Davacı-karşı davalı erkek tarafından açılıp, reddedilen boşanma davasından sonra tarafların bir araya gelmedikleri, davacı-karşı davalı tanıklarının beyanlarında geçen olayların, reddedilip kesinleşen boşanma davasından öncesine ait olup, hükme esas alınmasının mümkün olmadığı ve davalı-karşı davacı kadına atfı kabil yeni bir kusurun ispatlanamadığı, bu sebeple erkeğin davasının reddi gerektiği, buna karşılık davacı-karşı davalı erkeğin kadının sağlık sorunları ile ilgilenmediği ve evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına sebep olan olaylarda tam kusurlu olduğu, tarafların eşit kusurlu kabul edilerek bu hatalı kusur tespitine dayalı olarak davalı-karşı davacı kadının maddi ve manevi tazminat talebinin reddinin doğru görülmediği-
Boşanma davası içinde feri olarak istenmiş nafaka ve tazminat isteklerinin yabancı para üzerinden hükmedilemeyeceği-
Ziynet eşyalarının iadesi ve manevi tazminat istemine ilişkin davada, davacıya düğünde takılan altınlar ile davalıyla birlikte yaşadığı evden çıkarken üzerinde bulunan altınlar konusunda açıklama yaptırılarak ve tanıklara davacının davalı ile yaşadığı evden çıkarken üzerinde ne kadar altın olduğu hususlarının sorulup açıklatılarak karar verilmesi gerektiği- Resmi nikah yapılacağı inancı ile davacının davalı ile karı koca hayatı yaşaması, toplum içinde dul olarak etiketlenmesi yeni bir evlilik yapmasını zorlaştıracağı gibi ileride yapacağı evliliklerde de böyle bir durumun varlığının aleyhine kullanılabileceği kaçınılmaz bir gerçek olduğundan, uygun bir manevi tazminata hükmedilmesi gerektiği-
Tarafların tespit edilen ekonomik ve sosyal durumlarına, boşanmaya yol açan olaylardaki kusur derecelerine, paranın alım gücüne, ihlal edilen mevcut ve beklenen menfaatlerin kapsamına nazaran, davacı kadın yararına hükmolunan maddi tazminatın az olduğu (TMK. mad. 4; TBK. mad. 50 vd.)-
Daha fazla kusurlu bulunan tarafın da boşanma davası açma hakkı bulunmakla beraber, boşanmaya karar verilebilmesi için, davalının az da olsa kusurunun varlığı ve bunun belirlenmesi gerektiği- Az kusurlu eş boşanmaya karşı çıkarsa, bu halin tespiti de, tek başına boşanma kararı verilebilmesi için yeterli olamadığından, az kusurlu eşin karşı çıkmasının, "hakkın kötüye kullanılması" niteliğinde olması, eş ve çocuklar için, korunmaya değer bir yararın kalmadığının anlaşılması gerektiği- Konusuz kalan bir dava hakkında "karar verilmesine yer olmadığına" şeklinde karar verilmesi gerektiği- Boşanmaya sebep olan olaylarda tamamen kusurlu olan taraf yararına maddi ve manevi tazminat ile yoksulluk nafakasına hükmedilemeyeceği-
Boşanma davalarında vekalet ücretinin davanın kabul veya reddi halinde hükmedileceği, boşanmanın eki (fer'i) niteliğinde olan tazminatların kabul veya reddi halinde ayrıca vekalet ücretine hükmedilemeyeceği- Manevi tazminat (TMK. mad. 174/2) talebi hakkında da karar verilmesi gerektiği-
Boşanmaya ilişkin kararda "...daha önceden boşanmak için davalının (erkeğin) boşanma davası açtığı, fakat sonradan vazgeçtiği, bir yıl ayrı yaşadıkları ve davalının davacıyla bu süre içinde hiç ilgilenmediği, davalının evlilikten kaynaklanan yükümlülüklerini yerine getirmediği..." gerekçesiyle davacı kadının boşanma davası kabul edildiğinden manevi tazminat (TMK.m.174/2) koşulları oluşmadığı halde, davacı kadın yararına manevi tazminata hükmedilmesinin doğru olmadığı-
TBK. mad.58. uyarınca, davalının, davacının dava dışı eşinin evli olduğunu bilmesine rağmen onunla duygusal birliktelik yaşayarak evliliğinin bitmesine neden olmasının, davacının kişilik değerlerine saldırı oluşturacak nitelikte bir eylem olarak kabul edilemeyeceği-
Yabancı mahkeme tarafından kadının tam kusuruna dayalı olarak verilen kesinleşmiş boşanma kararının Türkiye'de tanınmasından sonra bu ilam kesin hüküm niteliğine haiz olup tarafları bağlayacağından, boşanma davasında tam kusurlu bulunan davacı kadın lehine maddi ve manevi tazminata hükmedilemeyeceği-
8. HD. 30.03.2016 T. E: 2015/6545, K: 5806-
