Uyuşmazlık konusu değerin İİK'nun 363. maddesindeki kesinlik sınırının üzerinde olduğu halde zuhulen miktar yönünden kesinlik nedeniyle temyiz dilekçesinin reddine karar verildiği anlaşılmakla, şikayetçi borçlu davacı vekilinin karar düzeltme isteminin kabulünün gerektiği-
Genel haciz yoluyla yapılan takipte, borçlunun yasal sürede icra dairesine itiraz etmiş olmasının, şikayet yoluyla icra mahkemesinden ödeme emrinin iptalini istemesine engel teşkil etmeyeceği, ödeme emrinin iptali halinde yeniden tebliği gerektiğinden bu konuda şikayette bulunmakta hukuki yararı olacağı-
Takip alacağı üzerine başka bir takip dosyasından haciz konulmuş olduğundan bu dosya alacaklısının taraf gösterilmesi gerekecek olup, dosya borçlusunun taraf sıfatının olmadığından bahisle şikayetin husumet nedeniyle reddine karar verileceği-
İdarenin, "2577 s. K. mad. 28/2'ye aykırı olarak kendilerine ödeme için bir başvuru yapılmadan takibin başlatılması sebebiyle takibin iptali gerektiği"ne yönelik şikayetinin icra emrinin tebliğinden itibaren yedi gün içinde yapılması gerektiği- 2577 s. K. mad. 27/2 gereğince, takipten önce idareye yazılı şekilde banka hesap numarasını bildirilerek başvurulması gerektiği, takibe geçilmeden önce serbest meslek makbuzunun idareye ibrazının gerekmediği-
Dayanak ilam borçlu ölmeden önce tebliğ edilmiş olduğundan ve ilamdaki diğer davalılara da tebligat yapıldığı belirtildiğinden dayanak ilamın kesinleştikten sonra takibe konulduğunun kabulü gerekeceği-
Mahkemece şikayetçinin şikayet nedenleri incelenerek oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile bu konuda olumlu olumsuz bir karar verilmemesinin isabetsiz olduğu-
20.12.2012 tarihli takip konusu ilamda idarenin kamulaştırmasız elatma eyleminin 1983 yılından öncesine ait olduğuna ilişkin iddia ve bilgi bulunmadığı bu nedenle kamulaştırmasız elatmaya ilişkin eylemin 1983 yılından sonra olduğunun kabulü gerektiğinden ve olayda uygulanması gerekli 6111 sayılı Yasa'nın Geçici 2. maddesinin Anayasa Mahkemesince 01.11.2012 tarihinde iptal edildiği, ilam tarihinin 11.06.2013'den öncesine ait olduğu da nazara alınarak, borçlu aleyhine haciz uygulanmasında hukuka aykırı bir yön bulunmadığı-
İtirazın iptali talebinin reddine ilişkin kararın kesinleşmesiyle takibin iptal olduğu, ayrı bir takibe konu olabilecek olan, takip talebinde yer almayan alacaklar nedeniyle anılan takip dosyasından icra emri çıkartılmış olmasının sonuca etkili olmadığı-
6352 sayılı Kanun'un 58. maddesi ile değişik 2577 sayılı Kanun'un 28/2.fıkarasında takipten önce idareye yazılı şekilde banka hesap numarası bildirilerek başvurulması gerektiğinin düzenlendiği, alacaklı vekili anılan şekilde takip başlatılmadan önce iadreye başvurmuş olup, takibe geçilmeden önce alacaklı vekilinin serbest meslek makbuzunu idareye ibrazı gerektiği anılan yasada düzenlenmediğinden mahkemenin takibin iptaline yönelik gerekçesinin de yerinde olmadığı-
İİK’nun 72/1 fıkrasına göre icra takibinden önce açılan menfi tespit davalarının kabulü halinde ilamın infazının ancak İİK’nun 72/4 fıkrasına göre kesinleşmesine bağlı olduğu-
