Bölge Adliye Mahkemesinin istinaf istemi üzerine vermiş olduğu karar, yalnızca (münhasıran) gönderme kararı olmayıp, aynı davanın eki niteliğinde olan kişisel ilişki düzenlemesiyle ilgili kaldırma ve gönderme kararı verildiğinden,, Bölge Adliye Mahkemesinin eldeki dosyaya ilişkin kararının tüm yönleriyle temyizi kabil bir karar olduğu- Boşanmanın eki niteliğinde bulunan ve boşanma davasının eki olması sebebiyle tüm istinaf istemlerinin bir bütün hâlinde değerlendirilerek bir karar verilmesi gerekirken, yoksulluk nafakası talebi yönünden karar verilmesine yer olmadığına, boşanma davasının eki niteliğindeki kişisel ilişki isteminin asıl davadan ayrılmak suretiyle buna ilişkin hükümlerin kaldırılarak dosyanın bu yönüyle İlk Derece Mahkemesine gönderilmesinin, sair yönlerden ise kısmen istinaf incelemesi yapılarak esas yönden karar verilmesinin hatalı olduğu-
İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesi değiştirildiğine göre Bölge Adliye Mahkemesince, 6100 sayılı Kanun’un 353/1-b(2) hükmü gereğince yeniden esas hakkında hüküm kurulması gerekirken anılan hükme aykırı şekilde davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi isabetli usule aykırıdır.
Bölge Adliye Mahkemesi kararlarının temyizi üzerine Yargıtayca verilen kararlar hakkında karar düzeltme yoluna gidilmesinin mümkün olmadığı-
Uyuşmazlık Mahkemesi Hukuk Bölümünün dosyaya emsal teşkil edecek 2020/400 E. 2020/453 K. sayılı kararı ile Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2020/2045 Esas ve 2020/1746 Karar sayılı kararına göre 2918 sayılı Kanun'dan kaynaklanan tüm sorumluluk davalarının adli yargıda görülmesi gerekliliğinin ortaya çıktığı, bu nedenle davalı idarenin 2918 sayılı Kanun’dan kaynaklanan sorumluluğu nedeniyle tazminat talep edilmesine göre uyuşmazlığın çözümünde adli yargı görevli olacağından mahkemece esasa yönelik  inceleme yapılarak karar verilmesi gerekirken yargı yolu nedeni ile ret kararı verilmesinin doğru olmadığı-
Bölge Adliye Mahkemesince, işin esasına girilerek değerlendirme yapılarak gerekçenin değiştirilmesi karşısında, ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılarak, HMK m. 353/1-b/2 uyarınca yeniden esastan bir karar verilmesi gerekeceği- İlk derece mahkemesi kararının doğru olduğu gerekçesi ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu-
Dosyada bir tefrik kararı bulunmadığı tasarrufun iptali davasının her üç davalı bakımından aynı dava dosyası üzerinden yürütüldüğü somut olayda, Bölge Adliye Mahkemesince bir kısım davalılar yönünden istinaf taleplerinin esastan reddine karar verildiği, bir kısım davalılar yönünden ise davanın yeniden görülmesi için dosyanın Mahkemesine gönderilmesine karar verildiği, dava dosyasının esasen bütünlüğünü korumasına rağmen hükmün (akabinde de dava dosyasının) usule aykırı şekilde bölündüğü, bir bölümünün de usule aykırı şekilde yargılamasına devam edildiği anlaşıldığından, yeniden incelenmek üzere mahkemesine iadesine dair karar kesin nitelikte ve esastan ret yönünde verilen karar temyize tâbi dava dosyasının bir bütün olduğu ve hükmün bu suretle bölünemeyeceği gözetilerek bu dosyanın öncelikle yerel mahkemesine gönderilerek Bölge Adliye Mahkemesince belirtilen eksiklikler tamamlanarak yeniden yargılama yapılması, verilecek kararın Bölge Adliye Mahkemesi denetimine tâbi tutulduktan sonra temyiz incelemesi yapılmak üzere Özel Daireye gönderilmesi gerektiğinden önceki kararda direnilmesi yerinde bulunmadığı- Dosya HGK’da temyiz incelemesinde bulunduğu aşamada davalı borçlu hakkında iflasın açıldığı anlaşıldığından, İİK m. 194 uyarınca davanın durmasının kendiliğinden gerçekleşeceği, bu nedenle Bölge Adliye Mahkemesince bu konudaki usulî eksikliklerin giderilmesi ve İİK'nın 194. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere direnme kararının bozulması gerektiği-.
Davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353/1-b(1) hükmü gereğince esastan reddine karar verildikten sonra İlk Derece Mahkemesinin ilgili hüküm fıkrasının çıkarılarak yerine yeni hüküm fıkrasının eklenmesi yönünde karar verilmesi hatalıdır.
Bölge adliye mahkemesinin ilk derece mahkemesi kararını kaldırarak yeninden esas hakkında verdiği kararın Yargıtay tarafından bozulması hâlinde dosyanın, kararı veren bölge adliye mahkemesine gönderilmesi gerektiği (HMK m. 373/2)- Özel Daire tarafından dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmiş olmasının, bölge adliye mahkemesinin HMK m. 373/3 kapsamında bozma kararına karşı direnme kararı verme yetkisini ortadan kaldırmayacağı gibi bu yetkinin ilk derece mahkemesine devri sonucunu da doğurmayacağı- Özel Dairenin birinci bozma kararı ile bölge adliye mahkemesinin esastan verdiği hükmün araştırmaya ve incelemeye yönelik bozulmasına rağmen HMK m. 373/2'ye aykırı olarak dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi sonrasında ilk derece mahkemesince bozma ilâmı ile ilgili olarak HMK m. 373/3 çerçevesinde bir karar vermek üzere bölge adliye mahkemesine gönderilmesi gerekirken anılan hükme aykırı şekilde işletilen yargılama sürecinde araştırma ve inceleme yapılarak neticede direnme adı altında verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğu-
İlk derece mahkemeleri ile bölge adliye mahkemeleri arasında olumsuz görev uyuşmazlığı bulunması ve bu kapsamda yargı yerinin belirlenmesinin HMK'da düzenlenmediği (yasa koyucunun ilk derece mahkemesi ile bölge adliye mahkemeleri arasında olumsuz görev uyuşmazlığının çıkmasının mümkün görmediği)- Bölge Adliye Mahkemesince verilen karar ile, HMK m. 353/(1)-a.4 uyarınca İlk Derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine kesin olarak karar verilmesinden sonra İlk Derece Mahkemesince yargılamaya kaldığı yerden devam edilerek karar verilmesi gerekirken görevsizlik nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmesinin yerinde olmadığı- Bu durumda, "İlk Derece Mahkemesinin görevsizlik kararının, Bölge Adliye Mahkemesinin görevsizlik kararının, Özel Dairenin bozma kararının ve Bölge Adliye Mahkemesinin direnme kararının kaldırılmasına", "dosyanın incelenmek üzere İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi" gerektiği-
İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılan yargılamada esasın incelenmesine engel bir eksikliğin mevcut olmadığı ve fakat hukukun/delillerin yanlış uygulandığı değerlendirmesinde bulunulmasına göre duruşma açılıp gerekirse yeniden bilirkişi raporu alınarak yanlış uygulandığı tespit edilen hususlar giderildikten sonra sonucuna göre yeni bir karar verilmesi gerektiği-