Bilirkişi raporunda kredi kartı sözleşmesindeki imzanın kuvvetle muhtemel davacının eli ürünü olmadığının belirtildiği- Davalı tarafından davacı hakkında başlatılan takibin dayanağını teşkil eden kredi kartı üyelik sözleşmesindeki imzanın davacıya ait olmadığı anlaşıldığından davacının davalıya borçlu olmasının mümkün olmadığı-
Tüketicinin taşınmaz satış sözleşmesi için verdiği senetlerden sorumluluğu- Davacı ile dava dışı şirket arasında imzalanan konut satış sözleşmesi kapsamında dava dışı şirket lehine düzenlenen senetlerin emre yazılı olması nedeniyle 6502 s. K. m. 4/5 uyarınca davacı tüketici yönünden geçersiz olduğu ve bu nedenle, senetleri ciro yoluyla devralan davalı bankanın iyiniyetli olup olmamasının sonuca bir etkisinin bulunmadığı-
Dava, davalı tarafından başlatılan icra takibinden dolayı davacının borçlu olmadığının tespiti ile takibin davacı yönünden iptali istemine ilişkindir...
6100 sayılı Kanun'un 305 inci maddesine göre, hüküm yeterince açık değilse veya icrasında tereddüt uyandırıyor yahut birbirine aykırı fıkralar içeriyorsa, icrası tamamlanıncaya kadar taraflardan her birinin hükmün açıklanmasını veya tereddüt ya da aykırılığın giderilmesini isteyebileceği-
Muğla Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü Abone Hizmetleri ve Tarifeler Yönetmeliği'nie göre abone olmaksızın atık suyunu kanalizasyon şebekesine verenlerden, atık su miktarı tarifesi üzerinden 3 katı olarak tahakkuk ve tahsil edileceği ve 3 katı aşar şekilde tahakkuk yapılmasının doğru olmadığı-
Ön ödemeli konut satış sözleşmesi kapsamında verilen senedin teminat senedi olup olmadığı ve davacının bu senet nedeniyle borçlu bulunup bulunmadığının tespiti- Dava ve icra takibine konu senedin, taraflar arasında düzenlenen ön ödemeli konut sözleşmesi kapsamında, davacının teslim yükümlülüğünü yerine getirmemesi halinde, satış bedelinin iadesini sağlamak için teminat amacıyla verildiği- Davacı tarafça teslim yükümlülüğü yerine getirilmediğinden, davalı tarafından satış bedelinin teminatı olarak kendisine verilen senedin takibe konu edilmesinde ve bedelinin davacıdan tahsilinin istenmesinde hukuka aykırı bir durum bulunmadığı-
Asıl dava, taraflar arasında 17.04.2005 tarihinde düzenlenen franchise sözleşmesinin haksız olarak feshedildiğinin tespiti, davalıya borçlu bulunmadığının tespiti ile uğranılan 24.000,00 TL zararın tahsili istemlerine, birleşen dava ise franchise sözleşmesine dayalı alacağın tahsili amacıyla yapılan ilamsız takibe itirazın iptali ve icra inkar tazminatına hükmedilmesi istemlerine ilişkindir...
Davacı her ne kadar davalı ile dava dışı şirket arasındaki taşeronluk sözleşmesinin tarafı değil ise de, davalı şirketin; davacı ile dava konusu sözleşmeyi imzalayan dava dışı şirket arasında organik bağ bulunduğu iddiasına rağmen mahkemece bu iddianın araştırılmadığı, o halde mahkemece bu iki şirket arasında para akışının bulunup bulunmadığı, şirket ortaklarının aynı kişilerden oluşup oluşmadığı, her iki şirketin merkezinin bulunduğu binanın kime ait olduğu, iki şirketin aynı iş kolunda olup olmadığı, işbu şirketlerin ticaret sicil kayıtları incelenip, davacı yönünden perdenin aralanması koşullarının oluşup oluşmadığı noktasında değerlendirme yapılarak, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekeceği-
Zamanaşımı def'i hakkında olumlu ya da olumsuz bir karar verilmeden işin esası hakkında hüküm tesis edilmiş olmasının doğru olmadığı-
Yanlar arasındaki ihtilafın sözleşmenin yorumlanmasına ilişkin olduğu, özel ve teknik bir bir bilgiyi gerektiren ihtilaf bulunmadığı, 15.07.2014 tarihli "Özel Güvenlik Hizmet Alım Sözleşmesi” eki olan teknik şartnamenin "Araç, Gereç ve Donanım" başlıklı 14. maddesinde, davacı şirket tarafından sağlanması gereken araçlar, güvenlik personeline verilecek araç-gereç ve donanım, İSKİ tarafından sağlanması gereken araç, gereç, cihaz ve ekipman vs. olmak üzere üç ayrı kategori içerdiği, çözülmesi gereken hususun teknik şartnamenin 14. maddesinde yer alan “tek tip”; “standarda uygun”; “tam” ve “yeni” kavramlarının sözleşmede hangi donanımları kapsadığına ilişkin olduğu, davacının özel güvenlik personeli için tedarik etmesi gereken malzemeleri süresinde temin edemediği, davacı tarafından temin edilmesi gereken araçların marka ve modelinin yani asgari teknik özelliklerinin sözleşmede ve şartnamede belirtilmediği, bu konudaki eksikliğin sözleşmenin amacı ve ekleri ile birlikte değerlendirilmesi gerektiği, davacıya verilen işin özel güvenlik işi olması, bu işin yapılırken aksamaya sebebiyet vermemesi için kullanılacak araç ve gereçlerin aksaklığa sebebiyet vermeyecek asgari niteliklere sahip olması gerektiği. dolayası ile “standarda uygun”; “tam” ve “yeni” kavramlarından davacı tarafından temin edilecek araçların yeni olmasının kastedildiği, yeniden kastedilen hususun sözleşmede açıklık olmaması nedeni ile 0 (sıfır) olarak anlaşılamayacağı ancak, ihalenin 2013 yılında yapıldığı göz önüne alındığında 2013 yılını aşan araçların bu kapsamda değerlendirilemeyeceği, mahkemece tesis edilen kararda usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı-
