Dosya içeriği ve tüm delillerden; davacının ........... havale tarihli dilekçe ile ......... Sulh Hukuk Mahkemesinde İİK 276/3 maddesi gereğince dava konusu taşınmazda kiracı değil malik sıfatıyla oturduğunu ileri sürerek malik olduğunun tespiti ve tahliye kararının durdurulması istemi ile ......... Esas sayılı davayı açtığı, ............ tarihli tensip tutanağı ile görevsizlik kararı verilerek dosyanın talep üzerine ............. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderildiği, mahkemenin yine dosya üzerinde yaptığı inceleme ile duruşma açılmaksızın davacının tespit davası açmakta hukuki yararının bulunmadığı, hukuki yararın dava şartı olup mahkemelerce yargılamanın her aşamasında re'sen gözetilmesi gerektiği gerekçesiyle ........ tarihli kararla davanın reddine karar verildiğinin anlaşıldığı, hakimin ön inceleme safhasında 6100 sayılı HMK’nun 114.maddesinde sayılan dava şartları ile 116.maddesinde  belirtilen ilk itirazlar hakkında asıl olanın dosya üzerinden karar vermesi gerekli olduğu halde gerek görülmesi halinde yani istisnai olarak ön inceleme duruşması açabileceğinin, 140.Md. hükmünde ise tarafların iddia ve savunmaları çerçevesinde anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususların tespitinden sonra hakimin tarafları sulhe teşvik etmesi gerektiğinin ve sonuç alınacağı kanaatinin hasıl olması halinde bir defaya mahsus olmak üzere yeni bir duruşma gününün tayin edilmesi icap ettiğinin öngörüldüğü, bu yasal düzenlemeler ve ilkeler çerçevesinde somut olaya bakıldığında; davacının talebi ile Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilen dosyanın ........ tarihinde mahkemesine tevzi edildiği, davalının ........tarihinde bir beyan dilekçesi sunduğu, mahkemece ........ tarihinde ise hüküm verildiği, dolayısıyla yargılamanın beş temel aşamasının iş bu yargılamada uygulanmadan sonuca gidilip bir karar verildiğinin tespit edildiği, hal böyle olunca davacının yerinde olan temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK'un 428.maddesi gereğince bozulmasına karar verilmesi gerekeceği-
Taşınmazda oturduğunu beyan eden 3. kişinin, borçlunun ve şikayetçi alacaklının müşterek kızları olması sebebi ile İİK mad. 26 ve İİK mad. 41 hükümlerinin yollaması ile şikayete konu işleme uygulanması gereken İİK 276. maddesindeki korumadan yararlanamayacağı, ayrıca 3. kişinin zilyetliği İİK 27. maddede sayılan bir belgeye dayalı da olmadığından, şikayetin kabulüne karar verilmesi gerektiği-
Üçüncü kişinin İİK’nun 276. maddesinin uygulanmasına ilişkin kiracılık sıfatının kabulü ile mecurun tahliyesinin durdurulmasına yönelik şikayetinde, icra takibinin tarafı olmayan 3. kişinin şikayeti ile kiracılık sıfatının kabulü ile mecurun tahliyesinin durdurulması istenildiğine göre taşınmazın dava dışı kiracı tarafından tahliye edilmiş olmasının davacının davasını konusuz kılmayacağı-
Alacaklı tarafından, kiracı hakkında başlatılan takipte, tahliye için gidilen adreste bulunan 3. kişiler tarafından, takibe dayanak yapılan tahliye taahhütnamesinden sonra mecurun kiralandığına ilişkin bir kira sözleşmesi sunulmadığı gibi, bu kişilerin taşınmazda haklı bir sebeple bulunduklarını resmi bir belge ile ispatlayamadıkları anlaşıldığından, icra mahkemesince 3. kişilerin de tahliyesine karar verilmesi gerektiği-
İİK’nun 40/2. maddesi hükmünün ilamlı takiplerde uygulanabileceği, tahliye istemli takip bakımından anılan maddenin uygulanamayacağı-
Taşınmazla ilgili olarak hakkında takip yapılan borçlunun eşi şikayetçinin "taşınmazın aile konutu olduğu"nu alacaklıya ihtar ettiği ve sözleşmenin tarafı haline geldiği anlaşıldığından, yasa gereğince kira sözleşmesinde kiracı olarak taraf olup, alacaklının takip talebinde taşınmazdan tahliye isteminin bölünemez borç olması nedeniyle, kiracılar arasında zorunlu takip arkadaşlığı bulunduğundan, mahkemece HMK. mad. 124 uyarınca, takip alacaklısına süre verilerek şikayetçiyi takibe borçlu sıfatı ile dahil etmesinin istenmesi gerektiği-
Takibin kesinleşmesinden sonra borçlu mecurdan tahliye edilmiş olup, şikayetçiler, bu aşamadan sonra mecura yerleşmiş olduğundan, takibin kesinleşmesinden sonra mecurun tahliyesine yönelik infaz aşamasında söz konusu olan İİK'nun 276. maddesinin, tahliyenin gerçekleştiği somut olay yönünden uygulanmasının mümkün olmadığı-Tahliye işlemine yönelik diğer bir şikayetin somut olay yönünden kesin hüküm oluşturmadığı- Şikayetçilerin, tahliye kararının infazından sonra taşınmazı işgal etmeleri ve İİK'nun 276. maddesinde düzenlenen durumun somut olayda bulunmaması karşısında, temerrüt nedeniyle tahliye kararına dayalı olarak taşınmazdan tahliyeleri mümkün olmadığından mahkemece, şikayetin kabulü ile tahliye işleminin iptaline karar verilmesi gerektiği-
Alt kiracı sıfatı ile borçluya tebaan mecurda oturanların, İİK'nun 276/son fıkrası uygulanmasında üçüncü kişi sayılamayacağı-
Milli Savunma Bakanlığı tarafından ... Belediye Başkanlığı aleyhine müdahalenin men'i ilamına dayanılarak başlatılan ilamlı takipte, borçlunun müdahalesinin men'ine karar verilen yerlerden olan benzin istasyonu ve müştemilatının şikayetçi tarafından 1992 yılından beri ecrimisil ödeyerek kullanıldığı anlaşıldığından, İİK'nun 276/2.maddesine göre işlem yapılması gerektiği gerekçesiyle şikayetçiye gönderilen tahliye muhtırasının iptaline karar verilmesi gerektiği-
Takip konusu ilamda tahliyesine karar verilen yer ile icra müdürlüğünce bu ilamın uygulanması amacıyla gidilen yerin aynı yer olmadığını iddia eden şikayetçi 3. kişinin başvurusu, ilama aykırılık şikayeti olduğu, icra mahkemesince İİK'nun 276. maddesi kapsamında değerlendirme yapılarak şikayetçinin, taşınmazda bulunmasını haklı gösterecek bir belgesi bulunmadığından bahisle şikayetin reddine karar verilmesinin isabetsiz olduğu-