Paydaşlığın giderilmesi davasında, HMK'nın 27. maddesi uyarınca davada, bütün paydaşların yer almasının zorunlu olduğu- Paydaşlardan veya ortaklardan birinin ölümü halinde, alınacak mirasçılık belgesine göre mirasçılarının davaya katılmaları sağlandıktan sonra işin esasının incelenmesi gerektiği-
Vekille temsilin söz konusu olduğu davada yapılacak tüm tebliğlerin vekile yapılması gereği de gözetilerek, karara esas alınan raporların davalı vekiline tebliği sağlanıp eksikliğin bu şekilde giderilmesi ve davalı vekilinin raporlara itirazlarının alınıp değerlendirilmesi ile oluşacak sonuca göre, davalı vekilinin diğer itirazları hakkında değerlendirme yapılması gerekirken, usule aykırı biçimde ve davalı yanın savunma haklarını da kısıtlayacak şekilde yargılamaya devam edilip karar verilmesinin bozmayı gerektirdiği- Davacının kaza nedeniyle maluliyeti oluşup oluşmadığı ve varsa maluliyet oranının, 30/03/2013 tarihli Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümleri ile ekindeki cetvellere göre belirlenmesi için, en yakın üniversite hastanesinin adli tıp anabilim dalı başkanlığından rapor alınıp oluşacak sonuca göre (maluliyet oranı bakımından davalı lehine oluşan usuli kazanılmış haklar dikkate alınarak) karar verilmesi gerekeceği- 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu, Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmeliğin 16/13. maddesi ve karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT'nin 17/2. maddesi gereği, davacı yararına hükmedilecek vekalet ücretinin, tarifeye göre belirlenen nisbi vekalet ücretinin 1/5'i tutarında (maktu ücretin altında kalmamak kaydıyla) olması gerektiği gözetilmeden, maktu ücretin altında kalacak biçimde (eksik) vekalet ücretine karar verilmesinin doğru olmadığı-
Son celsede, sadece tarafların dosyaya ibraz edilen belgeye karşı beyanları sorulması, ancak tahkikatın bittiği tefhim edildikten sonra, sözlü yargılama aşamasına geçildiği bildirilerek son sözlerinin sorulmaması durumunda, hukuki dinlenilme hakkını ihlal edilmiş olduğu-
Dava konusu taşınmazda hissedar olan A. oğlu M.S.'ye ait birden falza mirasçılık belgesinin bulunduğu anlaşılmakla, mahkemece her üç mirasçılık belgesi arasındaki çelişki giderilmeksizin en yakın tarihli sulh hukuk mahkemesine ait taraf ... tarih ... sayılı mirasçılık belgesine göre taraf teşkili sağlanmıştır. Mahkemece, üç adet mirasçılık belgesinden hatalı olan mirasçılık belgesine göre hatalı olan mirasçılık belgelerinin iptali için ilgili tarafa süre verilerek doğru mirasçılık belgesi temin edildikten sonra buna göre taraf teşkili sağlanıp işin esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken, en yakın tarihli mirasçılık belgesi hükme esas alınmak suretiyle karar verilmesinin uygun olmayacağı-
Paydaşlığın (ortaklığın) giderilmesi davalarında, bütün paydaşların yer almasının zorunlu olduğu- Paydaşlığın (ortaklığın) giderilmesi davalarında, paydaşlardan veya ortaklardan birinin ölümü halinde alınacak mirasçılık belgesine göre mirasçılarının davaya katılmaları sağlandıktan sonra işin esasının incelenmesi gerektiği- Dava konusu olayda, üç adet mirasçılık belgesinden hatalı olan mirasçılık belgelerinin iptali için ilgili tarafa süre verilerek doğru mirasçılık belgesi temin edildikten sonra buna göre taraf teşkili sağlanıp işin esası hakkında bir karar verilmesi gerektiği-
Davacı vekiline bozma ilamı tebliğ edilerek, bozmaya karşı diyecekleri sorulmadan savunma hakkını kısıtlayacak ve adil yargılanma hakkını etkileyecek şekilde yargılamaya devamla yazılı şekilde hüküm kurulmasının usul ve yasaya aykırı olduğu-
2828 sayılı Kanuna göre alınmış olan korunma kararının kaldırılmasına ilişkin davanın çocuk mahkemesinin görevine girdiği, çocuk mahkemelerinin bulunmadığı yerlerde aile ya da asliye hukuk mahkemelerinin görevli olacağı- Korunma kararının kaldırılmasına yönelik davanın hakkında korunma kararı alınmış olan çocuğa, çocuk ergin değilse yasal temsilcisine (veli veya vasisine) yöneltilmesi gerektiği-
Korunma kararının kaldırılmasına yönelik istek, korunma altında bulunan çocuğun hak ve menfaatleriyle de ilgili olduğundan davanın; hakkında korunma kararı alınmış olan çocuğa, çocuk ergin değilse yasal temsilcisine (veli veya vasisine) yöneltilmesi gerektiği- Dava konusu olayda, korunma kararı, davacı kurumun başvurusu üzerine kaldırılmış olsa da çocuğun yasal temsilcisine husumet yöneltilmediği gibi, karar da yasal temsilciye tebliğ edilmediğinden taraf teşkili sağlanmadan hukuki dinlenilme hakkı tanınmadan verilen karar usul ve kanuna aykırı olduğu-