Davacının çekişme konusu taşınmazdaki payının satış bedeli ile gerçek değeri arasında aşırı fark bulunmadığı ve (aşırı yararlanmanın, gabinin) objektif unsurunun varlığından söz edilemeyeceği, davalının sömürme kastı ile hareket ettiği iddiasının da kanıtlanamadığı dolayısı ile gabinin subjektif unsurunun gerçekleşmediği-
Devletin, nüfus sicilleri gibi tapu sicillerinin de tutulmasını üstlendiği, bunların aleniliğini (herkese açık olmasını) sağladığı, iyi ve doğru tutulmamasından doğan sorumluluğunu kabul ettiği, değinilen tüm bu sebeplerin doğal sonucu olarak da tapuya itimat edip, taşınmaz mal edinen kişinin iyi niyetini korumak zorunluluğunun olduğu- TMK' nin 1023. maddesine göre, tapu kütüğündeki sicile iyiniyetle dayanarak mülkiyet veya başka bir ayni hak kazanan üçüncü kişinin bu kazanımının korunacağı, aynı ilkeyi tamamlayıcı madde niteliğindeki 1024. maddenin 1. fıkrasına göre, bir ayni hak yolsuz olarak tescil edilmiş ise bunu bilen veya bilmesi gereken 3. kişinin bu tescile dayanamayacağı-
Dava konusu taşınmazın tapu kaydında ipotek tesis edildiği tarihte "aile konutu şerhi" bulunmadığı görülmekteyse de, ipotek alacaklısı bankanın, konutun "aile konutu" olduğunu bilmesi karşısında, eşin açık rızasını geçerli bir şekilde alma yükümlülüğü altında olduğu- Tacir olan bankanın, basiretli davranarak (TTK m.18/2), Kanunun (TMK m.194) açık rıza alınmasını istediği bu konuda kendisine sunulan muvafakat belgesindeki imzanın rızası gereken eşe aidiyetini belirlemek ve sözleşmenin hakim tarafı olarak imzanın sıhhatini denetlemek zorunda olduğu-
Dava dışı kişinin dava konusu adına kayıtlı payın yolsuz olduğu belirlendiğinden davalılar hakkında verilecek tapu iptali ve tescil ve tazminatın bu pay üzerinden hüküm altına alınması gerektiği- Bozma kararı ile; dava dışı kişinin arsa payına çekişme konusu bağımsız bölümlerden hangisinin özgülendiğinin belirlenmesi ve tüm dava konusu bağımsız bölümlerin bu kişiye isabet ettiğinin saptanması halinde davalılar bakımından iyiniyetli olup olmadıkları yönünde araştırma yapılması gerektiğine değinilerek anılan davalılar haklarında araştırma bozması yapıldığı, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda hükme esas alınan bilirkişi raporunda bu kişiye isabet eden bağımsız bölümlerin sadece dava konusu ... no'lu daireler olduğunun belirtilmesi karşısında anılan davalılar bakımından davanın reddine karar verilmesi gerekirken bu davalılar hakkında bozma öncesi verilen kararın kesinleştiğinden bahisle yeniden hüküm oluşturulmasına yer olmadığına karar verilmiş olmasının isabetsiz olduğu-
Devletin, nüfus sicilleri gibi tapu sicillerinin de tutulmasını üstlendiği, bunların aleniliğini (herkese açık olmasını) sağladığı, iyi ve doğru tutulmamasından doğan sorumluluğunu kabul ettiği, değinilen tüm bu sebeplerin doğal sonucu olarak da tapuya itimat edip, taşınmaz mal edinen kişinin iyi niyetini korumak zorunluluğunun olduğu- -TMK' nin 1023. maddesine göre, tapu kütüğündeki sicile iyiniyetle dayanarak mülkiyet veya başka bir ayni hak kazanan üçüncü kişinin bu kazanımının korunacağı, aynı ilkeyi tamamlayıcı madde niteliğindeki 1024. maddenin 1. fıkrasına göre, bir ayni hak yolsuz olarak tescil edilmiş ise bunu bilen veya bilmesi gereken 3. kişinin bu tescile dayanamayacağı-
Bakım borçlusu davalının bakım borcu altında olduğu davacıya karşı akit gereğince üstlendiği yükümlülüğü yerine getirmediği ve çekişme konusu taşınmazı davalıdan satın alan diğer davalının ise durumu bilen ve bilmesi gereken konumda olduğu ve TMK.nun 1023. maddesinin koruyuculuğundan yararlanamayacağı saptanarak ve bu olgu mahkemece benimsenmek suretiyle davanın kabul edilmiş olmasında bir isabetsizlik olmadığı-
Davacı yanında asli müdahil olarak davaya katılan müdahillerin, HMUK 433/II-2 de belirtilen “karşı taraf” kavramı kapsamında olmasının mümkün olmadığı- Gerçek bir satışın konusu olmayan, satım niteliğinde olmayan pay temliklerinde yasal önalım hakkı doğmayacağı, örneğin temlikin hibe şeklinde olması halinde, hibede bir malın bedelsiz olarak üçüncü kişinin mülkiyetine geçirilmesi amaçlandığından önalım hakkı kullanılamayacağı- Arsa payı karşılığı inşaat yapım sözleşmesinde ise arsa sahibi inşaat yapımına karşılık yükleniciye bedel olarak bir miktar para yerine, arsa payını devretmekte olup, bu devir işlemi inşaatın yapımı için finans sağlanması amacıyla yükleniciye verilen "avans" niteliğinde bulunduğundan ve yüklenicinin edimini yerine getirmemesi halinde arsa maliki her zaman payının iadesini isteyebileceğinden bu tür temliklerde önalım hakkının kullanılmasının mümkün olmadığı-
Temlikin yolsuz olduğu Ağır Ceza Mahkemesi' nin mahkumiyet kararı ve İcra Mahkemesi'nin ihalenin feshine ilişkin kararı ile sabit olmakla, davalı adına oluşan tescil yolsuz olmasına rağmen iyiniyetli ise davalının ediniminin korunacağı- Davalı emlakçı da olsa üç gün içerisinde müşteri bulup taşınmazı satması hayatın olağan akışına uygun düşmediğinden bu durumun davalıların birlikte hareket ettiklerinin göstergesi olduğu; kayıt malikinin iyiniyetli olduğundan ve TMK. mad. 1023' ün koruyuculuğundan yararlanamayacağı-
Tapuda kayıtlı bir taşınmazın mülkiyetini devir borcu doğuran ve ancak kanunun öngördüğü biçim koşullarına uygun olarak yapılmadığından geçersiz bulunan sözleşmeye dayanılarak açılan bir cebri tescil davasının kural olarak kabul edilemeyeceği, bununla birlikte Kat Mülkiyeti yasasına tabi olmak üzere yapımına başlanan taşınmazdan bağımsız bölüm satımına ilişkin geçerli bir sözleşme olmadan ve satıcının da bağımsız bölümü teslim ederek alıcının onu malik gibi kullanmasına rağmen satıcının tapuda mülkiyetin devrine yanaşmaması durumunda, olayın özelliğine göre 4721 sayılı TMK'nın 3.maddesi gözetilerek açılan tescil davasının kabul edilebileceği-
Davalıların iktisabının iyiniyetli olup olmadığının ve Türk Medeni Kanunu'nun 1023. maddesinin koruyuculuğundan yararlanıp yararlanamayacaklarının, tarafların tüm delilleri eksiksiz toplanarak açıklığa kavuşturulması, hükme yeterli araştırma ve inceleme yapılması ve hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekeceği-
