Davacı/borçluya gönderilen satış ilanı tebligatının iade edildiği, borçlunun .... adresine çıkarılan tebligatın ise 29.06.2017 tarihinde iade olduğu, son olarak davacı/borçlunun mernis adresine TK 21/2 uyarınca çıkartılan tebligatta, Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesine ilişkin mernis şerhinin yeterli olduğu, Tebligat Kanunu'nun anılan maddesinde aranan şartların oluştuğu ve dolayısıyla tebligatın usulüne uygun şekilde tebliğ edildiğinin anlaşıldığı-
"Satış ilanı, elektronik ortamda usulüne uygun ilan edilmediğinden, ihalenin feshine" karar verilmişse de, satış ilanının elektronik ortamda ilan edildiği anlaşıldığından, ihalenin feshi isteminin reddi gerektiği-
İhaleye konu taşınmazın tapu kaydında şikâyetçi lehine asliye hukuk mahkemesi tarafından ihtiyati tedbir şerhi konulmuş ise de; ihtiyati tedbir kararının cebri satışı engellemeyeceği ve şikâyetçi lehine ihtiyati tebdir şerhi verilmiş olmasının şikâyetçiyi İİK. mad. 134/2 uyarınca ilgili konumuna sokmayacağı- Tapu siciline tescil edilmemiş olan satış vaadi sözleşmesinin de şikâyetçiye tapu sicilindeki ilgili sıfatıyla ihalenin feshini isteme hakkı vermeyeceği- Şikâyetçi lehine ihale konusu taşınmazın tapu kayında icrai haciz şerhi konulduğundan, bu nedenle İİK. mad. 134/2 gereğince tapu sicilindeki ilgililerden sayılacağından ihalenin feshini isteme hakkı bulunduğu- İhaleden önce kesinleşen mahkeme kararı ile ihale konusu taşınmazın maliki olmasına karşın bu hakkını tapuya tescil ettirmeyen şikâyetçinin "tapu sicilindeki ilgili" sıfatını kazanamayacağı ve malik olma sıfatı ile ihalenin feshi isteminde bulunma hakkı bulunmadığı- Ancak şikâyetçi, aynı zamanda ihaleye konu taşınmazın tapu sicilinde haciz şerhi koydurduğundan, "haciz alacaklısı" sıfatı ile ihalenin feshini isteyebileceği- "Mülkiyet hakkının mutlak ve ayni nitelikte hak olması nedeniyle bu hakkı sınırlayan herkese karşı ileri sürülebileceği, bu bağlamda taşınmazın korunmasına yönelik olarak ve somut olayda olduğu gibi tescilsiz olarak kazanılan mülkiyetin tapuda tescilini engelleyen ihale işleminin iptali istemiyle açılan davanın, mülkiyet hakkını korumaya yönelik ve bildirici tescile imkân sağlayacak bir tasarruf işlemi olduğu, İİK'nın 134/2 maddesinde belirtilen, 'tapu sicilindeki ilgililer'in taşınmazın tapu kaydında lehine haciz şerhi, ipotek şerhi, irtifak hakkı şerhi bulunan kişiler, tapu siciline şerh edilmiş ön alım ve geri alım hakkı sahipleri ile harici satış sözleşmesi ve gayrimenkul satış vaadi sözleşmesinin tarafları, tasarrufun iptali kararının davalısı olduğu, tapu siciline kayıt edilen sınırlı ayni hak sahipleri ve şahsi hak sahipleri ihalenin feshi şikâyetini yapabilecek kişiler olarak sayılırken, kesinleşmiş mahkeme kararıyla şekli ve maddi anlamda mülkiyet hakkını tescilsiz olarak kazanan ayni hak sahibine ilgili sıfatı verilmesi gerektiği" şeklindeki görüşün HGK çoğunluğu tarafından benimsenmediği-
Bölge Adliye Mahkemesince, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verildiğine göre, yeniden bir bütün olarak esas hakkında hüküm kurulması gerekirken, infazda tereddüt oluşturacak şekilde, ilk derece mahkemesi kararının hüküm bölümünün bir kısmının muhafaza edilip, diğer kısmı yönünden yeniden karar verilmesi nedeniyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması gerektiği-
Haczedilen malların, başka yerde bulunması halinde, satışın istinabe suretiyle yapılacağı- Arttırma ve ihaleye ilişkin ihtilafların istinabe olunan icra dairesinin bağlı bulunduğu icra mahkemesinde çözümlenmesinin gerektiği-
Satış ilanı borçluya 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 21/1. maddesine göre usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş olup, ayrıca aynı kanunun 35. maddesine göre tebligat yapılması lüzumu olmadığından, bu maddeye göre yapılan tebliğ işleminin usulsüz olmasının da sonuca etkisinin bulunmadığı, bu durumda, borçlunun satış ilanı tebliğ işleminin usulsüz olduğuna dair iddiasının yerinde olmadığı anlaşıldığına göre, ilk derece mahkemesince, şikayet dilekçesinde ileri sürülen diğer fesih iddiaları tek tek tartışılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi ve istinaf başvurusunun da esastan reddine karar verilmesinin isabetsiz olduğu-
Tarafların, fesat nedeni olarak ileri sürdükleri maddi vakıaları, tanık dahil her türlü kanıtla ispat edebilecekleri-
Her ne kadar ilk derece mahkemesinin gerekçesinde takibe ve takibin iptaline yönelik olarak ileri sürülen iddialarla ilgili değerlendirmelere yer verilmiş ise de, hüküm fıkrasında bu şikayete ilişkin hüküm kurulmadığı, Bölge Adliye Mahkemesince de istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği görüldüğünden, ilk derece mahkemesince, HMK'nun 297. maddesi gereğince, borçluların takibin iptali yönündeki talepleri yönünden de hüküm kurulması gerekeceği-
Küçükler adına dava açma ehliyetine sahip olan şikayetçinin, ihaleyi öğrendiği tarih esas alındığında, küçükler yönünden, açılan davanın yasal yedi günlük süreden sonra olduğu-
İhalenin feshi davasından temyiz aşamasında davadan feragat edilmiş olması nedeniyle davacının İİK.'nin 134/2 maddesi gereğince ihale bedellerinin toplamının %10'u oranında para cezasına mahkumiyetine karar verilmesi gerekeceği-
