İptali istenen icra takibi maddi ve manevi tazminat alacağına ilişkin olup dayanak ilamın, tarafların hukuki durumunda sicil ve kayıtlarda değişiklik yaratacak nitelikte olmadığı, hakkın özü ile ilgili olmayıp, mal varlığında değişiklik yaratacak nitelikte olduğu görüldüğünden ilamın kesinleşmeden takibe konulabileceği-
Vergi Mahkemesi tarafından idari işlemin iptaline ilişkin verilen kararındaki yargılama gideri ve vekalet ücretinin tahsilinin talep edilmesi için kararın kesinleşmesi şartı bulunmadığı-
TBK. mad. 189 ve temlikname uyarınca; temlikin dosya alacağının tamamı yönünden olduğunun kabulü gerektiği- Dosya alacağının tamamı yönünden yapılan hesaplama gereğince şikayetçinin alacaklı olduğu dosyaya ayrılan paya ilişkin sıra cetveli, alacağı temlik eden A.Ş.'ye tebliğ edilmiş olup, dosya kapsamında adı geçen tarafından yapılmış bir itiraza da rastlanmadığından, mahkemece; alacağın temliki işleminin şikayete konu takip dosya alacağının tümü yönünden olduğunun kabulü ile icra müdürlüğünün, bakiye satış parasından takip dosyasına isabet eden paranın, alacağı temlik eden A.Ş. ile şikayetçi temlik alacaklısı arasında garameten paylaştırılmasına yönelik kararının iptali gerektiği-
Dava dosyası bir bütün olarak değerlendirildiğinde kiralananın... sok., ... adresi değil ... sok.,... adresi olduğu; kararda kapı numarasının (6) olarak yazılmasının maddi hataya dayalı olduğu anlaşılmakla mahkemece davacının tavzih talebinin kabulü ile hükmün 1. bendinin ... sok., No:8, ... olarak düzeltilmesi gerekirken talebin yazılı gerekçeyle reddine karar verilmesinin doğru olmadığı-
Kira bedelinin tespitine ilişkin ilamın kesinleşmeden infaz edilemeyeceği-
Gayrimenkulün aynı ve tarafların hukuki durumlarında, kayıt ve sicillerinde değişiklik yaratan şahsın hukuku ile ilgili ilamların kesinleşmeden takibe konulamayacağına yönelik şikayetler dışındaki ilamın kesinleşmeden takibe konulamayacağına yönelik şikayetlerin süreye tabi olduğu-
İcra takibinin dayanağı olan yerel mahkemenin ilamının, kişilik haklarına saldırıdan kaynaklanan manevi tazminat alacağına ilişkin olup, tarafların şahsı da ailevi yapılarına ilişkin hukuki durumlarında ve bunlara ilişkin sicil ve kayıtlarda bir değişiklik yaratmamakta, sonuçları itibariyle ancak tarafların malvarlığını etkilediği, bu itibarla ilam, Kanun'da istisnai olarak sayılanlar arasında yer almadığından takibe konulabilmesi için kesinleşmesinin gerekmeyeceği-
Takibin kesinleşmesinden sonra murisin ölümü halinde mirasçıların, mirası usulüne uygun reddettiklerine ilişkin mahkeme kararı almaları halinde mirasçılar aleyhinde takibe devam edilmesinin ve mirasçıların mal ve haklarına haciz konulmasının mümkün olmadığı; şikayetçi mirasçının kendisine yönelen icra takip işlemlerini süresiz şikayet yolu ile iptal ettirebileceği-
Şikayetçi alacaklı mahkemeye başvurusunda; icra müdürlüğünün 08.10.2014 tarihli kararı ile ihale bedelinin sıra cetveli yapılmak üzere ilk sırada haczi bulunan icra müdürlüğüne gönderilmesine ilişkin kararının, ilk sıradaki haczin sürede satış istenmediği gerekçesiyle düştüğü gerekçesiyle iptalini istemiş ise de; şikayetçinin ileri sürdüğü hususlar, satış sonrasında sıra cetveli yapılması halinde sıra cetveline itiraz olarak, icra müdürlüğünce sıra cetveli yapılmaması durumunda ise memurluk işlemini şikayet yoluyla ileri sürülebilecek iddialar olup, mahkemece bu aşamada anılan şikayetin dinlenme olanağı bulunmadığından reddi gerekeceği-
Borçlu şirketin ... Serbest Bölgesi Kurucu ve İşletmeciliği A.Ş nezdinde bulunan arsa kira sözleşmesinden doğan “üst yapı kullanım hakkı devir bedeli” üzerine konulan haciz ile haczin yenilenmesine ilişkin kararın kaldırılmasını talep ederek İcra mahkemesine yaptığı başvuruda, her ne kadar faaliyetin sonunda, üst yapı hakkına ilişkin ruhsat Hazine’ye intikal edeceğinden haczi mümkün değil ise de, söz konusu hakkın, ekonomik değer karşılığı devrinin, yönetmelik kapsamında mümkün olması nedeniyle devir hakkının haczinin de mümkün olacağından, şikayet konusu serbest bölge üst yapı hakkının kurulmasına ilişkin olarak, borçlu ile ... Serbest Bölgesi arasındaki sözleşme kapsamında, borçlunun söz konusu hakkının, üçüncü kişilere devrini yasaklayan hüküm bulunup bulunmadığı, şayet üst yapı kullanım hakkının devredilmesi imkanı tanınmış ise, ekonomik değer karşılığında devredilip devredilemeyeceğinin belirlenerek sonuca gidileceği-