Borçlu tarafından İİK. mad. 72/3 koşullarında menfi tespit davası açılması halinde, alacağın %15’inden aşağı olmamak üzere teminat karşılığında mahkemeden ihtiyati tedbir yoluyla icra veznesindeki paranın alacaklıya ödenmemesi istenebileceği- Borçlunun, mahkemece tayin edilen teminattan ayrı olarak, icra müdürlüğüne talep anına kadar fer'ileri ile birlikte hesaplanan dosya borcunun tamamını nakit olarak depo etmesi ya da bu miktar muteber ve kesin banka teminat mektubunu sunması halinde, alacaklı tarafından takibe devam edilemeyeceği- Borçlu teminat mektubunu dosyaya sunduktan sonra, aynı gün kalan dosya borcunun tamamını karşılar nitelikte teminat mektubunu da icra dosyasına sunarak hacizlerin kaldırılmasını talep etmiş ve icra müdürlüğünce bu talep doğrultusunda karar verilmişse de, menfi tespit davasında verilen ihtiyati tedbir kararının icra veznesindeki paranın alacaklıya ödenmemesi şeklinde olduğu ve takibin durdurulmasına karar verilmediği anlaşıldığından, takibin durdurulmasına karar verilmediği için devam eden takipte bakiye alacak hesaplanarak muhtıra düzenlenmesi mümkün olduğu-
Kredi sözleşmesi, ihtarname ve hesap özetine dayalı borçlu aleyhine genel haciz yoluyla başlatılan ilamsız takipte, borçluların ödeme emrine itirazda itirazın takibi durdurmaması üzerine bu itirazın reddine yönelik şikayetinde, mahkemenin, 5411 sayılı Yasanın 134. maddesi gereğince borca itirazın satış dışında başka icra işlemlerini durdurmayacağı gerekçesiyle reddedemeyeceği-Fon alacaklarının takip ve tahsiline yönelik getirilen bu istisnai düzenlemeden 5411 sayılı Kanunun 143. maddesinde belirtilen varlık yönetim şirketlerinin yararlanamayacağı-
İcra Hakimliği'nin ilamın hüküm fıkrasını kendiliğinden yoruma tabi tutmasının ve edayı içeren bir ilam gibi nitelendirilip benimsemesinin isabetsiz olduğu, İİK.nun 16/2 uyarınca, bir hakkın yerine getirilmemesinden, kaynaklanan şikayetlerin süre ile sınırlandırılmadığı, o nedenle; olayda ilamlı takip yolunun seçilmesi ve bu prosedür doğrultusunda borçluya icra emri gönderilmesinin usul ve yasaya özellikle takip konusu ilamın niteliğine aykırı olduğu, bu durumda mahkemece dayanak ilamda aylık kira yardımı hususunda likit bir alacak miktarının belirlenmediği, yani eda hükmü içermediği, alacağın miktarının belirlenmesinin yargılamaya muhtaç olduğu-
Kanuni müddet içinde haciz istendikten sonra süresinde satış istenmemesi halinde takip düşmeyip, haczin düşmekte olduğu- İİK'nın 106. maddesi uyarınca haciz tarihinden itibaren 2 yıllık süre içerisinde satış talebinde bulunulmadığından şikayetçinin haczinin düştüğü, bu nedenle sıra cetveline yönelik şikayetinde hukuki yararı bulunmadığı-
5230 sayılı Yasa'nın 11. maddesinde yer alan muafiyet, 492 sayılı Harçlar Kanununun 23.maddesinde düzenlenen vazgeçme harcını da içerdiği, kamu bankalarının feragat harcından muaf olduğu-
Borçlu belediyenin banka hesapları üzerine haciz konulduğu, haczedilen paraların vergi, resim, harç geliri olduğunu ya da fiilen kamu hizmetinde kullanıldığını borçlu belediyenin ispatlaması gerektiği-Hesaptaki paraların, vergi, resim ve harç niteliğinde olmaları veya kamu hizmetinde fiilen kullanılıyor olmaları halinde (bu olgu belirlendiği takdirde) haczedilemeyeceği, hesapların havuz hesabı olduğunun belirlenmesi halinde ise, haczedilmezlik şikayetinin reddine karar verileceği-
Borçlu icra mahkemesine başvurusunda “takip alacaklısı tarafından sunulan belgelerin ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takibe konulabilecek vasıfta yani ilam vasfında sayılan belgelerden olmadığı ve ilamlı takibe konularak müvekkiline icra emri tebliği işleminin Yasa'ya aykırı olduğu yönündeki iddiası, ilama dayanılmadan ilamlı takip yapıldığı yönünde şikayet" niteliğinde olup bu şikayetin "bir hakkın yerine getirilmemesinden" kaynaklandığı- Rehin açığı belgesi vs ile karşı karşıya gelebilecek olan borçlu yönünden, süresiz şikayetin gelinen gayrimenkulun ihaleyle satılması ve tahliyesi aşamasında ileri sürülmesinin "hakkın kötüye kullanımı" niteliğinde sayılamayacağı-
İhale alıcısının icra mahkemesine başvurusu, icra müdürlüğünce hesaplanan KDV oran ve miktarına ilişkin olup, Vergi Dairesi Başkanlığı’nın, icra takibinin tarafı olmadığından hasım olarak değerlendirilemeyeceği-
Tarafları aynı olan kesinleşmiş mahkeme ilamlarına dayanılarak takas-mahsup istenilebilir ise de bu halde takas-mahsuba konu alacaklar üzerine üçünçü şahıslarca takas-mahsup talebinden önce haciz konulmuş ise bu hacizler nazara alınarak bakiye alacak kaldığı takdirde takas-mahsuba karar verilebileceği-
