Davalı bonoya ciro yoluyla hamil olduğundan keşideci ile lehtar arasındaki şahsi def'ilerin hamile karşı ileri sürülebilmesi için 6762 sayılı TTK'nun 599. maddesi uyarınca hamilin kötü niyetle senedi iktisap ettiğinin ispatı gerektiği-
Mevcut dosya kapsamı itibariyle iş göremezlik raporu alınmadan karar verilmesinin mümkün bulunmadığı, böylelikle 6100 sayılı HMK.nun 190. maddesi gereğince davacının davasını ispat edemediği anlaşıldığından davanın reddine karar verilmiş ise de; gerçek zararın tespit edilmesinin gerekeceği, davacının kuruma sevk için hazır bulundurulmaması halinde ise; mahkemece, davacı mağdurun yatmış olduğu ve tedavi gördüğü ilgili hastanelerden epikriz raporu, filmler, grafiler v.s gibi tüm hastane evraklarının celbi ile bu evraklar üzerinden inceleme yapılmak üzere en yakın üniversitenin Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı'ndan veya Adli Tıp Şube Müdürlüğü'nden davacının daimi iş gücü kaybının tespiti yönünden rapor alınıp sonucu göre hüküm kurulması gerekeceği-
Satış ilanı tebligatında yer alan imzanın şikayetçiye aidiyeti konusunda raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi için ehil bilirkişilerden oluşacak bir kuruldan Yargıtay denetimine elverişli yeni rapor alınmadan eksik inceleme ile sonuca gidilmesi gerektiği- Bilirkişilerin satış ilanı tebligatındaki imzanın şikayetçiye ait olmadığını tespit etmedikleri şikayetçi yönünden ise, şikayetçinin iddiasını ispat edememiş olması, HMK'nun 190/1. maddesi gereğince ispat külfetinin şikayetçide olması nedeniyle şikayetin reddine karar verilmesi gerektiği-
Yargılama sırasında dinlenilen ortak tanık görgüye dayalı bir beyanda bulunmamış, davalı tanığı Y. ise davalının 4-5 senedir kullanımı olup olmadığını hatırlamadığını ifade etmiş, temyiz dilekçesine ekli müddetnamelerden ecrimisil istenen dönemlerde davalının cezaevinde olduğu görüldüğünden, davacıların, iddiasını (davalının taşınmazdaki fındıkları topladığını) ispatladığının kabul edilemeyeceği, hâl böyle olunca; davanın reddine karar verilmesi gerekeceği-
Uygulamada ve öğretide "muris muvazaası" olarak tanımlanan muvazaanın, mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak için esas amacını gizleyerek, gerçekte bağışlamak istediği tapulu taşınmazını, tapuda yaptığı resmi sözleşmede iradesini satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi doğrultusunda açıklamak suretiyle devredilerek ortaya çıktığı- Saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar dava açarak resmi sözleşmenin muvazaa nedeni ile geçersizliğinin tespitini ve buna dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptalini isteyebileceği- Yapılan temlikin muvazaalı olduğundan söz etme olanağı olmadığı gibi, TMK. mad. 6, HMK. mad. 190 uyarınca davacı, temliklerin muvazaalı yapıldığı iddiasını da usulünce kanıtladığından, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptal, pay oranında tescil istemine ilişkin açılan davanın reddine karar verilmesi gerektiği-
Kira sözleşmesi ile davalıya teslim edilen demirbaş eşyaların, davalı kiracı tarafından götürüldüğünü ispat külfetinin davacıya ait olduğu-
Taraflar arasında 18.12.2010 tarihli adi ortaklık sözleşmesi imzalanmış olup, davalı, sözleşme gereği davacı tarafından sermaye olarak ortaklığa teslimi gereken makinaların teslim edildiğini reddettiğine göre; ispat yükünün, aksini ileri süren davacı tarafa ait olacağı, davacının, sermaye borcunu yerine getirdiğine ilişkin iddiasının ispatı yönünden, ortaklık sözleşmesi ve tanık beyanına dayandığı, davacının, adi ortaklık sözleşmesi ve tanık beyanları ile sermaye payının teslim edilerek ortaklığın fiilen faaliyete geçtiğini ispatlayamadığı, bu durumda, davacı tarafın, iddiasını ispat zımnında, "yemin delili"nin kaldığı-
5510 s. K.'nun 56/son maddesinde, boşanmanın amacına yönelik herhangi bir düzenlemeye yer verilmediği, uygulama yapılırken, eşlerin boşanma iradelerinin gerçekliğinin araştırılmasının söz konusu olmadığı, boşanmanın muvazaalı olup olmadığına ilişkin herhangi bir araştırma ve boşanma yönündeki kesinleşmiş yargı kararının geçerliliğinin sorgulanmasının mümkün olmadığı, bu maddeyle boşanılan eşle fiilen birlikte yaşama olgusunun, gelir veya aylıktan kesme nedeni ve bağlama engeli olarak benimsenmiş olduğu, boşandığı eşle fiilen birlikte yaşamaya kişiyi sürükleyen etkenin niteliği ve türünün, hukuk düzeni açısından önem taşımadığı, hakkın kötüye kullanılması hangi dürtüyle (saikle) ortaya çıkarsa çıksın hukuk düzeni tarafından korunamayacağı-
TMK'nın 6. ve HMK'nın 190/1. maddesi uyarınca ispat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa ait olduğu, bu durumda, davacı tarafın icra takibinde dayanak olarak gösterilen fatura konusu hizmeti gereği gibi yerine getirdiğinin ispat edilmesi gerekeceği-
Kira ilişkisinin varlığını ispat külfetinin davacılara ait olduğu, yazılı delillerle kiracılık ilişkisini kanıtlayamazlarsa delil listesinde “yemin” ibaresinin bulunmasına göre davacıya açıkça taraflar arasında kira ilişkisi bulunup bulunmadığı konusunda davalıya yemin teklif etme hakkı olduğunun hatırlatılması gerekeceği-