Somut olayda ispat yükü davacı tarafta olup keşideci davacının, ara cirantalar ve hamilin dava konusu çeki, lehtar imzasının geçersiz olduğunu bilerek devraldıkları ve davacıyı zarara uğratmak maksadıyla hareket ettiklerini ispatlayamadığı imzaların istiklali prensibi uyarınca lehtar imzasının geçersiz olmasının sadece sahibi yönünden sonuç doğuracağı, davacının lehtar imzasının geçersiz olduğunu ileri sürerek kambiyo sorumluluğundan kurtulamayacağı, lehtara ödeme yapıldığının da iddia ve ispat edilmediği gözetilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile davanın kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya uygun olmadığı-
Uyuşmazlık, davaya konu YİDK kararının isabetli olup olmadığı noktasında toplanmaktadır...
Duran bir takipte icra veznesindeki paranın teminat mukabili borçluya iadesine ilişkin bir hüküm bulunmadığı, yine menfi tespit davasında verilen karar ise icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesi şeklinde olup yapılacak yargılama sonrasında alacağın varlığının tespiti halinde alacaklının başka hiçbir işleme gerek kalmadan icra veznesindeki parayı tahsil edebilmesi gerektiği-
Bölge Adliye Mahkemesinin geçici hukuki korumalara ilişkin verdiği kararlara karşı temyiz yoluna gidilmesi mümkün olmayıp temyiz talebinin kötü niyetle yapıldığı anlaşıldığından, 6100 sayılı Kanun'un 368 inci maddesi yollamasıyla aynı Kanun'un 329 uncu maddesinin ikinci fıkrası uyarınca temyiz talep eden davalı asılın takdiren 3.000,00 TL disiplin para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik bulunmadığı-
Uyuşmazlık, konkordato sürecinde talep edilen faiz alacağı nedeniyle menfi tespit istemine ilişkindir.
Uyuşmazlık, icra takibine konu bonolardan dolayı borçlu bulunulmadığının tespiti istemine ilişkindir...
Banka kayıtları üzerinde yapılan incelemeler neticesinde dava tarihi itibarıyla davacının bankaya borçlu olduğunun tespit edildiği, sunulan belgelerdeki ödemelerin banka kayıtlarında yer aldığı, yapılan ödemeler mahsup edildiğinde davalının davacıdan dava tarihi itibarıyla alacaklı olduğu, dava tarihinden önce ipotek malikleri veya dava dışı diğer kişiler tarafından davalı bankaya kredi borcu nedeniyle ödeme yapıldığına ilişkin herhangi bir bilgi ve belge ibraz edilmediği gibi banka kayıtlarında da borcun ödendiğine ilişkin herhangi bir kayıt yer almadığı, davacıdan herhangi bir tahsilat yapılmadığı, dava konusu kredi, takip hesaplarına aktarıldığından bakiyenin sıfır olarak gözüktüğü gerekçesiyle verilen 'davanın reddine' ilişkin kararda bir isabetsizlik bulunmadığı-
6102 sayılı Kanun’un 702 nci maddesine göre, aval veren kişinin şekle aykırılık dışındaki sebeplerle borcu ödemekten kaçınamayacak olmasına, senedin avalisti olan davacının imza inkarında ve şekle aykırılık savunmasında bulunmamış olduğu gözetildiğinde mahkemece, adı geçen davacının menfi tespit talebinin reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı - Adli Tıp Kurumu tarafından usulüne uygun olarak yapılan imza incelemesi neticesinde, davaya konu bonoda yer alan keşideci imzasının davacının eli ürünü olmadığı tespit edilmiş olduğundan, mahkemece, sahtecilik def'inin mutlak bir def'i olup herkese karşı ileri sürülebileceği gözetilerek adı geçen davacının menfi tespit talebinin kabulüne karar verilmesi gerekeceği-
Uyuşmazlık, ticari nitelikteki hizmet sözleşmesinden kaynaklanan menfi tespit istemine ilişkindir.
Uyuşmazlık, eser sözleşmesinden kaynaklanan menfi tespit istemine ilişkindir.