Arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin paylaşımında ortaya çıkan orantısızlık nedeni ile uğranılan zararların tazmini ve geç teslim nedeni ile ödenmesi gereken kira bedelinin tahsili istemi- Dava dilekçelerinde talep edilen orantısız paylaşım nedenine dayalı tazminat talebine ilişkin tam ıslahla ilgili olarak HMK'nın 180. maddesindeki usule uyulmadığından geçersiz olan ıslaha değer verilemeyeceği- Dava dilekçesinde talep edilen kira kaybı alacağına ilişkin olarak ise usulüne uygun olan kısmi ıslahla arttırılan kısım değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerektiği-
Bazı davalara özgü olarak (ipoteğin kaldırılması, önalım, geçit ve mecra irtifakı vs.) kanun yoluna başvurulması hâlinde davacının talepleri yanında, davalının taleplerinin de mahkemece değerlendirmeye alınması ve istinaf/temyiz sınırının buna göre belirlenmesi gerektiği- Davacının "taşınmazlar üzerindeki ipoteğin 9 ETL (Eski TL)'şer olan borç miktarını ödemeye hazır olduklarını belirterek terkinine karar verilmesini" istediği davada, her ne kadar hüküm altına alınan ipotek bedeli karar tarihindeki istinaf sınırının altında kalsa da, davalı taraf yargılama aşamasında belirlenen ipotek bedelini kabul etmediğini bildirerek ödenmeyen bedel için (Belediye rayiç bedeli olan) 309.204,00 TL’nin ödenmesine yönelik savunmada bulunduğundan, davalının bu talepleri nazara alınmadan, istinaf kanun yoluna ilişkin hüküm eksik ve hatalı değerlendirilmek suretiyle hüküm altına alınan ipotek bedeli gerekçe gösterilerek istinaf dilekçesinin reddine karar verilmesinin  hatalı olduğu-
İlamın kesinleşmeden icraya konulamayacak ilamlardan olduğu yolundaki değerlendirme doğru olmakla birlikte dava dilekçesinde şikayet edenin takibin iptalini talep etmeyip icra emrinin iptalini talep ettiği, dolayısıyla talep aşılmak suretiyle takibin iptaline karar verilmesinin yerinde olmadığı, ancak bu yanlışlığın giderilmesinin yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediği-
"Her nevi ücret" (İİK 83) kapsamına giren ek ders ücretinin kısmen (¼'ünün) haczinin mümkün olduğu- "Ek ders ücreti, maaş kapsamında olmadığından tamamının haczedilebileceği" şeklindeki görüşün HGK çoğunluğu tarafından benimsenmediği-
4. HD. 14.06.2023 T. E: 3737, K: 7968
4. HD. 14.06.2023 T. E: 4076, K: 7965
4. HD. 14.06.2023 T. E: 3786, K: 7966
Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda alacaklı tarafından takipte tahsili talep edilmeyen 2020 yılı Ocak, Şubat ve Mart aylarına ilişkin kira bedelleri ile takip tarihi itibariyle muaccel olmayan 2020 yılı Ekim ayı kira bedelinin de hesaplamaya dahil edildiği, borçlunun bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde yeniden bilirkişi raporu aldırılması talebinde bulunduğu anlaşıldığından, mahkemece alacaklı tarafından takipte tahsili talep edilen aylara ilişkin kira bedellerinin hesaplama dahil edilebileceği ve muaccel olmayan aya ilişkin kira bedelinin talep edilemeyeceği hususları dikkate alınarak değerlendirme yapılmak üzere ek bilirkişi raporu aldırılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekeceği-
Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uymak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırı olduğu-
Borçlunun icra mahkemesine başvurusunun; icra emrinde istenen alacak kalemlerinin ilama aykırılığına dayalı şikayet olup, dosya hesabına yönelik bir şikayet olmadığı, İlk Derece ve Bölge Adliye Mahkemelerince, başvurunun yanılgılı olarak dosya hesabını şikayet gibi değerlendirilmek suretiyle, takipten sonra işleyecek faiz yönünden bilirkişi raporu alınarak ve hesaplama yaptırılarak hüküm kurulmasının doğru olmadığı- Takip konusu ilamda 52.525,61 TL karar harcının davalıdan tahsiline karar verilmekle birlikte “davalıdan alınarak davacıya verilmesine” dair bir hüküm bulunmadığından, takip dayanağı ilamın karar tarihindeki Harçlar Kanunu hükme gerekçe yapılmak suretiyle, bu alacak kaleminin takipte istenebileceği sonucuna varılmasının hatalı olduğu- Her ne kadar Bölge Adliye Mahkemesince, takipte istenen ilam vekalet ücreti ve yargılama giderlerine yönelik alacak kalemleri, şikayet konusu olmamasına rağmen hatalı olarak iptal edilmiş ise de, temyize gelen borçlu olduğundan, temyiz edenin sıfatı gereğince bu husus bozma nedeni yapılamadığından, Bölge Adliye Mahkemesince, talebin, ilama aykırılık şikayeti olarak doğru nitelendirilmek suretiyle hüküm kurulması gerekeceği-