Mernis adresine yapılan tebligatın da iade edilmesi halinde, Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesine göre tebligatın yapılması gerekirken, somut olayda; davalı ...’ye gerekçeli kararın doğrudan Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesine göre tebliğ edildiğinin anlaşıldığı, hal böyle olunca; davalı ...’ye gerekçeli karar tebliğinin Tebligat Kanunu hükümlerine aykırı şekilde, usulsüz yapıldığı ortadayken Bölge Adliye Mahkemesince davalının istinaf talebinin süresinde olduğu kabul edilerek, işin esasına girilmesi gerekirken istinaf başvurusunun süreden reddine karar verilmiş olmasının doğru olmadığı- Davalı ... adına çıkarılan tebligatın adreste bulunmaması nedeni ile...adlı kişiye tebliğ edildiği, tebliğ tutanağında, tebliğ yapılan kişinin muhatabın aile fertlerinden veya hizmetçilerinden birisi olduğunun açıklanmadığı, bu şekilde, usulsüz tebliğ edildiği ortadayken Bölge Adliye Mahkemesince davalının istinaf talebinin süresinde olduğu kabul edilerek, işin esasına girilmesi gerekirken, istinaf başvurusunun süreden reddine karar verilmiş olmasının doğru olmadığı-
Tevziat saatinde borçlu muhatabın bulunmadığının tespit edilmesinden sonra tebliğ memurunca anılan mevzuat gereği, aynı konutta birlikte sürekli ikamet eden kişiye yapılan tebligatta yasaya uymayan bir yön olmayıp tebligatın usulüne uygun olduğu-
Kambiyo senetlerine mahsus iflas yoluyla takipte; borçlu mahkemeye başvurarak kambiyo şikayeti ile birlikte borca itiraz iddiasında bulunmuş olup, anılan itiraz ve şikayetlerin takip yoluna göre İİK'nun 172. maddesi gereğince 5 gün içinde icra dairesine yapılması gerektiği, hal böyle olunca; borçlunun kambiyo şikayeti ve borca itirazının reddine karar verilmesi gerektiği-
Tebligatta muhatapların adreste bulunmama sebepleri gösterilmediği gibi, tebligatı alan kişi ile aynı çatı altında oturup oturmadığının da belirtilmediği; tebligatın çıkarıldığı kişi ile, tebliğ alan kişinin 1980’li yıllarda birlikte çalıştıkları, ancak aynı konutta oturmadıklarına ilişkin beyanı da dikkate alındığında Tebligat Kanunu hükümlerine göre, yapılan tebligatların geçersiz olduğu anlaşıldığından kesinleşmiş bir kamulaştırmadan söz edilemeyeceği- 7201 s. K.'nun 5.maddesi ile, 2942 s. Kamulaştırma Kanunu'na eklenen ek 2. madde ve bu hükmün devam eden davalarda uygulanacağına dair aynı Yasanın 7. maddesi ile 2942 s. K.'a eklenen geçici 15. madde hükümlerine göre Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın yasal hasım olduğu gözetilerek işlem yapılması gerektiği-
Muhatap yerine tebliğ yapılacak kişinin muhakkak muhatap ile birlikte oturması gerektiği- Muhatap yerine kendisine tebliğ yapılacak kişinin görünüşüne nazaran 18 yaşının altında olmaması ve bariz şekilde ehliyetsiz olmaması gerektiği-
Davacı ile tebliğ yapılan ve yeğeni olduğu belirtilen kişinin aynı konutta yaşamadıkları anlaşıldığından yapılan tebligatın usulüne uygun olmadığı-
Tebliğ anında borçlunun adresinde bulunup-bulunmadığı tespit ve tevsik edilmeden muhatabın sürekli ikamet eden eşi olduğunu beyan eden kişiye yapılan tebligatın usulsüz olduğu-
6183 s. K. uyarınca gönderilen ödeme emrinin "usulsüz" tebliğ edilmesi halinde, bu konuda, İİK.'da olduğu gibi, tebligata dair şikâyeti imkanı bulunmayan borçlunun "ödeme emrinin iptali" için açtığı davanın hak düşürücü sürede olduğunun kabulü gerektiği- Usulsüz tebligatın mahkemece re'sen dikkate alınmaması durumunda, adil yargılanma hakkının ihlal edilmiş olacağı-
Kolluk araştırmasına göre davacı ile tebliğ yapılan kişinin aynı avluya bakan farklı konutta oturduklarının belirlenmesi karşısında duruşma davetiyesinin davacıya yasanın öngördüğü biçimde tebliğ edilmediğinin anlaşıldığı- Davacıya yenileme duruşma davetiyesinin usulüne uygun biçimde tebliğ edilmediği ve dolayısıyla HMK'nın 150/1. maddesindeki koşullar oluşmadığı halde, duruşmaya gelmediğinden bahisle dosyanın işlemden kaldırılmasına ve daha sonra da davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesinin isabetsiz olduğu-
Usulsüz tebliğ işlemine ilişkin şikayetin öğrenildiği tarihten itibaren 7 gün içerisinde icra mahkemesine yapılması gerektiği- Borçluya yapılan ödeme emri tebliğ işleminin usulsüz olduğu gözetilerek, borçlunun usule aykırı tebliği öğrenme tarihi olarak beyan ettiği tarihin ödeme emrinin tebliğ tarihi olarak kabul edilmesi gerektiği-
