Kefalet taahhütnamesinde gösterilen adrese tebligat yapılacağına dair sözleşmesel düzenleme bulunsa bile, Tebligat Kanunu hükümleri gereğince muhatabın adresinde bulunmaması halinde evrakı tebellüğ eden kişinin muhatap ile birlikte aynı konutta ikamet ettiğinin tebliğ mazbatasında açık ve net biçimde gösterilmesinin zorunlu olduğu, tebliğ mazbatasında yalnızca "yakını" ibaresine yer verilip "aynı konutta oturulduğuna" dair kaydın düşülmemesi durumunda tebligatın usulsüz sayılacağı, muhataba yöntemince tebliğ edilmiş bir hesap kat ihtarı bulunmadıkça borçlu kefilin temerrüde düşmüş kabul edilemeyeceği ve temerrüt faizinden sorumlu tutulamayacağı-
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 74. maddesi uyarınca ceza mahkemelerinin verdiği kesinleşmiş mahkumiyet kararlarındaki eylemin hukuka aykırılığını ve nedensellik bağını saptayan maddi olay tespitinin hukuk mahkemelerini ve icra mahkemesini bağlayacağı- Tebliğ mazbatasındaki imzanın borçluya ait olmadığı ve tebligatın borçlu yerine üçüncü bir kişiye yapıldığı yönünde tebliğ memuru hakkında ceza mahkemesince görevi kötüye kullanma suçundan verilen ve kesinleşen mahkumiyet kararındaki maddi vakıa tespitlerinin TBK'nın 74. maddesi gereğince hukuk hakimi yönünden de bağlayıcı olduğu gözetilerek, usulsüz tebligat şikayetinin kabulü ile tebliğ tarihinin öğrenme tarihi olarak düzeltilmesine karar verilmesi gerektiği-
T.K.'nın 16.maddesinde; "Kendisine tebliğ yapılacak şahıs adresinde bulunmazsa tebliğ kendisi ile aynı konutta oturan kişilere veya hizmetçilerinden birine yapılır." hükmünü içermekte olup, satış ilanının muhatabın adreste bulunmadığı tespit edilerek tebellüğe ehil olduğu belirtilmek suretiyle davacının daimi çalışanına yapıldığı, satış ilanı tebliğ işleminin Tebligat Kanunu'nun 16. maddesi ile Tebligat Kanunu'nun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 25. maddesine uygun olduğu, tebliğ tarihine yakın tarihli iki ayrı haciz zabtında tebliğ yapılan .. isimli kişinin davacının adresinde bulunduğunun tespit edildiği, yapılan zabıta araştırmasında polisin mahalline giderek yerinde ve detaylı araştırma ile fiili durumu, şahsın davacı ile oturup oturmadığını, davacının daimi çalışanı olup olmadığını gerekirse komşularından da sorarak, denetime elverişli bir şekilde araştırıp tespit etmesi gerekirken, hakkında araştırma yapılan ilgili kişiyi telefonla arayarak kendisinden bilgi alındığı ve beyanları tutanağa bağladığı, bu hali ile yapılan araştırmanın usule aykırı, yetersiz ve denetime elverişsiz olduğu, bu şekilde yapılan zabıta araştırmasının yapılan tebligatın usule aykırı olduğuna delil teşkil etmeyeceği, tebligat mazbatasındaki şerhin aksini iddia eden davacının bu iddiasını ispatlayamadığı anlaşıldığından satış ilanı tebliğinin usulsüzlüğü nedeni ile ihalenin feshine dair ilk derece mahkemesi kararının bozulması gerektiği-
Muhatabın adreste bulunmadığı tevsik edilerek aynı konutta ikamet eden eşe yapılan tebligatın usulüne uygun olduğu-
Borçlu ...............'e çıkarılan 31.05.2024 tebliğ tarihli ödeme emri tebliğ mazbatasının incelenmesinde; “Muhatabın geçici olarak işe gittiğini beyan eden, adreste birlikte ikamet eden tebellüğe ehil ........... imzasına tebliğ edildi" şerhi ile tebliğ edildiğinin görüldüğü, Tebligat Kanunu'nun 16 ve 22 maddesi ile Yönetmeliğin 25. maddesine göre, tebliğ mazbatasına muhatap yerine kendisine tebliğ yapılacak kimsenin tebellüğe ehil olduğunun yazılması yeterli olup, borçluya yapılan ödeme emri tebliğ işleminin usulüne uygun olduğunun anlaşıldığı, şikayetçi borçlu, tebligat yapılan adreste oturmadığını ileri sürmüş ise de, şikayet dilekçesi ekinde bulunan vekaletnamedeki adresin de tebliğ adresi ile aynı olduğu, buna karşılık adresinin tebligat adresinden farklı olduğuna dair bir belge sunamadığı görülmekle, mahkemece bu iddianın araştırmasına gerek olmadığı-
7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 16. maddesi uyarınca muhatap yerine aynı konutta oturan kişiye tebligat yapılabilmesi için muhatabın adreste bulunmama sebebinin tebliğ mazbatasında açıkça belirtilmesi ve tebligatı alan kişinin fiilen muhatapla aynı konutta sürekli oturduğunun tevsik edilmesi gerektiği; aynı binada fakat bağımsız farklı dairede oturan yakına yapılan tebligatın usulsüz olduğu ve bu usulsüzlük giderilmeden temyiz incelemesi yapılamayacağı gerekçesiyle dosyanın mahkemesine geri çevrilmesi gerektiği-
Şikâyetçi borçluya kıymet takdir raporu ve satış ilanı tebliğinin usulsüz olması durumunda, borçlunun satışa esas alınan kıymet takdirinden, satış ilanı tebliği ile de haberdar olmayacağı- Usulsüz tebligatlar nedeniyle kıymet takdirine itiraz hakkını kullanamayan borçlunun icra müdürlüğünün yaptırmış olduğu kıymet takdirinin usulsüz olduğundan bahisle ihalenin feshini talep edebileceği- Fesih nedeni olarak ileri sürülen kıymet takdirine ilişkin itirazların, konusunda uzman bilirkişi marifeti ile keşif yapılmak suretiyle incelenerek taşınmazın tespit edilecek değerinin, ihalede esas alınan muhammen bedelin üzerinde olup olmadığının tespit edilmesi gerektiği- İhale bedeli, muhammen bedelin üzerinde olsa da satışa esas muhammen bedelin gerçeği yansıtıp yansıtmadığının incelenmesi gerektiği ve bu aşamada ihalede zarar unsurunun gerçekleşmediği ve borçlunun hukuki yararının bulunmadığının söylenemeyeceği- Bölge Adliye Mahkemesince, borçlunun fesih nedeni olarak ileri sürdüğü kıymet takdirine ilişkin itirazı konusunda keşif ve bilirkişi incelemesiyle taşınmazın değerinin tespit edilerek bir karar verilmesi gerektiği- "İhalenin feshi incelemesinde keşif ve bilirkişi incelemesi yapılmasına gerek bulunmadığı, satışa hazırlık aşamasındaki usulsüzlükler nedeniyle ihalenin feshine karar verilmesi gerektiği" şeklindeki BAM direnme kararının isabetli bulunmadığı-
Tebligat mazbatasına göre ödeme emrinin "aynı konutta daimi ikamet eden 18 yaşını bitirmiş ve ehliyeti olan yakını olan ....'ya tebliğ edildiği'' uyuşmazlıkta, kolluk araştırmasına göre tebliğ yapıldığı belirtilen bu kişinin adreste bulunmadığı ve ismi yazılan kişi ile borçlunun yakını olan kişinin "aynı kişi" olduğu anlaşılamadığından, tebliğ yapılan kişinin tebliğ tarihi itibariyle borçlu ile aynı adreste ikamet etmediğinin kabulü gerektiği- Bu durumda, muhatabın beyan ettiği tarih tebliğ tarihi olarak kabul edilerek mahkemece usulsüz tebligat şikayetinin kabulüyle tebliğ tarihinin öğrenme tarihine göre düzeltilmesine karar verilmesi gerektiği-
Gecikmiş itirazın ön koşulunun usulüne uygun bir tebligatın varlığı olduğu- Tebligat Kanunu'nun 16. maddesine göre usulüne uygun ödeme emrinin tebliği üzerine, ödeme emrinin tebliğ edildiği tarihte yurt dışında olduğundan bahisle borca ve yetkiye ilişkin gecikmiş itirazda bulunan borçlunun itirazının bu doğrultuda incelenmesi gerektiği- Usulsüz tebligat şikayetinin kabulü ile tebliğ tarihinin düzeltilmesine karar verilmesinin hatalı olduğu-
Mahkemece yaptırılan kolluk araştırmasına göre şikayetçinin tebliğ adresinde ikamet etmediğinin, ............................... adresinde ikamet ettiğinin tespit edildiği, mahkemeye sunulan .................. tarihli vekaletnamede adresinin aynı adres olduğu, UYAP ortamından alınan adres bilgisinden, borçlunun adresinin 19.11.2020 tarihinden itibaren aynı adres olarak göründüğü, geçmiş adres sorgulamasında da tebliğ adresinde hiç oturmadığı anlaşılmakla bu hali ile borçluya yapılan ödeme emri tebliğ işleminin usulsüz olduğunun kabulü gerektiği- Tebliğ adresindeki taşınmazın mülkiyetinin borçluya ait olması veya adına abonelik bulunmasının borçlunun o adreste ikamet ettiği sonucuna varılması için yeterli olmadığı-
