Taraflardan ticari defterleri ibrazlarının ne şekilde isteneceğine ilişkin 6100 sayılı Kanun'un 222 nci maddesinde doğrudan bir düzenleme bulunmamakta ise de, ticari defterlerin de aynı zamanda bir belge niteliği taşıması itibariyle bu hususta 6100 sayılı Kanun'un 220 nci maddesi uygulanarak, usulüne uygun muhtıra ile davalının defterlerinin ibraz etmesinin istenmesi, ibraz edilmemesi halinde 6100 sayılı Kanun'un 220 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca davalıya defterlerinin elinde bulunmadığına dair Mahkemece yemin teklif edilmesi, yemin icra edilmezse anılan Kanun'un 220 nci maddesinin üçüncü fıkrası değerlendirilmesi ve bozma ilamında belirtildiği üzere tüm dosya kapsamı, tarafların beyanları mutabakat belgesi, mal iadesine dair belgelerin incelenip değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekeceği-
Bilirkişi raporunda kredi kartı sözleşmesindeki imzanın kuvvetle muhtemel davacının eli ürünü olmadığının belirtildiği- Davalı tarafından davacı hakkında başlatılan takibin dayanağını teşkil eden kredi kartı üyelik sözleşmesindeki imzanın davacıya ait olmadığı anlaşıldığından davacının davalıya borçlu olmasının mümkün olmadığı-
Muğla Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü Abone Hizmetleri ve Tarifeler Yönetmeliği'nie göre abone olmaksızın atık suyunu kanalizasyon şebekesine verenlerden, atık su miktarı tarifesi üzerinden 3 katı olarak tahakkuk ve tahsil edileceği ve 3 katı aşar şekilde tahakkuk yapılmasının doğru olmadığı-
6100 sayılı Kanun'un 305 inci maddesine göre, hüküm yeterince açık değilse veya icrasında tereddüt uyandırıyor yahut birbirine aykırı fıkralar içeriyorsa, icrası tamamlanıncaya kadar taraflardan her birinin hükmün açıklanmasını veya tereddüt ya da aykırılığın giderilmesini isteyebileceği-
Dava, davalı tarafından başlatılan icra takibinden dolayı davacının borçlu olmadığının tespiti ile takibin davacı yönünden iptali istemine ilişkindir...
Tüketicinin taşınmaz satış sözleşmesi için verdiği senetlerden sorumluluğu- Davacı ile dava dışı şirket arasında imzalanan konut satış sözleşmesi kapsamında dava dışı şirket lehine düzenlenen senetlerin emre yazılı olması nedeniyle 6502 s. K. m. 4/5 uyarınca davacı tüketici yönünden geçersiz olduğu ve bu nedenle, senetleri ciro yoluyla devralan davalı bankanın iyiniyetli olup olmamasının sonuca bir etkisinin bulunmadığı-
Ön ödemeli konut satış sözleşmesi kapsamında verilen senedin teminat senedi olup olmadığı ve davacının bu senet nedeniyle borçlu bulunup bulunmadığının tespiti- Dava ve icra takibine konu senedin, taraflar arasında düzenlenen ön ödemeli konut sözleşmesi kapsamında, davacının teslim yükümlülüğünü yerine getirmemesi halinde, satış bedelinin iadesini sağlamak için teminat amacıyla verildiği- Davacı tarafça teslim yükümlülüğü yerine getirilmediğinden, davalı tarafından satış bedelinin teminatı olarak kendisine verilen senedin takibe konu edilmesinde ve bedelinin davacıdan tahsilinin istenmesinde hukuka aykırı bir durum bulunmadığı-
Çekte rehin cirosu yapılamayacağı ve çekin sadece tahsil veya temlik cirosuyla verilmesinin mümkün olduğu- Çekin üzerinde davalı banka tarafından yazılan “Bedeli teminat içindir.” ibaresinin bulunması durumunda çekte rehin cirosu olduğundan davalı bankanın bu çek yönünden meşru hamil kabul edilemeyeceği, davalı banka aleyhine açılan menfî tespit ve istirdat davalarının kabulü gerektiği- Dava konusu diğer çek, bankalararası takas odaları aracılığı ile elektronik ortamda muhatap bankaya ibraz edilmiş olup, davalı şirketten temlik cirosu niteliğini taşıyan beyaz ciro ile ile çeki devralan davalı banka aynı zamanda muhatap banka durumunda olmadığından ve çek davalı banka tarafından ibraz edildiğinden, davalı bankanın yetkili hamil olduğunun kabulü gerektiği-
Davacı her ne kadar davalı ile dava dışı şirket arasındaki taşeronluk sözleşmesinin tarafı değil ise de, davalı şirketin; davacı ile dava konusu sözleşmeyi imzalayan dava dışı şirket arasında organik bağ bulunduğu iddiasına rağmen mahkemece bu iddianın araştırılmadığı, o halde mahkemece bu iki şirket arasında para akışının bulunup bulunmadığı, şirket ortaklarının aynı kişilerden oluşup oluşmadığı, her iki şirketin merkezinin bulunduğu binanın kime ait olduğu, iki şirketin aynı iş kolunda olup olmadığı, işbu şirketlerin ticaret sicil kayıtları incelenip, davacı yönünden perdenin aralanması koşullarının oluşup oluşmadığı noktasında değerlendirme yapılarak, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekeceği-
Asıl dava, taraflar arasında 17.04.2005 tarihinde düzenlenen franchise sözleşmesinin haksız olarak feshedildiğinin tespiti, davalıya borçlu bulunmadığının tespiti ile uğranılan 24.000,00 TL zararın tahsili istemlerine, birleşen dava ise franchise sözleşmesine dayalı alacağın tahsili amacıyla yapılan ilamsız takibe itirazın iptali ve icra inkar tazminatına hükmedilmesi istemlerine ilişkindir...