Sigorta Tahkim Komisyonu'nun kararına karşı borçlu vekili tarafından takip tarihinden önce 07/03/2014 tarihinde itiraz başvurusunda bulunulmuş ve itiraz başvurusunun usulüne uygun olarak yapıldığı kabul edilerek itirazın hakem heyetine tevdine karar verildiğinden, mahkemece takip tarihinden önce yapılan 5684 Sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 30. maddenin 12. fıkrasındaki değişiklik ve usulüne uygun itiraz birlikte değerlendirildiğinde şikayetin kabulüne karar vermek gerekeceği-
Temlik eden alacaklı, takipte taraf olmadığından temyiz dilekçesinin reddine karar verilmesi gerekeceği - Temlik işlemine ilişkin yapılan sözleşmenin adi olarak taraflar arasında 23.07.2014 tarihinde düzenlenmiş ise de, söz konusu bu temlik, icra müdürlüğüne 24.03.2015 tarihinde sunulduğundan, takip dosyası açısından bu tarihten itibaren sonuç doğuracağı-
İcra ve İflas Kanununda taşınmaz haczinin yenilenmesine dair bir müessese mevcut olmayıp, aynı takip dosyasından da olsa, konulan her haciz yeni bir işlem olup borçlunun her haciz için şikayet hakkının olduğu-
Şikayete konu taşınmazların haczine ilişkin örnek 103 davet kağıdının, borçlu vekiline 27.02.2012 tarihinde tebliğ edildiği; 09.03.2012 tarihinde 7 günlük süre geçirilerek yapılan haczedilmezlik şikayetinin süre aşımı nedeniyle reddinin gerekeceği-
İş ortaklığının tüzel kişiliği bulunmadığı için şikayet müessesine başvuramayacağı, dolayısıyla şikayetin reddine karar verilmesi gerektiği-
Gayrimenkulün teslimine dayalı tahliye emrinin, kamulaştırmaya ilişkin tescil işlemlerini içeren belgeler eklenerek gönderildiği, yapılan bu işlem nedeni ile davacılara tebliğ edilen İstanbul Büyükşehir Belediyesi Emlak Yönetimi Daire Başkanlığı Kamulaştırma Müdürlüğü işleminin iptali ve yürütmenin durdurulması için dava açıldığı ve İstanbul 2. İdare Mahkemesi'nce 2014/1719 Esas sayılı karar ile '' yürütmenin durdurulması isteğinin kabulüne '' karar verildiği görüldüğünden, bu durumda gönderilen tahliye emri ile yürütülmekte olan takibin durdurulması gerekeceği-
Taraflar arasında dava konusu taşınmazlara yönelik mülkiyetin daha önce açılan davalarda tartışıldığı ve kararların kesinleştiği anlaşılmakla, men'i müdahale ilamının takibe konulabilmesi için kesinleşmesinin gerekmeyeceği-
İlamın bozulmasından sonra kurulan yeni hüküm icra dosyasına ibraz edilerek bakiye borç muhtırası tebliğ edildiği ve icra hukuk mahkemesinin yeni ilama göre muhtıra çıkarılmasının usule uygun olduğu yönündeki kabulü yerinde ise de; mahkemece gerektiğinde bilirkişi incelemesi yapılarak, dosya hesabının yapılan ödemeler nazara alındığında doğru olup olmadığının denetlenmesi ve muhtıra ile istenilebilecek miktarın belirlenmesi gerektiği-
Takip konusunun ihitiyaç kredisi olduğu ve şikayetçi borçlunun takibe konu kredi sözleşmesinin kefili olduğu, takibin asıl borçlu ile birlikte şikayetçi kefil hakkında başlatıldığı anlaşılmakla, alacaklı bankanın kefil olan şikayetçi borçlu hakkında icra takibi yapabilmesi için, 6098 sayılı yasanın 585.maddesinde öngörülen koşullardan birinin bulunmasının zorunlu olduğu, bu husustaki başvurunun 2004 sayılı kanunun 16.maddesi kapsamında şikayet olup, borçlunun süreye bağlı olmaksızın takibin iptali için icra mahkemesine başvuru hakkı bulunduğu-
Alacağa ilişkin ilamın, kesinleşmeden infaz edilebileceği- İlamın hüküm kısmının aynen infaz edilmesi gerektiği, "dar yetkili" icra mahkemesinin yorum, tahmin ve takdir yoluyla hüküm kısmını değiştiremeyeceği- İcra müdürünün de, itirazın iptaline ilişkin ilamın hüküm fıkrası ile bağlı olup, mahkeme kararını yorumlayarak işlem yapamayacağı- İtirazın iptaline ilişkin ilamın hüküm kısmında "5.384,83 TL üzeri"nden takibin devamına karar verildiğine ve hükümde açıkça, bu alacağın bir kısmının "asıl alacak", bir kısmının da "işlemiş faiz olduğu" belirtilmediğine göre, 5.384,83 TL'nin tamamının asıl alacak olarak kabulü ile faiz hesabının buna göre yapılıp dosya alacağının belirlenmesi gerektiği-
