Alacaklı bankanın, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu'nun 29.05.2015 tarih ve 6318 sayılı kararı ile temettü hariç ortaklık hakları ile yönetim ve denetimi Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu'na devredilmiş olması nedeniyle, 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 3. maddesi hükmü kapsamında fon bankası niteliği taşıdığından, aynı Kanun'un Fon Bankaları lehine getirmiş olduğu tüm istisnalardan yararlanma hakkına sahip olduğu-
Birinci haciz ihbarnamesi gönderilmeden ikinci ve üçüncü haciz ihbarnamesi gönderilemeyeceği, üçüncü kişinin, ikinci ve üçüncü haciz ihbarnamesinin iptalini bir hakkın yerine getirilmemesine ilişkin olarak süresiz şikayete konu edebileceği-
Borçlunun şikayetinde, ilamda vekalet ücreti miktarı belirtilmediği halde icra emrinde vekalet ücreti talep edilmesinin ilama aykırı olduğu iddiasında bulunmasına rağmen mahkemece bu konuda bir araştırma yapılmadığından, ilama aykırılık şikayetinin değerlendirmesiyle oluşacak kanaate göre bir karar verilmesi gerektiği-
Taşınmaza, farklı dosyalardan, farklı tarihlerde doğrudan haciz konulduğundan, meskeniyet şikayetini inceleme yetkisinin, haciz işlemini yapan icra dairelerinin bağlı olduğu icra hukuk mahkemelerine ait olduğu- Borçlunun eşinin talebi üzerine, taşınmazın tapu kaydına aile konutu şerhinin işlenmesinin, borçlunun da hacizlerden haberdar olduğunun kabulü için yeterli olmadığı- Mahkemece, şikayet konusu olan hacizler yönünden dosyalar tefrik edilerek, her bir dosya yönünden yapılacak inceleme ile oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekeceği-
Şikayetçinin maaş haczine cevap verdiği 25.02.2015 tarihinde tebligatlarından haberdar olduğu anlaşıldığına göre, 08.06.2015 tarihinde icra mahkemesine yaptığı başvuru, İİK'nun 16/1. maddesinde öngörülen yasal yedi günlük süre geçirildikten sonra olduğundan, mahkemece, istemin süre aşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerekeceği-
Haciz ihbarnamelerinin, muhatabın, vatandaşı olduğu devlete ait yabancı dile çevrilerek gönderilmesine gerek bulunmadığı- Tebliğ işlemlerinin usulsüzlüğünün, ancak ilgilisi tarafından, yedi günde şikayet yoluyla ileri sürülmesi gerektiği- İcra müdürlüğünce tebligatın usulsüz olduğuna karar verilemeyeceği- İcra müdürü kendi verdiği karardan dönemez ise de, daha önce verdiği kararın dosya kapsamı ve yasa hükmüne uygun olmadığını fark edip, onun yerine yasaya uygun olan kararı vermesine engel bir düzenlemenin de bulunmadığı- Şikayet dilekçesinde öne sürülmeyen hususların, sonradan ileri sürülmesi halinde, icra mahkemesince, kamu düzenine ilişkin olması nedeniyle re’sen gözetilecek hususlar dışında incelenmesinin mümkün olmayacağı-
Ödeme emri tebliğ işleminin usulsüzlüğü iddiasının yasal dayanağı İİK'nun 16. maddesi olup, bu yöndeki şikayetin, aynı maddenin 1. fıkrası uyarınca usulsüz tebliğ işleminin öğrenildiği tarihten itibaren 7 günlük sürede yapılması gerekeceği-
Alacaklı tarafından başlatılan ilamlı takipte, takibe dayanak yapılan ...............Ticaret Mahkemesi'nin 05.04.2011 tarih, ....... E-...... K. sayılı ilamının 1-b maddesinde, "...(1000 lot) B. Yapı A.Ş. ile (500 lot) K. Elektrik A.Ş hisse senedinin dava tarihinden itibaren kazanılmış ve kazanılacak hakları ile davalı tarafından davacılara aynen iade ve teslimine” hükmedildiği, ilamın bu haliyle hisse senetlerinin teslimi yönünden infaz kabiliyeti içermekte ise de; hisse senetlerinin dava tarihinden itibaren kazanılmış ve kazanılacak hakları ibaresi likit bir alacak içermediği, bu hakların likit olarak miktarının belirlenmesi yargılamayı gerektirdiğinden ilamın bu kısmının infaz kabiliyetinib bulunmadığı-
Mahkemece, ilgili “ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takibin yapıldığı dosyalar” getirtilerek aynı borcun tahsili için şikayete konu işlemin yapıldığı takiple birlikte açıldıklarının tespiti halinde; borçlunun, icra müdürülüğünce reddedilen ve şikayete konu edilen dosya kapak hesabı yapılması talebi dikkate alınarak bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle hükme elverişli ve Yargıtay denetimine imkan verecek şekilde rapor alınması ve oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekeceği-
Şikayetçiler, takibe konu borç nedeni ile murislerinden intikal edecek taşınmazın satışı ile karşılaşma tehdidi altında bulunduklarından, şikayetçilerin, anılan konuda icra mahkemesine yaptıkları başvuruda hukuki yararlarının ve husumet ehliyetlerinin bulunduğunun kabulü gerekeceği-