İtirazın iptali davası takip de taraf ehliyeti bulunmayan aynı hasıma karşı yapıldığından, davadaki taraf değişikliğinin itirazla duran takip sürecine etki edemeyeceği ve takibi en başından geçerli hâle getiremeyeceği, bu nedenle HMK 124'deki taraf değişikliğine ilişkin hükümlerin somut olayda uygulanabilirliği bulunmadığı-
TBK. 19 gereğince muvazaa hukuksal nedenine dayalı açılan iptal davasında, borçlu tarafından ilk satış yapılan şahıs ve varsa diğer satış yapılan şahıslarında davaya dahil edilip taraf teşkilinin sağlanması gerektiği- Mahkemece "dava konusu aracı satın alanların son malike kadar isimleri belirlenmiş olarak, dahili dava sağlanması için süre verilmesi ve taraf teşkili sağlandıktan sonra "tüm kayıt malikleri" yönünden muvazaa olgusu (TBK 19) araştırılarak var olduğunun saptanması halinde davanın kabulüne tümü yönünden muvazaanın varlığının ispatlanmaması halinde dava bedele dönüşmeyeceğinden reddine karar verilmesi gerektiği-
İİK'nun 149/b maddesi gereğince; icra memurunun, borçluya ve varsa taşınmaz sahibi üçüncü şahsa 60. maddeye göre birer ödeme emri göndereceği, anılan maddede sözü edilen bu hususun, aralarında zorunlu takip arkadaşlığı olan borçlu ile rehin veren üçüncü kişi hakkında birlikte takip yapılmasını gerektireceği, icra müdürlüğünce yasanın emredici bu hükmüne rağmen taşınmazı takip tarihinden önce satın alan yeni malike icra emri gönderilmemesinin ve dolayısı ile taşınmazın yeni malikine itiraz ve defilerini ileri sürme hakkı verilmemesinin yasaya aykırı olduğu, bu eksikliğin ancak HMK'nun 124. maddesine göre, alacaklı tarafından, taşınmazı takip tarihinden önce ipotekle yükümlü olarak satın alan kişiye karşı ek takip talebinde bulunulup icra emri gönderilmesi suretiyle sonradan tamamlatılabileceği, bu hususun takibin her aşamasında ve süresiz olarak ileri sürülebileceği-
Araç muayene belgelerinde kuzey-güney ayrımı yapılmaksızın sadece “TÜV-TÜRK” logosunun yer aldığı ve fakat resmi internet sitesinin iletişim bölümünde ise yalnızca Tüvtürk Kuzey A.Ş.’nin ticaret unvanın bulunduğu hususları gözetildiğinde, pasif husumetin tayininde bahsi geçen yanılmanın kabul edilebilir bir yanılgıya dayandığının kabulü gerekeceği, bu durumda mahkemece, HMK'nın 124 ve 115. maddeleri gereğince, davacıya iradi taraf değişikliği yapmak üzere süre verilip dava dilekçesinin ilgilisine tebliği sağlanarak sonucuna göre karar verilmesi gerekeceği-
Alacağın temliki, kendilerine bildirim yapılmadığı hallerde borçlu yahut mirasçılarının bu temlikten haberlerinin olmasının beklenemeyeceği, dava dilekçesinde tarafın yanlış veya eksik gösterilmesinin kabul edilebilir bir yanılgıya dayandığı anlaşıldığından HMK 124/4 maddesi gereğince davacıya taraf değişikliği yapmasına izin verilerek davanın...’na yöneltilmek suretiyle bir karar verilmesi gerekeceği-
Kooperatifin tüzel kişiliğinin halen devam ettiği, tüzel kişiliğin devamı süresinde dairelerde oturan gerçek kişilerin 'site yönetimi' adı altında bir yönetim oluşturup site yönetiminin dairelerde oturan kişilerden aidat tahsil ettiği ve kooperatifin tüzel kişiliğinin devam etmesi sebebiyle oluşturan site yönetiminin hukuken varlığının kabulü tartışmalı olduğu somut olayda hukuki tasnifin hakime ait olduğu- Dava dilekçesinde davacı kooperatifin site yönetimi olarak gösterilmiş olmasının, davacı kooperatifin taraf sıfatı olmadığı anlamına gelmeyeceği- Davacı kooperatifin verdiği hizmete katılma payı niteliğindeki aidat alacağını davalı kooperatif üyelerinden isteyebileceği; bu nedenle davanın kooperatif hukukundan kaynaklandığının kabulüyle işin esası incelenerek aidat alacağının olup olmadığı, aidat alacağının kaynaklandığı dönem ve faizler hususunda uzman bir bilirkişiden rapor alınarak sonucuna göre hükme varılması gerektiği-
Yargıtay bozma ilamında “Muhdesatın tespiti davalarında taşınmazın tapusuz olması halinde Hazine ile ilgili Köy veya Belediye Tüzel Kişiliğinin davada yer almasının zorunlu” olduğunun belirtildiği ve mahkemece 1. celsede bozma ilamına uyulduğu, hal böyle olunca 6360 sayılı Kanun gereğince ilgili kamu tüzel kişiliği olarak davada yer alması gereken ............. Büyükşehir Belediye Başkanlığı'nın davaya dahil edilmesi gerekeceği, taraf teşkilinin sağlanmasının dava şartı olduğu, taraf teşkilinden sonra Hazine ve ..., ... hakkında olumlu olumsuz karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde HMK’nin 124 maddesi gereğince karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesinin bozmayı gerektirdiği-
Tapu sicil Müdürlüğü'nün ........... tarihli yazısından ............ numaralı parselde davalı adına kayıtlı bulunan ............... hissenin davalı ... tarafından ........... tarihinde davalı ...'a satıldığının anlaşıldığı, tapu iptal ve tescil davaları tapu kayıt maliki aleyhine açılacağından dava tarihi itibariyle dava konusu hissenin malikinin ... olduğu ancak Tapu Sicil Müdürlüğünün ........... tarihli yazısından anlaşıldığından davalı olarak tek başına ...'ın gösterilmesinin HMK.'nun 124. maddesi hükmü gereğince kabul edilebilir bir yanılgıya dayandığı, 6100 sayılı HMK'nun 124. maddesi gereğince tarafta iradi değişiklik değerlendirilerek hüküm kurulması gerekeceği-
Usul hukukumuzda dahili dava müessesesi bulunmayıp, HUMK'nın 49-52 maddeleri (6100 S.HMK.md.61 vd.) uyarınca, dava dilekçesinde davalı olarak gösterilmeyen kişi, dava açıldıktan sonra ihbar ya da dahili dava dilekçesi ile davada taraf sıfatını kazanamayacağı gibi, ıslah yoluyla dahi davada taraf değişikliğinin olanaklı bulunmadığı ve husumetin mahkemece re'sen dikkate alınması gerektiği, bu duruma göre dahili dava dilekçesiyle davaya dahil edilen TOKİ Başkanlığı hakkında usulüne uygun olarak açılmış bir dava bulunmadığından ve davada taraf sıfatı taşımadığından, hakkında hüküm kurulmasının doğru olmadığı-
Dosyadaki tapu kaydına göre aleyhine geçit kurulan 584, 585, 587 parsel sayılı taşınmazların maliklerinin davada taraf olarak yer almadıkları anlaşıldığından, adı geçen tapu kayıt maliklerine davanın yöneltilmesi, dava dilekçesi tebliğ edilerek taraf teşkili tamamladıktan sonra, davaya karşı savunmaları alınarak davanın esası hakkında bir karar verilmesi gerekeceği- Geçit bedelinin hükümden önce davacıya depo ettirilmesi ve depo edilen bu bedelin aleyhine geçit tesis edilen taşınmazın maliklerine, karar kesinleştiğinde talep olmaksızın ödenmesine karar verilmesi gerekeceği- Kurulan geçit hakkının Türk Medeni Kanununun 748/3 ve 1012. maddesi ile yeni Tapu Sicil Tüzüğünün "İrtifak hakları ve taşınmaz yükünün tescili" başlıklı 30. maddesi gereğince kütük sayfasında ayrılan özel sütununa tesciline karar verilmesi gerekirken tapuya tesciline karar verilmesinin doğru olmadığı-