Davalı banka vekilince dosyaya sunulan 08.11.2024 tarihli temyize cevap dilekçesi ile "...Müvekkil Bankaca davacılardan masraf ve vekâlet ücreti talebimiz bulunmamaktadır..." şeklinde ifade ile davacılardan masraf ve vekâlet ücreti taleplerinin olmadığının beyan edildiği, açıklanan sebeple davalı bankanın davacılardan yargılama gideri ve vekâlet ücreti talebi olmadığı anlaşıldığından kararın yargılama gideri ve vekâlet ücreti yönlerinden bozulmasına karar verilmesi gerekeceği-
Hakimin, tarafların talep ve sonuçlarıyla bağlı olduğu-
Mahkemece, kısa kararda "Takip durdurulmamış olduğundan hacizli malların değeri veya asıl alacaktan hangisi az ise az olan bedel üzerinden %20 icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine," karar verilmişken, gerekçeli kararda ise "-A-Davaya konu takip dosyasında takip durdurulmamış olduğundan tazminat talebinin reddine, Davaya konu takip dosyası olan ...sayılı dosyasında takip durdurulmuş olduğundan haczedilen malın değeri olan 33.000,00-TL'nin %20'si olan 6.600,00-TL icra inkar tazminatının davalı alacaklıdan alınarak, davacı 3. şahsa verilmesine," şeklinde karar verilmesi ve sonra ek karar ile de, "..Davaya konu takip dosyası olan ..sayılı dosyasında takip durdurulmamış olduğundan tazminat talebinin reddine, B-Davaya konu takip dosyası olan...dosyasında takip durdurulmuş olduğundan haczedilen malın değeri olan 33.000,00-TL'nin %20'si olan 6.600,00-TL icra inkar tazminatının davalı alacaklıdan alınarak, davacı 3. şahsa verilmesine," şeklinde karar verilmesi nedeniyle gerekçe ile hüküm arasında ve hükmün içeriğinde çelişki yaratılmış olduğu- İİK m. 97/13 uyarınca, istihkak davası üzerine, takibin talikine karar verilip de neticede dava reddolunursa, alacaklının alacağından bu dava dolayısıyla istifası geciken miktarın, %20'sinden aşağı olmamak üzere davacıdan tazminat alınmasına hükmolunacağı- İİK m. 97/15 uyarınca, 3.kişinin istihkak davasının kabulü durumunda davacı yararına tazminata karar verilebilmesi için alacaklı veya borçlunun kötü niyetinin gerçekleşmesi gerektiği ve kural olarak alacaklı, 3. kişi ile borçlu arasındaki işlemlere yabancı olduğundan istihkak iddiasına itirazının olağan kabul edileceği- Mahkemece davanın kabulüne karar verilmesine karşın İİK 97/15. maddesi gözardı edilerek İİK 97/13. maddesi nazara alınarak karar verilmesinin de isabetsiz olduğu-
Yolsuz tescil hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, olmazsa ihdasen önceki hale getirilmesi istemi- Asıl davada davacının istemi terditli olup Mahkemece asıl talebin yerinde görülmemesi halinde ikinci talebin incelenerek bu talep hakkında olumlu ya da olumsuz bir karar verilmesi gerektiği- Mahkemece taşınmazın ..Encümen kararı ile önceki haline dönülmesine karar verildiğinden asıl ve birleştirilen dava yönünden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmişken, temyize konu asıl davada davacının tapu iptali ve tescil istemi ile ilgili olumlu-olumsuz bir karar verilmemiş olmasının isabetsiz olduğu-
Yapılan yargılama ve toplanan delillerden kadının yurt dışında yaşadığı ve geçim yardımı aldığı, erkeğin ise yurt dışından1084 Euro emekli aylığı aldığı ve üzerine kayıtlı gayrimenkulünün olduğu anlaşıldığından tarafların sosyal ve ekonomik durumlarına göre, kadının boşanma yüzünden yoksulluğa düşeceği-
Kadastro tespitine itiraz davası- 262 parsel sayılı taşınmaza yönündem, İlk Derece Mahkemesince, çekişmeli taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğu, zilyetlikle iktisabının mümkün olmadığı gerekçesiyle hüküm kurulmuş ise de varılan sonucun dosya kapsamına uygun düşmediği- Dava, Hazine tarafından askı ilan süresi içinde Mübadil Rumlardan metruk olup Tapu Komisyonu Kararı gereğince oluşan tapu kapsamında kaldığı gerekçesiyle açılan kadastro tespitine itiraz davası olup; ortada, Hazine ya da Orman İdaresi tarafından orman iddiası ile açılmış bir dava bulunmadığı- Somut olayda 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 30/2 nci maddesi uyarınca kadastro hakiminin re'sen araştırma yapmasını gerektiren bir durumun bulunmadığı- Tüm dosya kapsamından, davalının tespit gününe kadar kazandırıcı zamanaşımı süresini doldurduğunun anlaşılmasına ve davacı tarafın da üstün hakkı bulunmadığının saptanmış olmasına göre, davanın reddi ile tespit gibi tesciline karar verilmesi gerekirken, hatalı değerlendirme ile davanın kabulüne karar verilmesinin isabetsiz olduğu-
Murisin ölüm tarihi itibariyle terekesinin el birliği mülkiyeti hükümlerine tabi olduğu, el birliği halinde mülkiyet hükümlerine tabi bulunan bir terekede, terekeye ilişkin tüm tasarruf işlemlerinin tüm mirasçılar tarafından birlikte yapılmasının zorunlu olduğu ve tasarrufi işlem niteliğindeki davanın da terekeye karşı üçüncü kişi konumundaki kişiye yönelik olarak tüm mirasçılar tarafından birlikte açılması gerektiği- Bir mirasçının, özellikle acele hallerde miras şirketinin menfaatini korumak için bütün mirasçılar adına yalnız başına dava açması mümkünse de bu şekilde açılan bir dava tüm mirasçıların katılımı sağlanmadan yürütülemeyeceği-.Dosyada mevcut veraset ilamına göre murisin davacılar dışında bir mirasçısının daha bulunduğu görüldüğünden, davacıların, davayı tereke adına açtığının kabulü ile diğer el birliği mirasçılarının muvafakatinin alınması, bu mümkün olmaz ise terekeye temsilci atanarak davaya devam edilmesi gerekirken sıfat yokluğu sebebiyle davanın usulden reddine karar verilmesinin hatalı olduğu- "Satış vaadi sözleşmesinin tarafının ölümü üzerine mirasçılarından bir kısmının payları oranında mirasçı olmayan kişiye karşı dava açtığı uyuşmazlıkta, diğer elbirliği ortaklarının muvafakatlarının alınması ya da terekeye temsilci atanarak onun tarafından takip edilmesinin sağlanması yönünde mahkemeye bir görev yüklenemeyeceği (HMK m. 25, 26)" şeklindeki karşı oyun benimsenmediği-
Mahkemece, gerekçe ve hüküm kısmında birleşen dava yönünden davanın kabulüne karar verilmesine rağmen, hüküm kısmında birleşen davada tasfiye konusu taşınmaz yönünden kabul edilen alacak miktarına yönelik bir hüküm kurulmadığı-
Bozma ilamında sadece .............. no'lu hesaptaki para yönünden paranın güncel sürüm değerinin belirlenmesi gerektiği belirtilmesine rağmen, Mahkemece, bozma kapsamı dışında olan ............. no'lu hesaptaki paranın da güncel sürüm değeri belirlenerek karar verilmesinin hatalı olduğu- Mahkemenin 20.03.2014 tarihli ikinci kararında davalı-davacı erkek aleyhine asıl davada tasfiye konusu .......... no'lu hesaptaki para yönünden 96.537,03 TL, 15022822 no'lu hesaptaki para yönünden 40.967,76 TL katılma alacağına hükmedildiği, işbu kararın sadece davalı-davacı erkek tarafından temyiz edildiği, davalı-davacı erkek lehine alacak miktarları yönünden usuli kazanılmış hak oluştuğu anlaşılmakla, Mahkemece davalı-davacı erkek lehine miktar yönünden oluşan usuli kazanılmış hak göz ardı edilerek karar verilmesinin hatalı olduğu- Mahkemece, 06.04.2021 tarihli bozma ilamında belirtildiği şekilde, sadece tasfiye konusu ............... no'lu hesaptaki paranın tasfiye tarihi (bozma ile güncelliğini yitireceğinden bozmadan sonra verilecek karara en yakın tarih) itibariyle sürüm (rayiç) değeri tespit ettirilip talep miktarı ve oluşan usuli kazanılmış haklar gözetilerek karar verilmesi gerekeceği-
