Bölge Adliye Mahkemesince, ıttıla tarihinin, şikayetçi 3. kişi tarafından m.103 davetiyesinin tebliğ tarih olan 16.10.2024 olarak kabulü ile m.89 haciz ihbarnameleri tebliğ işleminin usulsüz olduğuna yönelik 31.10.2024 tarihli şikayetin süreden reddine karar verilmesi gerektiği-
İcra takibi kapsamında üçüncü kişilere gönderilen haciz ihbarnamelerine itiraz edilmemesi neticesinde açılacak menfi tespit davasının belirli bir hak düşürücü süreye tabi kılınmasının, özünde hak arama hürriyeti ve mahkemeye erişim hakkına yönelik bir sınırlama teşkil ettiği ancak söz konusu yasal sürenin, icra sürecinin süratle tamamlanarak malvarlığı üzerindeki hukuki belirsizliğin ivedilikle ortadan kaldırılması şeklindeki meşru ve kamusal amaca hizmet ettiği- Üçüncü kişiye önceki ihbarnamelere harçsız itiraz imkânı tanınması, mazeret hâlinde gecikmiş itiraz yolunun açık tutulması ve menfi tespit davası açma süresinin kaçırılması durumunda dahi sonradan genel hükümlere göre istirdat davası açılarak ödenen haksız bedelin geri alınabilmesi yönündeki yasal telafi mekanizmaları gözetildiğinde, getirilen hak düşürücü sürenin üçüncü şahsa katlanılamaz bir külfet yüklemediği, hakka getirilen sınırlama ile ulaşılmak istenen amaç arasındaki makul dengeyi zedelemediği ve anılan kuralın ölçülülük ilkesi ile Anayasaya aykırılık teşkil etmediği- Karşı oyda ise "Menfi tespit davası için öngörülen kısa hak düşürücü sürenin mahkemeye erişim hakkını orantısız ve ölçüsüz biçimde sınırlandırdığı gerekçesiyle kuralın iptali gerektiği" görüşünün ileri sürüldüğü-
Şikayet eden 3. kişinin, tebligat adresinde hiç oturmadığı veya faaliyet göstermediğini şikayet dilekçesinde beyan ettiği, usulsüz olduğu iddia edilen 27.11.2024 tarihli İİK 89/1 haciz ihbarnamesinin tebliğine ilişkin iade tebliğ evrakında, ''muhatap adresten taşınmış/tanınmıyor'' şerhi ile tebligatın iade edildiği, taşınmış/tanınmıyor maktu açıklamasından icra dosyasına giren tebligat zarfında, taşınmış kısmının kare benzeri çerçeveye alındığı, karenin tanınmıyor kısmına da sirayet ettiği, istinaf incelemesi sırasında, PTT'den istenen nüshada ise, tam tersi olarak, aynı tebligat zarfının taşınmış/tanınmıyor ibaresinde, tanınmıyor kısmının kare benzeri çerçeveye alındığı, karenin taşınmış kısmına da sirayet ettiği, usulsüz olduğu iddia edilen tebligattaki, kare benzeri çerçeveye alma işleminin geçersizliğe mi, geçerliliğe mi delalet olduğunun anlaşılamadığı, tebliğ memurunun hangi koşula göre yapmış ise diğerinin üzerini çizmek suretiyle iradesini tebliğ mazbatasına yansıtması gerektiği, oysa çelişki arz eden tebliğ evraklarında dikdörtgen içerisine almak suretiyle tebliğ işlemi iade şeklinde tamamlandığı, bu hali ile iade tebligatın yasal koşulları taşımadığı, bu açıklamalar ışığında, 24.11.2024 tarihli iade tebliğinin usulsüz olduğu, bu iade tebliğ evrakına bağlı olarak Tebligat Kanunun 35/4. maddesine göre yapılan tebligatlarında usulüne uygun olmadığı, şikayetçi 3. kişinin ıttıla tarihinin belirlenmesi suretiyle şikayetin kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisinin isabetsiz olduğu- ....................... barkod nolu 27.11.2024 tarihli iade tebligatın icra dosyasına giren örneğinde beyanı alınan komşu ismi ............ olarak yazılı olduğu, istinaf incelemesi sırasında, PTT'den istenen nüshada ise, beyanı alınan komşu ismi olarak farklı bir ismin yazılı olduğu, bu yönü ile de tebligatın usulsüz olduğu-
Şikayet eden 3. kişi şirketin, "tebligat adresinde hiç oturmadığı veya faaliyet göstermediğini" şikayet dilekçesinde beyan ettiği, usulsüz olduğu iddia edilen İİK 89/1 haciz ihbarnamesinin tebliğine ilişkin iade tebliğ evrakında, ''muhatap adresten taşınmış/tanınmıyor'' şerhi ile tebligatın iade edildiği, tebligat zarfında, "taşınmış" kısmının kare benzeri çerçeveye alındığı, istinaf incelemesi sırasında, PTT'den istenen nüshada ise, tam tersi olarak, aynı tebligat zarfının taşınmış/tanınmıyor ibaresinde, "tanınmıyor" kısmının kare benzeri çerçeveye alındığı, tebliğ memurunun hangi koşula göre yapmış ise diğerinin üzerini çizmek suretiyle iradesini tebliğ mazbatasına yansıtması gerektiği, oysa çelişki arz eden tebliğ evraklarında dikdörtgen içerisine almak suretiyle tebliğ işlemi iade şeklinde tamamlandığı, bu hali ile iade tebliğinin usulsüz olduğu ve bu iade tebliğ evrakına bağlı olarak Tebligat Kanunun 35/4. maddesine göre yapılan tebligatlarında usulüne uygun olmadığı- İade tebligatın icra dosyasına giren örneğinde beyanı alınan komşu ismi ... olarak yazılı olduğu, istinaf incelemesi sırasında, PTT'den istenen nüshada ise, beyanı alınan komşu ismi olarak ... ismi yazılı olduğu, bu yönü ile de tebligatın usulsüz olduğu-  "Şikayetçi 3. kişi şirketin ticaret sicilinde yer alan adresine çıkarılan İİK 89/1. haciz ihbarnamesinin 'muhatap adresten taşınmış olup....sözlü beyanı ile tespit edilmiş olup şahıs imzadan imtina etmiştir. Adres işyeri olduğundan muhtar kaydı bulunmamaktadır. Evrak çıkış merciine iade ...' şerhi ile iade edildiği, daha sonra aynı adrese TK'nın 35. maddesi uyarınca İİK 89/1, 89/2 ve 89/3 haciz ihbarnamelerinin tebliğ edildiği, en son 89/3 haciz ihbarnamesinin 2023 tarihinde tebliğ edildiği, davacının tebliğlerin usulsüz olduğunu, bundan '...2025 tarihinde haberdar olduklarını' ileri sürerek '89/1 haciz ihbarnamesinin tebliğ tarihinin bu tarih olarak düzeltilmesini ve diğer iki ihbarnamenin de iptalini' talep ettiği, iade gelen ilk ihbarname tebligatının şirketin taşındığından bahisle iade edildiği, bu durumun gerek mazbata üzerindeki tebliğ memurunun çerçeve ile işaretlediği kısım ve gerekse de Bölge Adliye Mahkemesince yazılan müzekkereye istinaden PTT müdürlüğü tarafından verilen yazı ile açıkça belirtildiği, yine iade gelen 89/1 haciz ihbarnamesinde beyanı alınan kimsenin ismine yer verildiği ve bu kimsenin imzadan imtina ettiğinin de yazılı olduğu gibi şikayetçi 3. kişinin maddi vâkıa olarak "şerhin gerçeği yansıtmadığını" da iddia etmediği, bir başka deyişle şikayetçi adreste faaliyet gösterdiği halde taşındığından bahisle iade edildiğini ileri sürmediği, aksine şikayet dilekçesinde; '...Müvekkilim şirket tebliğ yapılan adreste çalışma yapmamış şirketi bu adreste kurmuş ve bir faaliyeti olmamıştır. Bu nedenle zaten daha önce bu adreste faaliyet gösteriyormuş da taşınmış şeklinde bir durum söz konusu olmadığından 'taşınmıştır' şeklinde bir beyanın yada şerhin kabulü de mümkün değildir...' şeklinde beyanda bulunduğu ve şirketin kuruluşundan bu yana tebligat adresinde hiç faaliyet göstermediğini açıkça ifade ettiği, belirtilen nedenlerle; şikayetçinin ticaret sicilindeki adresine çıkarılan ilk tebligatın 'taşınmıştır' şerhi ile iade edilmesinden sonra aynı adrese TK'nın 35. madde uyarınca yapılan İİK 89/1, 2 ve 3 haciz ihbarnamelerinin tebliğ işlemlerinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı-
Usuli kazanılmış hakkın hukuki sonuç doğurabilmesi için, bir davada ya taraflar ya mahkeme ya da Yargıtay tarafından açık biçimde yapılmış olan ve istisnalar arasında sayılmayan bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan bir hakkın varlığından söz edilebilmesi gerektiği-
Şikayet tarihi ve şikayete konu müdürlük kararının verildiği tarih itibariyle, takip dosyasında icra müdürlüğünce verilen bir mehil vesikası bulunmadığı, icra müdürlüğünün, İİK’nın 36. maddesi prosedürünün başlatıldığını belirtmek suretiyle mahkemece teminatın kabulü ya da reddi kararı verilene kadar dosyadaki paraların alacaklıya ödenmemesine karar verme yetkisi de olmadığı nazara alındığında, icra müdürlüğünce, icra veznesine İİK’nın 89/1. maddesi uyarınca giren ve şikayet konusu yapılan paraların alacaklıya ödenmemesinin yasal ve geçerli bir dayanağı bulunmadığı-
Sanığın eyleminin 2004 sayılı İİK'nun 338. maddesi kapsamında olduğu, suç tarihi itibariyle sanığa isnat edilen suçun gerektirdiği cezanın türü ve üst sınırına göre davanın 5237 sayılı TCK'nın 66/1-e ve 67. maddelerinde öngörülen 8 yıllık olağan zamanaşımı süresine tabi bulunması, suç tarihinin 23/03/2015 tarihi olduğu, sanığın savunmasının alındığı 11/06/2015 tarihi ile mahkeme karar tarihi arasında zamanaşımını kesen başkaca bir hüküm ve işlem bulunmaması nedeniyle, 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin 11/06/2023 tarihinde yargılama sırasında gerçekleşmiş bulunduğunun anlaşılmasının bozmayı gerektirdiği- Müşteki/alacaklının 28/04/2015 tarihli şikayet dilekçesinde, davalı üçüncü kişi .......... İnşaat Turizm San. Tic. Ltd. Şti. hakkında açıkça tazminat talebinde bulunmasına rağmen, tazminatla ilgili mahkemece olumlu ya da olumsuz bir karar verilmemesi isabetsiz olup, ayrıca gerekçeli karar başlığında, dava dilekçesinde husumet yöneltilen ve bozma ilamında davalı sıfatı ile yer alan üçüncü kişi ............ İnşaat Turizm San. Tic. Ltd. Şti.'nin davalı olarak gösterilmemesinin de hatalı olduğu-
Bozmaya uyma kararının, lehine bozma yapılan taraf için usule ilişkin kazanılmış hak doğuracağı- Vekilin asil adına haciz ihbarnamesine yapmış olduğu itiraz hukuki anlamda geçerli olup, tazminat davası açısından asili bağlarsa da, İİK m. 338/1 gereği üçüncü kişinin cezalandırılması isteğinin, cezanın kişiselliği prensibi de dikkate alınmak suretiyle ayrı bir yargılama usulüne tabi olduğu-
İİK m. 89/3 uyarınca açılan menfi tespit davasının davacı-üçüncü kişi lehine sonuçlanması halinde; davacı-üçüncü kişinin önceki haciz ihbarnamelerine itiraz etmeyerek davanın açılmasına sebebiyet verdiği gerekçesiyle yargılama giderlerinden sorumlu tutulmasının hatalı olduğu, HMK m. 326 uyarınca aleyhine hüküm kurulan ve ön inceleme duruşmasından önce kabul beyanı bulunmayan davalı alacaklının, yargılama giderleri ve vekalet ücretinden sorumlu tutulması gerektiği (Bölge Adliye Mahkemeleri Kararları Arasındaki Uyuşmazlığın Giderilmesi İstemine Dair Y. 3. HD. Kararı)-
Borçlunun üçüncü kişi nezdinde doğması muhtemel (müstakbel) alacaklarının, İİK'nin 78. maddesi kapsamında haciz müzekkeresi ile değil, ancak İİK'nin 89. maddesi uyarınca haciz ihbarnamesi gönderilerek haczedilebileceği; somut olayda borçlunun henüz doğmamış KDV iadesi alacağı için haciz müzekkeresi gönderilmesinin geçerli bir haciz tesis etmediği ve bu nedenle şikayetin kabul edilerek sıra cetvelinin iptaline karar verilmesi gerektiğinden direnme kararının bozulması gerektiği-