Borçlunun şikayeti, ödeme emri tebliğ işleminin usulsüzlüğüne yönelik şikayet niteliğinde olup, İİK. mad. 16/1 gereğince; şikayetin bu işlemin öğrenildiği tarihten itibaren 7 gün içerisinde icra mahkemesine yapılması gerektiği-
Mahkemece, 6360 sayılı Yasa'nın Geçici 1. maddesinin 3. fıkrası hükmü uyarınca Valilik bünyesinde oluşturulan Devir Tasfiye ve Paylaştırma Komisyonu'ndan araştırılarak takip alacaklısının İzmir İl Özel İdaresi’ndeki çalıştığı birimin hangi kurum veya kuruluşa devredildiği, takip konusu borcun Hazine’ye devredildiğine ilişkin komisyon kararı bulunup bulunmadığı belirlenerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekeceği-
Gerçek ya da tüzel kişi olan adi ortaklığın ortaklarından her birinin, adi ortaklık hakkında yapılan takibe yönelik olarak şikayet haklarının bulunduğu, icra mahkemesine "adi ortaklık adına" yapılan başvurunun ise, "aktif husumet yokluğu" nedeniyle reddi gerekeceği- İcra mahkemesince kısa kararda, "Davacının yetki itirazının kabulüne" gerekçeli kararda ise “Davacıların.... İcra Dairelerinin yetkisine itirazının kabulü ile ... İcra Dairelerinin yetkisizliğine, süresinde ve talep halinde icra dosyasının ... İcra Dairelerine gönderilmesine” şeklinde karar verilerek kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki meydana getirildiği-
Borçlunun istemi, bonoya dayalı olarak kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile başlatılan icra takibinde, vadesi gelmeyen senetler hakkında icra takibi yapılmasına ilişkin icra memur muamelesini şikayet niteliğinde olup, anılan şikayetin İİK'nun 168/1. ve 16/1. maddeleri uyarınca ödeme emrinin tebliğinden itibaren yedi gün içinde yapılması gerekeceği-
Şikayete konu tebliğ işlemi usulsüz bile olsa, borçlu en geç icra müdürlüğüne itiraz dilekçesini verdiği tarihte öğrenmiş olduğundan, İİK.'nun 16/1. maddesinde öngörülen yedi günlük süreden sonra icra mahkemesine yapılan şikayetin reddi gerekeceği-
Takip asıl borçlu yönünden kesinleştikten sonra icra kefiline icra emri gönderilmiş ise de, "icra kefilinin el yazısı ile icra kefaleti verilmediği" anlaşıldığından, bu eksiklik nedeniyle "kefaletin geçersiz olduğun"un kabulü gerekeceği- İcra kefaletinin geçersizliği ve iptaline karar verilmesi icra mahkemesinin görev alanı dışında olup, "icra kefiline çıkarılan icra emrinin ve buna bağlı olarak icra kefiline ait mallara konulan haczin iptali"ne karar vermekle yetinilmesi gerekirken icra kefaletinin iptaline karar verilmesinin hatalı olduğu-
Borç muhtırasına yönelik ilama aykırılık şikayeti niteliğindeki başvurunun, kamu düzenine ilişkin olması nedeniyle süresiz olarak icra mahkemesi önüne getirilebileceği-
Usulsüz yapılan her tebliğin mutlaka batıl olmayıp, muhatap tarafından öğrenildiği tarihte geçerli olacağı- “Tebliğ işleminin usulsüzlüğü” iddiasının yasal dayanağının İİK.nun 16. maddesi olup, bu yöndeki şikayetin usulsüz tebliğ işleminin öğrenildiği tarihten 7 gün içinde icra mahkemesine yapılmasının zorunlu olduğu-
Satış bedelinin tüm icra masraflarının değil, ‘paraya çevirme ve paylaştırma masraflarının’ geçmesinin yeterli olduğu; satış talebi ile ihale talebi arasındaki yeddiemin ücretinin, menkulün paraya çevirme giderlerine dair olduğu bu nedenle arttırma bedelinin hesaplanmasında dikkate alınması gerekeceği-
Vekil ile takip edilen işlerde tebligatın vekile yapılması zorunlu olduğundan, ödeme emrinin tebliğine dair vekile çıkarılmış ve usule aykırı bir tebligat da bulunmadığına göre, asile yapılan tebligat yok hükmünde olup iptali gerekmekte ise de HMK'nın 26. maddesi gereğince taleple bağlı kalınarak sonuca gidilmeli ve ödeme emri tebliğ tarihinin şikayet dilekçesinde belirtilen tarih olarak düzeltilmesine karar verilmesi gerekeceği-
