Alacaklı şirketin hissedarı olan borçluya, aynı zamanda alacaklı şirketin ticaret sicilinde kayıtlı olduğu adresine yapılacak tebligat, Tebligat Kanununun 39. maddesine aykırı olacağından, borçlunun ‘tebliğ işlemini usulsüzlüğüne’ ilişkin şikayetinin kabulü gerekeceği–
‘Ödeme emrinin tebliğinin usulsüz olduğunu’ ileri süren borçlunun ayrıca takip konusu borca ve icra dairesinin yetkisine de itiraz etmiş olması halinde mahkemece öncelikle ‘ödeme emri tebligatı usulsüzlüğü’ hakkında inceleme yapması ve diğer itirazlar hakkında onun sonucuna göre karar vermesi gerekeceği–
Tebligat Kanununun 35/I maddesine göre tebligat yapılabilmesi için, muhataba daha önce aynı adreste usulüne uygun olarak tebligat yapılmış olmasının zorunlu olduğu–
Vekil ile takip edilen işlerde –Teb. K. 11, Avukatlık K. 41, HUMK. 62-68 (şimdi; HMK. 73-83) gereğince- tebligatın (satış ilanının, duruşma gününün, ilamın, ödeme emrinin vs.) vekile yapılması gerekeceği–
“Ödeme emri tebliğ işleminin usulsüz olduğu”nu ileri sürerek şikayette bulunan borçlu bu iddiasının her türlü delille kanıtlayabileceğinden ve borçlu şikayetinde maddi vakalara dayanarak tebligatın usulsüzlüğünü ileri sürmüş olduğundan olayın özelliği ve şikayetin niteliği gereği, duruşma açılarak şikayetin sonuçlandırılması gerekeceği–
Mahkemece borçlunun usulsüz tebligata ilişkin öğrenme tarihinin tespiti edilememesi halinde şikayet tarihinin tebligatı öğrenme tarihi olarak kabulüne karar verilmesi gerekeceği–