Vekilin, iade borcunun müvekkilin ölümü ile sona ermeyip, bu alacağın müvekkilin mirasçılarına geçmekte; vekil öldüğü takdirde ise bu borcu vekilin mirasçıları yerine getirmek mecburiyetinde olduğu- Davanın vekâlet sözleşmesi kapsamında vekilin hesap verme yükümlülüğü uyarınca tahsil edilen kamulaştırma bedelinden davacıların mirasbırakanının hissesine düşen bedelin tahsili istemine ilişkin olduğu ve davalıların murisi tarafından alınan bedelin davacıların murisine veya davacılara verildiğinin ispat yükünün davalılarda olduğu dikkate alınarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, "vekaletle yapılan işlem yönünden aradan geçen 22 yıl boyunca herhangi bir hak talebinde bulunulmadığı, aradan geçen zaman nedeniyle vekilin işlemine onay verildiğinin kabulü gerektiği, vekalet ile yapılan işlemin davacının iradesine aykırı olduğu ve vekalet görevinin kötüye kullanıldığı yönündeki iddianın TMK'nın 6., HMK'nın 190. maddesi kapsamında ispat edilemediği" gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğu-
Mirasçılıktan çıkarma nedeni bulunmasa da mirasbırakanın tasarruf özgürlüğü sınırları içinde ortaya koyduğu iradesinin korunması, başka bir ifade ile ölenin son arzusuna tasarruf nisabı dahilinde kalan kısım için geçerlilik tanınması, bunun dışında kalan bölüm (saklı pay) ile sınırlı olarak tasarrufun iptaline karar verilmesi gerekirken (TMK.md.512/2) tasarrufun tümünün iptaline karar verilemeyeceği-
Usule uygun tebligata rağmen davalı Hazinenin istinaf başvurusunda bulunmadığı, buna karşın davalı Hazine yanında fer'i müdahil sıfatı ile yargılamaya katılanın istinaf isteminde bulunduğu, ancak yanında katıldığı tarafla birlikte hareket etmek zorunda olan fer'i müdahilin yalnız başına karar istinaf isteme hakkının olmadığı-
Davalının askerde olduğu dönemde davalının abisi adına alınan plakayı, davalı askerden geldikten sonra beraber çalıştırdıkları, daha sonra plakanın davalıya devredildiği uyuşmazlıkta, ticari plakanın davalı ve abisine ait olup davalı tarafından abisinden devralınan kısmın, abisine düşen yarı payı bulunduğu, bu yarı payın kişisel malı niteliğinde olduğunun ispat yükünün davalıda olduğu, abiden alınan bu kısmın kişisel mal niteliğinde olduğu somut delillerle ispatlanamadığından, ticari plakanın karar tarihine en yakın tarihteki değerinin yarısının davacının edinilmiş malı kabul edilerek, bu kısım üzerinde davacı lehine katılma alacağına hükmedilmesi gerektiği- "Bilirkişi tarafından belirlenecek değere göre artırılmak üzere fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla" ... şimdilik bir dava değeri gösterilmek suretiyle açılan katılma alacağına ilişkin davanın belirsiz alacak davası niteliğinde olduğu- Mahkemece, davanın kısmi dava ve talep açıklama dilekçesinin de ıslah dilekçesi olarak kabul edilmesinin hatalı olduğu- Mahkemece, (plaka yönünden verilen) bozma ilamına uyulduğuna göre, katılma alacağı talebinin niteliği gereği hukuki sebebi aynı olan tek alacak davası olması nedeniyle bozma ile bir önceki karar ortadan kalktığından, bozma sonrası verilecek yeni karar ile alacak miktarları ve kabul-ret oranları değişeceğinden, infazda tereddüt oluşmaması ve temyiz edilmeyerek bozma kapsamı dışında kalması yolu ile taraflar lehine oluşan usuli kazanılmış hak oluştuğu da gözetilerek bozma kapsamı dışında kalan tasfiye konusu diğer mallar (taşınmaz ve araç) yönünden de yeniden hüküm kurulması gerektiği-
Davaya konu faturanın davalının ticari defterlerinde kayıtlı olmadığı ancak davalının bu faturayı BA formuyla ilgili Vergi Dairesine bildirdiği- Davalının faturayı BA formuyla ilgili Vergi Dairesine bildirmesinin faturaya konu malların davalıya teslim edildiğine dair bir karine oluşturacağı ve daha sonra düzeltme beyannamesi verilmesinin davacı yararına oluşan bu karineyi ortadan kaldırmayacağı-
Boşanma ve velâyet yönünden kararın kesinleştirilmesini belirterek kusur belirlemesi, erkek yararına hükmolunan maddî ve manevî tazminat ile yoksulluk nafakası taleplerinin reddi, iştirak nafakası miktarı yönlerinden istinaf kanun yoluna başvurulduğu - Çocuklar yararına aylık 500,00'er TL iştirak nafakasına, müvekkili yararına 1.000,00 TL tedbir ve yoksulluk nafakasına, yasal faizi ile 150.000,00'er TL maddî-manevî tazminata hükmedilmesine karar verildiği-
6100 sayılı Kanun'un 359 uncu maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde Bölge Adliye Mahkemesi kararlarında tarafların ileri sürdüğü istinaf sebeplerinin gösterileceği, aynı Kanun'un 355 inci maddesinin birinci fıkrasında incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı yapılacağı ve 359 uncu maddesinin ikinci fıkrasında hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların sıra numarası altında, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerektiği- Davacı erkek vekili tarafından kusur belirlemesi yönünden de istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmasına karşın, Bölge Adliye Mahkemesince erkeğin kusur belirlemesine yönelik başvurusunun incelenmemiş olması yerinde görülmediği-
Uyuşmazlığın tapu iptal ve tescil davasına ilişkin olduğu - Davacı asilin 20.01.2020 tarihli celsede; " benim boşandığım eşim bu taşınmaz ile ilgili dava açtı, o dava reddedildi. Tapu benden geçtiği için davayı benim açmam gerekiyormuş, ben bu davayı davalı taraf taşınmazın yarısı gerçekte eski kayınbiraderimin olduğu için hepsini satmaya kalkınca davayı açtım. Yoksa bana ev alacaklardı, almadılar diye açmadım. Tanıkların ikisi de doğru söylemişlerdir." şeklinde beyanda bulunduğu, ancak duruşma tutanağının sahteliği iddia edilmemiş olup, mahkemece duruşmada alınan ve zapta geçirilen davacının bu beyanının ayrıca imza ile tasdik edilmesine gerek olmadığı - Zira tanık beyanlarıyla da uyumlu olarak davacı tarafça istikrarlı bir şekilde ortaya konulan maddi vakıaya ilişkin kabulün hatadan da kaynaklanmadığının dosya kapsamınca anlaşıldığı, davacı tarafça vakıanın ileri sürülmesinde maddi hata bulunduğu devam eden yargılama aşamasında hatta temyiz aşamasında dahi ileri sürülmediği gibi sahtelik iddiasında da bulunmadığı sabit olduğu - Bu nedenle hile olgusuna dayalı olarak dava açılmış ise de dava dilekçesinde dayanılan vakıa hakkında davacının yukarıdaki beyanı ve bu beyanla uyumlu tanık ifadeleri tüm dosya kapsamıyla bir arada değerlendirildiğinde davanın reddine karar verilmesinin isabetli olduğu-
Mevcut ve beklenen bir menfaati boşanma yüzünden bozulmuş olan kusursuz ya da az kusurlu olan tarafın, kusurlu taraftan uygun bir tazminat isteyeceği- Boşanmaya sebebiyet vermiş olaylar yüzünden kişilik hakları saldırıya uğrayan tarafın, kusurlu olandan manevi tazminat isteyebileceği- Mahkemece, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, tazminata esas olan fiilin ağırlığı ile hakkaniyet kuralları da dikkate alınarak kadın yararına uygun miktarda maddi ve manevi tazminata hükmedilmesi gerektiği-
Erkeğin ortak konuta gizli kamera yerleştirdiği ve resim, video ve ses kayıtlarını USB içinde mahkemeye delil olarak sunduğu anlaşıldığından mahkemece hukuka aykırı delil olması nedeniyle bu delilin hükme esas alınmamasında bir isabetsizlik bulunmadığı-
