İhale kesinleşmeden icra müdürlüğü tarafından tapuya tescil işlemi yazılamayacağı, buna rağmen yazıldı ve tapuya tescil işlemi yapıldı ise ihale alıcısına karşı genel mahkemelerde tapu iptal ve tescil davası açılarak tescil işleminin iptali sağlanacağı- Borçlu tarafından ihalenin feshi davası açılıp , feshe dair karar kesinleşse dahi bu nedenle alıcının mahkeme kararı olmadan ihale bedelini talep etmesi olanaklı olmadığı- İhale alacaklısına ödeme, genel mahkemelerde açılacak bir dava ile mümkün olup, somut olayda İİK 40. maddenin uygulama yeri olmadığı-
Üçüncü kişinin İİK. mad. 276/3'de öngörülen 7 günlük süre içinde genel mahkemeye başvurması halinde, bu dava sonuçlanıncaya kadar tahliyesine karar verilemeyeceği-
Yargıtay bozma kararından sonra mahkemece yeni bir hüküm kurulmadan davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi halinde, bozma ile ortadan kalkan önceki ilama dayanılarak takibe devam edilemeyeceği, bu durumda takibin iptaline karar verilmesi gerekeceği-
Dayanak ilamla bozma kararına göre kesinleşen alacak miktarı 14.977.03 TL olup; borçlular tarafından 11.12.2003 tarihinde yapılan ödeme tarihi itibariyle alacağın ulaştığı miktar belirlenip ödenen 30.086,00 TL'nin BK'nun 84. maddesine göre, mahsubu yapıldıktan sonra kalan bakiye asıl alacağın takip tarihine kadar yasal faizi hesaplanmak suretiyle takip tarihi itibariyle toplam alacak miktarının belirlenmesi gerekirken, bu esaslara ve bozma ilamında belirtilen BK'nun 84. maddesine uygun olmayan bilirkişi incelemesi ile sonuca gidilmesi isabetsiz olduğu-
İhale de bir icra işlemi olup, İİK’nun 40. maddesi uyarınca icra işlemleri bozma ilamının verildiği 04.07.2011 tarihinde olduğu yerde duracağından, bu tarihten sonra 01.08.2011 tarihinde yapılan ihalenin feshinin gerekeceği-
Mahkemece ilamın hüküm bölümünün yorumlanarak uygulanamayacağı hususu ve de İcra Dairesinin yapmış olduğu işlemden kendiliğinden dönemeyeceği prensibinin nazara alınmasının gerekeceği, bu durumda, manevi tazminat yönünden hüküm onandığından İİK 40. maddesi gereğince takibe devam edilebileceği yönündeki mahkeme kabulü yerinde ise de, maddi tazminata ilişkin hükmün onanan kısmı belirli olmadığından bu alacak için takibe devam imkanı bulunmadığına dair Müdürlük işlemi yerinde olup, işlemin bu kısmına ilişkin şikayetin reddinin gerekeceği-
İİK.nun 40. maddesi gereğince, bir ilamın bozulmasının "icra işlemlerini" olduğu yerde durduracağı, anılan maddede sadece icra işlemlerinin duracağının açıklandığı, süresinde yapılan itirazın incelenmesine engel bir düzenlemenin getirilmediği, bozmadan sonra borçluya yeniden icra emrinin çıkarılmayacağı, Mahkemesince sonradan verilen hükmün icraya sunulması ile infaz işlemlerinin sürdürüleceği-
İİK 40 maddesi gereğince Yargıtay bozma ilamından dolayı icra muamelelerinin duracağından bahisle icra müdürlüğünün ''Yargıtayın bozma kararı ile tüm işlemlerin durduğu'' gerekçesiyle alacaklının haciz talebinin reddine ilişkin kararının doğru olacağı-
Borçlunun, icranın iadesini isteyebilmesi için (İİK.nun 40/2. maddesi gereğince) bozmadan sonra verilecek hükmün kesinleşmesinin zorunlu olacağı-