Vakıf evladı olduğunun tespiti davasının, çekişmeli yargı işi olduğu- Hasımsız olarak açılan davanın ilk derece mahkemesince yapılan yargılamasında yasal hasım sıfatı bulunan davalıların davaya eklendiği, dava konusunun vakıflar hukukuna ilişkin olması ve bu alanın karmaşık bir niteliğe sahip olması dikkate alındığında davacının "yasal hasım" konumunda bulunan davalıları eldeki dava dilekçesinde davalı olarak göstermemiş olmasının aynen 6100 sayılı Kanun'un gerekçesinde işaret edildiği üzere "haklı bir yanılma" olarak kabul edilmesi gerektiği; bu yanılmanın dürüstlük kuralına aykırı bir yönünün bulunmadığı- Davacının yargılamayı uzatmak yönünde bir niyeti olamayacağı gibi bunda hukuki bir yararının da bulunmadığı, eksikliğin giderilmiş olduğu ve yargılamaya gerçek tarafla devam edilerek esas hakkında karar verildiği, gelinen aşama dikkate alındığında davanın sırf bu nedenle usulden reddine karar verilmesinde daha üstün bir yararın bulunmadığı-
Çift taraflı trafik kazası- Hasımda yanılma- Taraf değişikliği talebinin reddi-
İcra takip dosyasında, şikayetçi hakkında hali hazırda düzenlenmiş iki ayrı takip talebi bulunmakta olup, Bölge Adliye Mahkemesinin ilk takip talebindeki eksikliklerin yeni takip talebi ile giderildiğinden bahisle şikayete konu ilk takip talebinin hükmü kalmadığı gerekçesinin aksine, şikayete konu ilk takibin iptal edilmediği sürece ayakta ve geçerli olduğu, dolayısıyla şikayetçinin takibe dayanak bonoda isim ve imzası bulunmadığı halde şahsen borçlu sıfatı ile gösterildiği takip talebinin iptalini istemekte hukuki yararının bulunduğu, o halde Bölge Adliye Mahkemesince, şikayete konu takip talebi hakkında inceleme yapılarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirmeyle şikayetin hukuki yarar yokluğundan reddine karar verilmesinin isabetsiz olduğu-
Davacı, her ne kadar ............. Ticaret ve Sanayi Odasına husumet yönelterek işbu davayı açmış ise de amacının ................ Ticaret Sicil Müdürlüğünü dava etmek olduğu, davacı, davasını yanlış kuruluşa yöneltmekle hasımda değil, temsilcide yanıldığından, İlk Derece ve Bölge Adliye Mahkemelerince, bu yanlışlık düzeltilerek davaya ................. Ticaret Sicil Müdürlüğüne karşı devam olunması veya 6100 sayılı Kanun'un 124 üncü maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkrası değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekeceği-
Otoyol aydınlatma bedelinin tahsiline ilişkin itirazın iptali davasında, mahkemece alınan bilirkişi raporu ve ilgili mevzuat (4628 s. K. Geç. 17, Aydınlatma Yön. 3-4. md.) gereği, protokole konu yolların "karayolu aydınlatması" kapsamına girmediği, protokolde kastedilen otoyolların davalı İdare tarafından işletilen ve geçen araçlardan ücret toplanan yollar olduğu, davaya ve itiraza konu yolların ise, davalı İdarenin geçen araçlardan ücret almadığı yollardan olduğu, söz konusu yollardaki genel aydınlatma bedellerinden davalı kurumun sorumlu olmayacağı-
Yangın nedeniyle uğranılan bakiye zararın tazmini talebi- Sigorta Tahkim Komisyonu Uyuşmazlık Hakem Heyeti Kararı ve İtiraz Hakem Heyeti Kararı ile Mahkemece yapılan keşif ve bilirkişi raporları birlikte değerlendirildiğinde; yangının saat 22.38 sıralarında başladığı, şebeke arıza kayıtlarının sorgulanmasından aynı gün saat 21.18'de arıza gösterdiğinin makine servis sorumlusu beyanından anlaşıldığı fakat yangının başlamasından 50 dakika sonra sistemde arıza kaydının oluşturulduğu, yer altı kablosunun ve kablo tranşesinin standartlara uygun olmadığı, yer altı enerji kablosunun işletme toprağı ucu transformatör ile bağlantısının kopması, yer altı kablosunun işletme tarafı fazlardan biri ile kısa devre olması ve işletmenin koruma sistemlerinin kontrol dışı kalmasına sebep olduğu, yangın sonrası davalının elemanları tarafından arızayı gidermeye yönelik çalışmalar esnasında meydana gelen ark ve patlamaların olmasının tespiti destekler mahiyette olduğu- (Dava konusu yangının, davalı dağıtım şirketine ait hattan meydana geldiği anlaşıldığı)
Davacının yurt dışında bulunduğu ve geçirdiği kaza nedeniyle çalışmadığı tarihler gözetilerek, dava dışı şirketlerde çalışması bulunduğunun tespiti hâlinde anılan çalışma dönemi öncesi yönünden hak düşürücü sürenin geçip geçmediği hususu irdelenip ayrıca davacıya çalıştığı işyerleri sorulduktan sonra bildirim yapan işyerlerinin davalı şirketten bağımsız ve farklı olduğunun belirlenmesi durumunda dava dışı işverenlerin davaya katılımları sağlandıktan sonra işçilik alacağı dosyasının kesinleştiğinin anlaşılması hâlinde sonucu da gözetilmek suretiyle hizmet tespiti davalarının kamu düzenine ilişkin ve kendiliğinden araştırma ilkesine tâbi davalardan olduğu dikkate alınarak araştırma genişletilmek suretiyle deliller toplanması sonrasında dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek sonucuna göre infaza elverişli bir karar verilmesi gerektiği-
Ölü kişiye takip başlatılması söz konusu olmayıp takip talebinde açıkça takip borçlusu olarak ''N. T. Mirasçıları" gösterilerek takip başlatıldığı, dolayısıyla burada 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun tarafta iradi değişikliği düzenleyen 124. maddesinin uygulama alanı bulunmadığı, her ne kadar Bölge Adliye Mahkemesince Dairemiz kararlarına dayanılmış ise de; bahsi geçen kararlarda mirasçılara değil doğrudan muris aleyhine takip başlatıldığı, dolayısıyla işbu davada emsal teşkil etmeyeceği, hali hazırda mirasçılara yapılmış takip bulunduğundan ek takip talebine de gerek olmadığı anlaşılmakla Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması gerekeceği-
İhale konusu edilen ipotekli taşınmazı takipten evvel satın alan Ö..............’ın asıl borçlu yanında ipotekli taşınmaz maliki olarak gösterilmeden takip talebi ve icra emri düzenlendiğinin görüldüğü, ipotek veren üçüncü kişi ile asıl borçlu arasında zorunlu takip arkadaşlığı bulunduğundan bu hususun, mahkemece re'sen göz önünde bulundurulması gerekeceği, bu durumda, HMK'nun 124. maddesi uyarınca alacaklı tarafından, taşınmaz maliki yönünden ek takip talebinde bulunulması ve buna göre düzenlenecek icra emrinin tebliği gerekirken, adı geçenin usulünce takibe dahil edilmediği halde takibin yürütülmesi ve taşınmazın ihale yoluyla satılması doğru olmadığından, Bölge Adliye Mahkemesince ihalenin feshine karar verilmesi gerekeceği-
Taraf ehliyeti dava şartı olarak düzenlenmiş olup dava açılmadan önce ölen kişiye karşı dava açılmasının mümkün olmadığı, zira ölü kişinin taraf ehliyetinin bulunmadığı, ölü kişiye karşı dava açılmasında tüm çaba ve araştırmalara rağmen bu durumun tespit edilememesi hâlinin dava sırasında öğrenilmesinin söz konusu olması gerektiği- Dava konusu olayda; ...'ın dava açılmadan yaklaşık iki yıl önce Soma’da meydana gelen ve 301 kişinin ölümüyle sonuçlanan maden kazasında vefat ettiği, davacı ... tarafından hak sahiplerine sosyal sigorta yardımlarının yapıldığı, sigortalılara ilişkin tüm bilgi ve kayıtlar nezdinde bulunan davacı Kurumun çok basit bir araştırma ile davalının vefat edip etmediğini tespit edebileceği, bu durumda davacı Kurumun kendisinden beklenen tüm çaba, özen ve önlemlere rağmen davanın açıldığı tarihte davalının ölmüş olduğunu bilebilecek durumda olmadığından ve bu durumun kabul edilebilir bir yanılgı olduğundan bahsedilemeyeceği sair hususlara yönelik temyiz incelemesi yapılması için dosyanın Özel Daireye gönderilmesi gerektiği ileri sürülmüş ise de bu görüşün Kurul çoğunluğu tarafından benimsenmediği-