Bölge Adliye Mahkemesince, mahkemenin karar tarihinde meskeniyet şikayetine konu haczin düştüğü ve davanın konusuz kaldığı gerekçesi ile karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş ve haklılık durumu değerlendirilmeksizin her iki taraf lehine vekalet ücretine hükmedildiği, o halde, Bölge Adliye Mahkemesince; davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna göre vekalet ücreti takdir edilmesi gerekirken, hüküm yerinde buna ilişkin bir gerekçeye yer verilmeksizin her iki taraf lehine vekalet ücretine hükmedilmiş olmasının doğru olmadığı-
Haciz yapılan otelin üzerinde bulunduğu taşınmazda ipotek alacaklısı durumunda olan üçüncü kişi banka aynı zamanda taşınmazın maliki olduğundan ipotek şeklen mevcut olup hükümlerinin askıda olduğu, buna karşın malik ve ipotek alacaklısı sıfatlarının birbirinden ayrılması hâlinde uyuyan ipotek hakkının hüküm ve sonuçlarını tekrar doğurmaya başlaması mümkün olduğu- Davacı üçüncü kişinin haczolunan taşınırlar için ipotek hakkına dayanarak İİK m. 83/c'den yararlanmasının mümkün olmadığı- Takip dosyasında taraf olmayan üçüncü kişinin taşınır haczinin kaldırılmasını şikâyet yoluyla da isteyemeyeceği- Üçüncü kişinin icra mahkemesine başvurusu istihkak davası niteliğinde olup, icra mahkemesine şikâyet olarak başvurulmasının sonuca etkili olmayacağı gözetilerek icra mahkemesince davacı üçüncü kişi dava dilekçesinde de belirttiği üzere mülkiyet hakkına dayanarak mahcuzlar üzerindeki haczin kaldırılması talebinin istihkak davası olarak görülüp sonuçlandırılması gerektiği-
Davalı banka ile imzalanan genel kredi sözleşmesinin asıl borçlusu dava dışı.............. Ltd.Şti. ile şikayetçi-ipotekli taşınmaz maliki aleyhine ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla ilamlı takip başlatıldığı, ................ Noterliği'nin ............. yevmiye numaralı ihtarnamenin, şikayetçi-borçlunun ipotek resmi senedinde yazılı "O.gazi Mah. Ş.tepe Sk. 5/4 Keçiören/Ankara" adresine tebliğe çıkarılıp, "adreste bulunan .............., muhatabın taşındığını/ tanınmadığını imzadan imtina ederek sözlü beyan etti. Muhatabın muhtarlık kaydına rastlanmadı. Bilâ tebliğ iade. 25/12/2018" şerhiyle bilâ tebliğ döndüğü, tebliğ iade sebebi de dikkate alındığında İİK’nın m. 148/a ve 150/1-son cümlesine göre hesap kat ihtarnamesinin adrese ulaştığı tarih tebliğ tarihi sayılacağından, şikayetçi- ipotek verene hesap kat ihtarının usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş olduğunun kabulü gerektiğinden davanın reddine karar verilmesi gerekeceği-
Şikayete konu KDV’nin, şikayet tarihinden önce ödendiği görülmekte olup, verginin iadesinin muhatabının da artık vergi dairesi olduğu, bu kapsamda açılan davada da; uyuşmazlığın çözümü görevinin idari yargı içerisinde yer alan vergi mahkemelerine ait olduğu, o halde mahkemece yargı yolunun caiz olmaması nedeniyle görevsizlik kararı verilmesi gerekeceği-
Maddenin değişiklik öncesindeki halinin uygulanacağı kabul edildiğinden, değişiklik öncesinde de maddede satış tarifesi şeklinde bir belirleme bulunmadığından alacaklıdan tahsil edilecek satış avansının yeni kanun hükmüne ve satış tarifesine göre belirlenmesinin yerinde olmadığı-
Limited şirket hissesinin şirkete tebliğ olunarak haczedilebileceği, haczin icra dairesi tarafından tescil edilmek üzere ticaret siciline bildirileceği- Ticaret Sicil Müdürlüğü cevabında borçlu şirketin sermayesine haciz konularak sicil kayıtlarına işlendiği bildirilmişse de, şikâyet konusu haciz müzekkeresinde şikâyetçi  grekçek kişi borçlu olarak gösterildiğinden, şikâyette hukuki yararı bulunduğu- "Usulsüz olarak yapılan haciz işlemi borçlu şirket hakkında yapılmış olup, bu haciz işlemine karşı ayrı bir tüzel kişiliğe sahip olan borçlu şirketin şikâyette bulunduğu, borçlu şirket hakkında yapılan şikâyet konusu haciz işlemi ile borçlu gerçek kişinin ortağı ve yetkilisi olduğu limited şirketteki hissesinin haczedildiği sonucuna varılamayacağından, borçlu gerçek kişinin şikâyette hukuki yararının bulunmadığı" görüşünün Kurul çoğunluğunca benimsenmediği-
Meskeniyet şikâyetine konu taşınmaz üzerindeki ipoteğin konut kredisine özgülenmediği, doğmuş ve doğacak bütün borçlarının teminatını teşkil etmek üzere üst sınır (limit) ipoteği şeklinde kurulduğu, ipoteğin bu hâli ile zorunlu ipoteklerden olmadığı - O hâlde hacizden önce tesis edilen ve haciz tarihi itibari ile ipoteğe bağlı borcu ödenmeyen, borçlunun serbest iradesi ile kurulan ipoteğin meskeniyet şikâyetine engel olduğunun kabulünün gerektiği-
Borçlunun, aleyhinde başlatılan genel haciz yolu ile ilamsız icra takibinin konusu olan kredi sözleşmesine dayanılarak daha önce ................ İcra Müdürlüğü'nün ................. sayılı dosyasında başlatılan takibin halen derdest olduğunu ileri sürülerek ............... İcra müdürlüğü'nün .......... ve ................... sayılı dosyalarında başlatılan takiplerin iptalini talep ettiği görüldüğünden, Dairemizin değişen içtihadı gereğince borçlunun icra mahkemesine başvurusu İİK’nın 16/2. maddesine dayalı şikayet niteliğinde olup, mahkemece istemin esası incelenerek oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekeceği-
Bölge Adliye Mahkemesinin, borçlunun cevap dilekçesinde ileri sürdüğü iddiaların ayrı bir şikayet gibi değerlendirilmek suretiyle tefriki ve devamında da her iki dosyanın birleştirilmesi ile sonuca gidilmesine dair gönderme kararının isabetsiz olduğu anlaşıldığından, Bölge Adliye Mahkemesince, somut uyuşmazlıkta, alacaklı tarafından yapılan tek bir şikayet olduğu nazara alınarak karar verilmesi gerekirken, usul ve yasaya aykırı şekilde borçlunun cevap dilekçesinin ayrı bir şikayet gibi değerlendirilmesi ile hüküm kurulmasının doğru olmadığı-
İcra memurunun muamelesine yönelik şikayete ilişkin davada, şikayete konu takip dosyasında ikinci karar tarihinden itibaren işlemiş faiz hesabının yapıldığı, söz konusu işlemin bu suretle usul ve yasaya aykırı olduğu anlaşıldığından şikayetin kabulü ile ilk ilamda hükmedilen alacak kalemlerine ilk ilam tarihi ve temerrüt tarihinden itibaren, ikinci ilam ile arttırılan alacaklar yönünden ikinci ilam tarihinden itibaren artan miktara faiz hesabı yapılması gerektiği-