıyla fatura düzenleyip düzenlemediğinin açıklığa kavuşturulmasının ve sonucuna göre karar verilmesi gerektiğinin belirtildiği, mahkemece bozma ilamına uyulması üzerine yapılan bilirkişi incelemesinde davacının ticari defterleri incelenmiş ve defterlerin usulüne uygun olmadığı tespit edildiğinden, sigortalı davacının, zararın gerçekleştiğini usulüne uygun delillerle ispatlayamadığı gözetilerek davanın reddine karar verilmesi gerekeceği-