Ziynet eşyalarının, kim tarafından takılırsa takılsın, aksine bir anlaşma bulunmadıkça kadına bağışlanmış sayılır ve artık onun kişisel malı niteliğini kazanacağı, bu eşyaların, iade edilmemek üzere kocaya verildiği, kadının isteği ve onayı ile bozdurulup müşterek ihtiyaçlar için harcandığı hususu davalı tarafça kanıtlandığı takdirde, kocanın bu eşyaları iadeden kurtulacağı- Davalı kocanın; "altınların 30 gramının tarafların iradeleri ile ve ortak kredi borçlarının ödenmesi için bozdurulduğunu, geri kalan 270 gramın ise davacı tarafından götürüldüğünü" ifade etmiş olduğundan bu beyanının kendisini bağlayacağı-
Ziynetlerin, geri istenmemek üzere verildiği iddia ve ispat edilmedikçe bunları alanın, iade etmekle yükümlü olduğu-
" Kişisel eşyanın aynen iadesi, olmazsa bedelinin tahsili" istemine ilişkin dava dilekçesinde sayı ve nitelikleri belirtilen eşyaların davalı tarafından götürüldüğü konusunda davacıya yemin teklif etme hakkı hatırlatılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekeceği-
Ziynet eşyalarının iadesine ilişkin davada, ziynet talebinin boşanmanın fer'i niteliğinde olmadığı ve davalının ziynetlere ilişkin harcı verilerek açılmış bir davası ve karşı davası da bulunmamakta ise, yargılama sırasında ziynetlerin bilirkişi tarafından belirlenen bedeli üzerinden nispi harç yatırılmış olmasının cevap dilekçesini karşı dava haline getirmeyeceği, ziynetler yönünden “usulünce bir dava bulunmadığından karar verilmesine yer olmadığına” karar verilmesi gerekeceği-
Aile Birlikteliği ortak yaşam koşulları, eşlerin birbirine olan sadakati ile TMK'nun evliliğin genel hükümleri başlığını taşılan 185 ve devamı maddelerinde açıklanan ilkeler ve olgular birlikte değerlendirildiğinde mal rejiminin devamı süresinde edinilen bir malın eşlerden biri adına alınmasının hayatın olağan akışına uygun düştüğünün kabulü gerekeceği-
Katılım bedelinin kişisel mallardan sağlandığının açıkça ispatlanamaması halinde, bedel karşılığı oynanan şans oyunlarından kazanılan ikramiyelerin "kişisel mal" değil; "edinilmiş mal" grubuna dahil olduğunun kabulü gerekeceği-
Davalı-karşı davacı kadın, ziynet eşyasının davacı-karşı davalı kocada kaldığını ileri sürmüş, davacı-karşı davalı koca ise kadın tarafından götürüldüğünü savunmuş ise, kadının, son olayda, bir kaç parça giyim eşyasını yanına alarak evden ayrıldığı esnada kadın ve yakınları tarafından ziynetlerin talep edildiği, koca ve yakınlarının cevaben "iki aylık geline ziynet eşyası verilir mi" dediklerinin anlaşılması halinde, bu söz karşısında, kadının ziynet eşyalarını beraberinde götürdüğünün kabulünün mümkün olmayacağı, davaya konu ziynet eşyalarının kocada kaldığının ispatlanmış olacağı, ziynet eşyalarına yönelik talebin kabulü gerekeceği-
Taraflar arasında başka bir mal rejimi seçildiği ileri sürülmediğine göre, evlenme tarihinden mal rejiminin sona erdiği boşanma davasının açıldığı tarihe kadar TMK'nun 202.maddesine göre yasal edinilmiş mallara katılma rejimine tabi olup, TMK'nun 220.maddesi hükmüne göre mal rejiminin başlangıcında eşlerden birine ait bulunan malvarlığı değerleri o eşin kişisel malı olduğu-
Davacı-karşı davalı eş (kadın) annesinden gelen para ile aracın kredi borcunu kapattığı ve bu paranın, aracın borcu ve kadın eşin kişisel malı olduğu-
Davacı, eşyaları almasına izin verilmediği iddiasıyla bu davayı açmışsa da, davacının eşyaları 2010 yılında almak istediği, dosyadaki tutanağın ise 2011 yılında düzenlendiği, genel hayat deneyimleri gereğince taşınır nitelikteki takıların davacının üzerinde olduğunun kabulü gerektiği, aksinin davacı tarafça ispatlanması gerektiği-
