Elbirliği mülkiyetine konu bir taşınmazda ortaklık dışında üçüncü kişiye yapılan satış vaadi sözleşmeleri bir taahhüt muamelesi olmakla birlikte, ifa olanağının ancak paylı mülkiyete geçildiği anda doğacağı–
Geçerli bir kat karşılığı inşaat sözleşmesinde yükleniciye ait olacağı kararlaştırılan bir bağımsız bölümün, yüklenici tarafından adi yazılı bir sözleşmeyle üçüncü kişiye satılmasının, Yargıtay’ın kökleşmiş uygulamasına göre, tapulu taşınmaza ilişkin bir satış sözleşmesi değil BK’nun 162. ve sonraki maddelerinde düzenlenen alacağın temliki hükümlerine tabi bir işlem olduğu, temlik alan durumundaki davacının, yüklenicinin kat karşılığı inşaat sözleşmesindeki edimlerini ifa ettiği andan itibaren, alacağın temliki hükümleri çerçevesinde bu kişisel hakkını arsa sahibi ve yükleniciyi hasım göstermek suretiyle ileri sürüp, bağımsız bölümün kendisi adına tescilini isteyebileceği–
Tapulu taşınmazların harici satışının, resmi şekilde yapılmadığından geçersiz olacağı ve herkesin aldığını iade ile sorumlu olacağı–
Murisin diğer mirasçılardan mal kaçırma irade ile temliki gerçekleştirmediği gözetildiğinde 1.4.1974 tarih ve1/2 Sayılı inançların Birleştirme Kararının olayda uygulama olanağının bulunmayacağı-
Tapulu taşınmazın mülkiyetinin naklini içeren sözleşmelerin resmi şekilde yapılmadıkça geçerli olmayacağı–
Davacı taşınmazda ½ payın maliki olup, süresi içinde şufa hakkını kullandığından davanın kabulüne karar verilmesi gerekeceği-
Tapulu bir taşınmazın üzerindeki binanın devrini amaçlayan sözleşmenin geçerli olması için sözleşmenin resmi şekilde yapılması gerekeceği – Davacının Kat Mülkiyet Kanunu’na göre kat irtifakı veya taşınmazın belli bir payını satın alması mümkün iken, haricen satın almış olmasının kendisine herhangi bir hak sağlamayacağı–
Tapulu taşınmazların haricen satışının geçersiz olacağı ve bu durumda, tarafların, denkleştirici adalet kurallarına göre verdiklerini geri isteyebilecekleri–
Paydaşlar arasındaki elatmanın önlenmesi davalarında öncelikle tüm paydaşları bağlayan harici bir taksim sözleşmesi ve özel bir parselasyon olup olmadığı veya fiili kullanma biçiminin oluşup oluşmadığı üzerinde durulması, varsa çekişmeli yerin kimin kullanımına terk edildiğinin saptanması, harici veya fiili taksim yoksa uyuşmazlığın müşterek mülkiyet hükümlerine göre çözümlenmesi gerekeceği–