Alacaklı tarafından borçlu aleyhine ilamlı takip başlatıldığı, borçlunun icra müdürlüğünden 4572 sayılı Kanun'un Geçici 7. maddesi gereğince takibin durdurulmasını ve konulmuş tüm hacizlerin kaldırılmasını talep ettiği, tasfiye işlemleri tamamlanmadan hacizlerin kaldırılmasına karar verilemeyecek olup, borçlunun isteminin hacizlerin kaldırılmasına yönelik olduğu, taşınmazların satışı halinde satış bedellerinin icra dosyasına aktarılması yönünde bir talebi olmadığı halde ve hacizlerin kaldırılması talebiyle çelişir şekilde karar verilmesi ve icra müdürlüğüne böyle bir görevin yüklenmesinin doğru olmadığı-
Maaştan yapılan kesintiler muhafaza işlemi niteliğinde olup, yapılan her yeni kesintinin şikayet hakkı doğurmayacağı-
Mükerrer takip halinde sonraki takibin iptali ve bu dosyaya yapılan ödemelerin de ilk takip için yapıldığının kabulü gerekeceği-
Tarafları aynı olan ve aynı alacaktan kaynaklanan ilamlar için itiraza konu ilamsız takip dosyası üzerinden alacağın tahsili mümkün iken makul ve kabul edilebilir bir gerekçe olmaksızın ayrı takip başlatılması usul ekonomisine aykırılık teşkil etmesi sebebi ile ayrı takip yapılmaması gerekeceği-
5411 sayılı Bankacılık Yasası'nın 140/1. maddesine göre Fon'un her türlü vergi, resim ve harçtan muaf olduğu-
Şikayete konu takip dosyasındaki takip dayanağı icra emrinin önce borçluya daha sonra da borçlu vekiline tebliğ edildiği, borçlu vekilinin asile çıkartılan tebligatın iptalini istemekte -yasal sürelerin tebligatın vekile yapılması ile başlayacağından- hukuki yararının bulunmadığı-
Takibe dayanak ara karar hükme bağlanan babanın müşterek "çocukla belirtilen şekilde şahsi ilişki tesisine" dair olup, çocuk teslimine ilişkin ilamların icrası yolu ile takibe konulduğu, tedbir niteliğinde olan ara kararları İİK'nun 25 ve 25/a maddelerinde yazılı ilam niteliğini taşımadığından ilamlı takibe konu edilemez ise de anılan karar hükme de bağlanmış olduğundan ilamlı takip dosyasında usul ekonomisi (6100 sayılı HMK'nun 30. maddesi) gereği tedbirin infazının da mümkün olması gerekeceği-
Takip dayanağı ilamda her ne kadar taşınmazın bedeline hükmedilmiş ise de; Mahkemece tapu iptali tescil talebi, bir başka anlatımla, taşınmazın aynı tartışıldığından, uyuşmazlığın özünde ayni hakka ilişkin mülkiyet ihtilafı bulunmakla bu ilam kesinleşmeden infaz edilmemesi gerekeceği-
Somut olayda  alacaklı banka, kredi sözleşmesi kefilinin kefalet borçlarının da teminatını teşkil eden taşınmaz ipoteğinin paraya çevrilmesi yolu ile ilamlı takibini, kredi sözleşmesi asıl borçlusu, müşterek borçlu müteselsil, kefil (borçlu) ve ipotekli taşınmaz maliki aleyhine yukarıdaki yasal düzenlemelere uygun olarak başlattığı uyuşmazlıkta, ipotek sözleşmesinde yer alan ipotek lehtarı firmanın tüzel kişiliğinin bulunmadığı, lehtarın gerçek kişi tacir olup, bu nedenle takip konusu kredi sözleşmesinde kefil olarak yer alan şahısla aynı kişi olduğundan, taşınmaz ipoteğinin bu tacir şahsın kefaletinden doğan kredi borçlarını temin ettiğinin kabulünün gerekeceği, mahkemece, şikayetin reddi gerekeceği-