İİK 280/1 maddesi gereğince tasarrufun iptaline karar verilebilmesi için "borçlunun alacaklılara zarar vermek (mal kaçırmak) kastıyla işlemi yapmış olması gerektiği- İspat yükünün davacı alacaklının üzerinde olduğu- Davacı alacaklının, borçlunun alacaklıya zarar verme kastıyla işlemde bulunduğunu ve üçüncü kişinin de bunu bildiğini her türlü delil fiili karineler (yaşam deneyimleri, hayatın olağan akışı) ile ispat etmesi gerekeceği- İİK 280/1 maddesinde 'bilinmeyi gerektiren açık emarelerin bulunduğu' ibarelerine yer verilmekle tasarrufun iptali davalarında ispat kolaylığı getirildiği ve bu davaların bir anca önce sonuçlandırılmasının amaçlandığı-
6183 sayılı yasaya dayalı olarak açılmış alacak istemi-
6183 sayılı yasaya dayalı olarak açılmış alacak istemi-
6183 sayılı Yasaya dayalı olarak açılmış tasarrufun iptali istemi-
Somut olayda; davacının, davalı aleyhine açtığı davada manevi tazminata hükmedildiği, kararın kesinleştiği davalı aleyhine açılan kamu davasında suç tarihinin 22/12/2008 olduğu, taşınmazların aynı gün aynı akit tablosu ile davalı tarafından kardeşi olan diğer davalıya satış suretiyle temlik edildiği, aracın ise 16/11/2012 tarihinde kardeşi olan davalıya satış suretiyle temlik edildiği, taşınmazların satış değerleri ile gerçek değerleri arasında misli fark olduğu, davalının tapudaki satış bedeli dışında ödeme yaptığını ispatlayamadığı, yapılan işlemlerin muvazaalı olduğu-
6183 sayılı yasaya dayalı olarak açılmış alacak istemi-
6183 sayılı yasaya dayalı olarak açılmış alacak istemi-
Borç kaynağı senedin tanziminden sonra satışın yapıldığı, borçlunun aciz halinde olduğu, dava konusu taşınmazlarını bizzat senette borçlu olan kişinin büyük pay sahibi olduğu ve aynı zamanda kefil olduğu diğer borçlu şirketin müdürü ve akrabası olan üçüncü kişiye devrinin iptale tabi olduğu-  İptal davası sabit olduğu takdirde, dava dayanağı takip dosyası yönünden tasarruf konusu mal üzerinde cebri icra yolu ile hakkını almak yetkisini elde edeceği, dava dayanağı icra dosyasındaki alacak ve ferileri ile sınırlı olarak tasarrufun iptaline karar verilmesi gerektiği-
Tasarrufun iptali davasında, davaya konu taşınmazların ... tablosundaki satış değerleri ile piyasa fiyatları farklı ise de; bu karinenin aksi davalıların sunmuş olduğu yazılı belgeler, banka dekontları, kredi kullandıklarına dair belgeler ve tanık beyanları ile sabit olduğundan borçlu şirket ile davalılar arasında muvazaalı işlem bulunduğu ispat edilemediğinden davanın reddine karar verilmesinin isabetli olduğu-
Davalı üçüncü kişi, davacı ve davalı borçlu şirket gibi "kuyum" işi ile uğraşmakta olup, davalı şirketin, yine aynı sektörde faaliyet gösteren davacı şirkete borçlu olduğunu bilebilecek konumda olduğu- Aynı anda dört adet taşınmazı satın almış ve iki gün sonrada üç adet taşınmazı borçlu şirketin diğer ortağı ve davalı şirketin temsilcisinin eşine devretmiş olduğu; dört adet taşınmazın toplam değeri satış tarihindeki değerine göre, davalının, borçlu şirketten alacağının bu miktarın yaklaşık 1/3 'ü kadar olduğu- Davalı üçüncü kişi tarafından satın alınan taşınmazda davalı şirket ticari faaliyetlerine bir müddet daha devam etmiş olduğu da gözetildiğinde, davalı üçüncü kişinin borçlunun aciz halini ve zarar verme kastıyla hareket ettiğini bilebilecek konumda olduğu-