Temyize konu edilen miktar bakımından Bölge Adliye Mahkemesi kararının kesin nitelikte olduğu-
Kısa kararla gerekçeli kararın çelişik olmasının mutlak bir bozma sebebi oluşturacağı ve bozmadan sonra hakimin önceki kısa kararla bağlı olmaksızın çelişikliği kaldırmak kaydıyla vicdani kanaatine göre karar verebileceği-
28.07.2020 tarihinde yürürlüğe giren 7251 s. K. ile HMK m. 353/1-b-3'e eklenen “başvurunun esastan reddine veya” ibaresi ile HMK m. 356'ye eklenen 2. fıkraya göre bölge adliye mahkemesi tarafından yargılamada eksiklik görülerek dava konusu uyuşmazlık üzerinde duruşma açılarak inceleme yapılması durumunda esastan ret kararı verilmesinin mümkün olduğu- Bölge adliye mahkemesince verilen karar tarihi 02.06.2021 olup kararın verildiği tarihte bu ibare ve hüküm yürürlükte olduğundan bölge adliye mahkemesince bu tarihte yürürlükte bulunan hükümler gereğince duruşma açılarak bilirkişi raporu alınması sonucunda HMK'nın 356/2. maddesi kapsamında istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesinin hukuka uygun olduğu-
1. HD. 26.12.2024 T. E: 4114, K: 7129
1. HD. 19.12.2024 T. E: 4650, K: 6972
HMK m. 341 vd. uyarınca istinaf yoluna başvuru süresinin iki hafta olduğu, bu sürenin, ilamın usulen taraflardan her birine tebliğiyle işlemeye başlayacağı- Somut olayda, ilk derece mahkemesince gerekçeli karar davacı vekiline 22/04/2024 tarihinde tebliğ edilmiş olup, davacı vekili 07/05/2024 tarihinde istinaf kanun yoluna başvurmuş olduğundan istinaf başvurusunun süresinde olmadığı- davalıların davacı şirket yetkilisini telefonla arayarak telefona gelen şifreyi hileli davranışlarla ile kendisinden aldıkları bu nedenle bahse konu bedeli davacıya iade ile yükümlü oldukları ancak her ne kadar bilirkişi raporunda davalı bankanın da bu bedelden müşterek müteselsil sorumlu olduğu belirtilmiş ise de, bankanın üzerine düşen güvenlik önlemlerini aldığı, davacı şirket hattına SMS ile şifre gönderdiği, bu şifreyi davacı şirket yetkilisi 3. Kişiler ile paylaşmasaydı davacı şirket hesabından para aktarımının söz konusu olmayacağı, bu nedenlerle davalı bankanın üzerine düşen özen yükümlülüğünü ihlal ettiğinin ve sonuç olarak bu bedelden sorumlu olduğunun kabul edilemeyeceği-
HMK'nun karar tarihinde yürürlükte olan 353/1-b-1 maddesi uyarınca yargılamada eksiklik bulunmadığı ve kanunun olaya uygulanmasında hata edilmediği anlaşılır ise istinaf isteminin esastan reddine karar verilmesi gerektiği - 28.07.2020 tarihinde yürürlüğe giren 7251 sayılı Kanun ile 6100 sayılı Kanun'un 353/1-b-3 maddesine eklenen “başvurunun esastan reddine veya” ibaresi ile 6100 sayılı Kanun'un 356'ncı maddesine eklenen ikinci fıkraya göre bölge adliye mahkemesi tarafından yargılamada eksiklik görülerek dava konusu uyuşmazlık üzerinde duruşma açılarak inceleme yapılması durumunda esastan ret kararı verilmesi mümkün olduğu -
7251 s. K. ile HMK m. 353/1-b-3 maddesine eklenen “başvurunun esastan reddine veya” ibaresi ile HMK m. 356'ya eklenen 2. fıkraya göre bölge adliye mahkemesi tarafından yargılamada eksiklik görülerek dava konusu uyuşmazlık üzerinde duruşma açılarak inceleme yapılması durumunda esastan ret kararı verilmesinin mümkün olduğu- Bölge adliye mahkemesince kararın verildiği tarihte bu ibare ve hüküm yürürlükte olduğundan bölge adliye mahkemesince bu tarihte yürürlükte bulunan hükümler gereğince duruşma açılarak bilirkişi raporu alınması sonucunda HMK m. 356/2 kapsamında istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesinin yapılan yeni kanun değişikliğine ve hukuka uygun olduğu- "Bölge Adliye Mahkemesince ilk derece yargılamasında görülen eksikliğin duruşma açılmak suretiyle tamamlandığı anlaşıldığından, HMK m. 353/1-(b)-1 gereğince duruşma açılmaksızın tamamlanabilecek yargılama eksikliklerinin varlığı durumunda dâhi, Bölge Adliye Mahkemesince esastan yeni bir karar verilmesinin gerekli kılınmış olduğu nazara alındığında, yargılamadaki eksikliğin duruşma açılarak giderilmesi hâllerinde, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilemeyeceği, bu gibi hâllerde de esastan yeni bir hüküm kurulması gerektiği; bunun HMK m. 297'ye aykırı olduğu, zira gerekçe ve sonucun birbirinden farklı olamayacağı, Bölge Adliye Mahkemesince yeni delil toplamak suretiyle verilecek esastan ret kararının HMK'nun sistematiğine de aykırı olduğu" görüşünün HGK çoğunluğu tarafından benimsenmediği-
Taraflar arasında imzalanan Sermaye Piyasası Araçlarının Alım Satımına Aracılık Kapsamında İşlem ve Portföy Aracılığı Çerçeve Sözleşmesinin kapsamı, içeriği, hacmi ve dava değeri göz önünde bulundurulduğunda davalının ticari amaçla hareket ettiğinin değerlendirilemeyeceği bu nedenle Tüketici Mahkemelerinin görevli olduğu-
Marka hükümsüzlüğü istemi- Sınai mülkiyet hakkı sahibi tarafından, üçüncü kişiler aleyhine açılacak hukuk davalarında yetkili mahkemenin davacının yerleşim yeri veya hukuka aykırı fiilin gerçekleştiği yahut bu fiilin etkilerinin görüldüğü yer mahkemesi olduğu, marka sahipliği belgesinde davalı firma adresinin Mersin olduğu, davalı vekilinin yetki ve görev itirazının yerinde olmadığı, davalı vekilinin bilirkişi raporuna karşı beyan dilekçesinde delillerinin toplanmadan bahisle bilirkişi raporuna yönelik bir itirazının olmadığı, yine davalı vekilinin karar duruşmasında hazır bulunduğu delillerinin toplanmadığına dair iddia ve savunmada bulunmaksızın davanın reddini talep ettiği, ilk derece mahkemesince davacı firmaya ilişkin faaliyet konusuna ilişkin bilgi ve belgelerin ...Belediyesi'nden istendiği, toplanan deliller ve alınan bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli olduğu, davalı vekilinin tüm delilleri toplanmadığına ilişkin istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı, davanın tescilsiz kullanım ve kötü niyetli tescil sebebine dayalı hükümsüzlük davası olduğu, davacının ticaret siciline ... ticaret ünvanıyla 09.03.1998 tarihinden beri tescilli olduğu, Ulaştırma Bakanlığından alınan yetki belgesi uyarınca davacı firmanın taşıma alanında acentelik yaptığı, davacının ... markasını tescilsiz olarak kullandığı ve dava konusu marka üzerindeki öncelikli hak sahibinin davacı şirket olduğu anlaşılmakla hükümsüzlük koşullarının oluştuğu ve davalı vekili tarafından ileri sürülen istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı- Bölge Adliye Mahkemelerinin, Mahkemenin görevli ve yetkili olmasına rağmen görevsizlik veya yetkisizlik kararı vermiş olması veya mahkemenin görevli ya da yetkili olmamasına rağmen davaya bakmış bulunması halinde verecekleri kararların HMK m. 353/1-(a) alt bendi uyarınca kesin olduğu-
