Usule uygun tebligata rağmen davalı Hazinenin istinaf başvurusunda bulunmadığı, buna karşın davalı Hazine yanında fer'i müdahil sıfatı ile yargılamaya katılanın istinaf isteminde bulunduğu, ancak yanında katıldığı tarafla birlikte hareket etmek zorunda olan fer'i müdahilin yalnız başına karar istinaf isteme hakkının olmadığı-
Davaya konu faturanın davalının ticari defterlerinde kayıtlı olmadığı ancak davalının bu faturayı BA formuyla ilgili Vergi Dairesine bildirdiği- Davalının faturayı BA formuyla ilgili Vergi Dairesine bildirmesinin faturaya konu malların davalıya teslim edildiğine dair bir karine oluşturacağı ve daha sonra düzeltme beyannamesi verilmesinin davacı yararına oluşan bu karineyi ortadan kaldırmayacağı-
Boşanma ve velâyet yönünden kararın kesinleştirilmesini belirterek kusur belirlemesi, erkek yararına hükmolunan maddî ve manevî tazminat ile yoksulluk nafakası taleplerinin reddi, iştirak nafakası miktarı yönlerinden istinaf kanun yoluna başvurulduğu - Çocuklar yararına aylık 500,00'er TL iştirak nafakasına, müvekkili yararına 1.000,00 TL tedbir ve yoksulluk nafakasına, yasal faizi ile 150.000,00'er TL maddî-manevî tazminata hükmedilmesine karar verildiği-
Uyuşmazlığın tapu iptal ve tescil davasına ilişkin olduğu - Davacı asilin 20.01.2020 tarihli celsede; " benim boşandığım eşim bu taşınmaz ile ilgili dava açtı, o dava reddedildi. Tapu benden geçtiği için davayı benim açmam gerekiyormuş, ben bu davayı davalı taraf taşınmazın yarısı gerçekte eski kayınbiraderimin olduğu için hepsini satmaya kalkınca davayı açtım. Yoksa bana ev alacaklardı, almadılar diye açmadım. Tanıkların ikisi de doğru söylemişlerdir." şeklinde beyanda bulunduğu, ancak duruşma tutanağının sahteliği iddia edilmemiş olup, mahkemece duruşmada alınan ve zapta geçirilen davacının bu beyanının ayrıca imza ile tasdik edilmesine gerek olmadığı - Zira tanık beyanlarıyla da uyumlu olarak davacı tarafça istikrarlı bir şekilde ortaya konulan maddi vakıaya ilişkin kabulün hatadan da kaynaklanmadığının dosya kapsamınca anlaşıldığı, davacı tarafça vakıanın ileri sürülmesinde maddi hata bulunduğu devam eden yargılama aşamasında hatta temyiz aşamasında dahi ileri sürülmediği gibi sahtelik iddiasında da bulunmadığı sabit olduğu - Bu nedenle hile olgusuna dayalı olarak dava açılmış ise de dava dilekçesinde dayanılan vakıa hakkında davacının yukarıdaki beyanı ve bu beyanla uyumlu tanık ifadeleri tüm dosya kapsamıyla bir arada değerlendirildiğinde davanın reddine karar verilmesinin isabetli olduğu-
Mevcut ve beklenen bir menfaati boşanma yüzünden bozulmuş olan kusursuz ya da az kusurlu olan tarafın, kusurlu taraftan uygun bir tazminat isteyeceği- Boşanmaya sebebiyet vermiş olaylar yüzünden kişilik hakları saldırıya uğrayan tarafın, kusurlu olandan manevi tazminat isteyebileceği- Mahkemece, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, tazminata esas olan fiilin ağırlığı ile hakkaniyet kuralları da dikkate alınarak kadın yararına uygun miktarda maddi ve manevi tazminata hükmedilmesi gerektiği-
Dava şartlarının kamu düzenine ilişkin olduğu ve yargılamanın her aşamasında mahkeme tarafından re'sen dikkate alınacağı- Dava şartının tamamlanabilir olması halinde mahkeme tarafından bu eksikliğin giderilmesinin beklenebileceği, bu nedenle, ayırt etme gücüne sahip olmayan bir kişinin davasına devam edilebilmesi için kişiye vasi atanması gerekiyorsa bunun giderilebilir bir eksiklik olduğu ve beklenmesi gerektiği ancak kısıtlı kişi ölmüş ise bu eksiklik giderilemeyeceğinden davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmesi gerektiği-
Kum alım-satımından kaynaklanan alacak davası- Davacı şirketin, dava dışı şirketin taşeronu olması ve kumu teslim etmesinin davacı ile ilişki kurulduğu anlamına gelmediği savunulmuş olup davalı şirketin defter ve kayıtlarında teslim fişlerinde yer alan dönemlere ve miktarlara ilişkin dava dışı şirketle bir ticari ilişkisinin bulunup bulunmadığının belirlenmesi, dava dışı şirkete ödeme yapılıp yapılmadığı hususunun dava dışı şirketin defter ve kayıtları da incelenerek bu dönemlerde dava dışı şirketle davacı ve davalı şirket arasında bir ticari ilişki bulunup bulunmadığının tespit edilmesi gerektiği-
Yapılan keşif, Belediye'den gelen cevabi yazı içeriği, üçüncü kişi .............. faturaları içeriği hep birlikte değerlendirildiğinde, davacının takibe ve davaya konu ettiği alacağın kaynağı işi kendisinin yaptığını ispat ettiği, davalının bu çerçevede işin üçüncü bir kişi tarafından yapıldığı yönündeki savunmasını ispat edemediği gözetilerek usuli kazanılmış hak ilkesi doğrultusunda asıl alacak üzerinden davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesinin doğru olmadığı-
Edinilmiş malların, her eşin bu mal rejiminin devamı süresince karşılığını vererek elde ettiği malvarlığı değerleri olduğu - Eşlerden birinin yalnız kişisel kullanımına yarayan eşyalar, mal rejiminin başlangıcında eşlerden birine ait bulunan veya bir eşin sonradan miras yoluyla ya da herhangi bir şekilde karşılıksız kazanma yoluyla elde ettiği malvarlığı değerleri, manevi tazminat alacakları ve kişisel mallar yerine geçen değerlerin ise kişisel mal olduğu - Belirli bir malın eşlerden birine ait olduğunu iddia eden kimsenin, iddiasını ispat etmekle yükümlü olduğu - Bir eşin bütün malları, aksi ispat edilinceye kadar edinilmiş mal sayılacağı -
Davacının davalıların murisine ödünç para verdiğini ödeme dekontlarında yer alan 'ödünç' ibaresiyle kanıtladığı ve hükmedilen faizin 3095 sayılı Kanun'un 4/a maddesi gereğince devlet bankalarının Euro olarak açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı olduğu-