"Dava şartı"nın gerçekleşmemiş olması nedeniyle (örneğin"hak düşürücü süre", "husumet", "kesinleşmiş geçerli bir icra takibi bulunmaması", "davacının davalı borçluda bir alacağı bulunmaması", "borcun, tasarruftan önce doğmuş olması", "aciz belgesi bulunmaması" vb. nedenlerle) iptâl davasının reddedilmesi halinde -Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 7/II. maddesi uyarınca- davalı lehine "maktu" vekalet ücretine hükmedilmesi gerekeceği–
"Borçlu" ile "üçüncü kişi" (boşandığı eşi) arasında görülen boşanma davası sonunda dava konusu taşınmazın mülkiyetinin davalı eşi adına geçirilememesinden dolayı açılan "tapu iptali ve tescil davası" sonunda, taşınmazın davalı eş adına tesil edilmiş olması nedeniyle, borçlunun alacaklısı tarafından açılan iptal davasının reddine karar verilmesi gerekeceği–
İİK. 277 vd.'na göre tasarrufun iptali istenebilmesi için, borcun tasarruf tarihinden önce doğmuş olması gerektiği-
Davalı borçlunun babasından kendisine intikal etmesi gereken dava konusu iki adet dairenin tapusunun ¦takip konusu alacağı karşılıksız bırakmak amacıyla¦ davalı eşi adına satış suretiyle intikal etmiş gibi göstermesinin ve taşınmazların halen borçlu eşi tarafından kullanılmasının ‘nam’ı müstear’ olarak değerlendirilmesi gerekeceği-
İİK'nun 277. ve devamı maddeleri gereğince açılmış tasarrufun iptali davalarının ayni değil, şahsi davalar olması nedeniyle genel yetki kurallarına göre davalının ikametgahı mahkemesinde görülecekleri-
İcra dosyası içeriğinden (Tapu İdaresinden ve Trafik Bürosundan ve Bankalardan, haciz teskerelerine verilen cevaplardan), haciz tutanaklarının içeriğinden ve borçlunun mal beyanında belirttiği mallarının borcu karşılamaya yeterli olmadığının anlaşılması halinde, borçlunun aciz halinde olduğunun kabulü gerekeceği–
İİK.nun 277 vd. göre açılan tasarrufun iptâli davalarının dinlenebilmesi için "alacağın sebebi olan hukuki ilişkinin, tasarrufun yapıldığı tarihten öncesine rastlaması" gerektiğinden ve çek bir ödeme vasıtası olduğundan, çeklerin, çekdeki alacağın mutlaka keşide tarihinde doğduğunu göstermeyeceği, uygulamada çeklerin "ileri tarihli" olarak düzenledikleri sıkça görüldüğünden, "icra takibine koyduğu alacağın, çekte yazılı tarihten önce doğduğunu" iddia eden davacı-alacaklıya mahkemece süre verilerek, bu konudaki delilleri ibraz ettirilip, tasarrufun borcun doğumundan önce yapıldığının anlaşılması halinde, davanın reddedilmesi, aksi takdirde ise davanın kabul edilmesi gerekeceği- Davacı alacaklı tarafından mahkemeye ibraz edilen 'çek teslim tesellüm belgesi' üzerinde durulması, belgenin kim tarafından teslim edildiği, teslim eden kişinin şirket adına yetkili olup olmadığı, borçlu olmayan bir kişinin neden böyle bir belge düzenleme gereği hissettiğinin de araştırılması gerektiği-