Her ne kadar, davanın kabulü ile dava konusu evin davacıya ait olduğunun tespitine karar verilmiş ise de, dosyanın incelenmesinden, birleşen davada davalının dava konusu ...... parsel sayılı taşınmazdaki ......... hissesini yapılan ihale neticesinde satın aldığı, davacı tarafından ihalenin feshine yönelik olarak açılan davanın reddedildiği, icra müdürlüğü dosyası arasında bulunan kıymet takdiri raporuna ve satış ilanına göre, hisse satışına taşınmazın üzerindeki muhdesatın da dahil edildiği, bu haliyle davalının hissesini, üzerindeki dava konusu ev ile birlikte satın aldığı anlaşıldığına göre, birleşen davada davacı vekilinin muhdesat tespiti talebinin reddine karar verilmesi gerekeceği-
6183 sayılı Kanun'un 17/3 ve 18/3 maddeleri gereğince idarenin takdiri ile, yargı kararına gerek olmaksızın, ihtiyati haciz ve tahakkuk uygulama imkanının bulunduğu, tespit davası açılması için hukuki yararın varlığının arandığı, muvazaalı işlemlerle ilgili delil var ise idarenin yargı kararı olmaksızın ihtiyati haciz ve ihtiyati tahakkuku düzenleme imkanının olduğu, bunun dışında muvazaalı kazanç tespiti ile ilgili olarak tasarrufun iptali veya tüzel kişi perdesinin aralanması yöntemine ilişkin davaları açma imkanının olduğu, limited şirket ortaklarının sorumluluğunun adi ortaklığa teşmil edilemeyeceği-
E. davası açılmasının mümkün olduğu durumlarda tespit davası açılamayacağından kıdem ve ihbar tazminatı, yıllık izin ücreti, 4 ay boşta geçen süre ücreti ile 5 ay işe başlatmama tazminatının belirlenmesi ve belirlenmesi ve her bir alacak kaleminin ödenmesi gereken tarihlerin ve faiz başlangıcının tespitine karar verilmesin tespitine ilişkin davanın reddi gerektiği-
Mahkemece, taraf tanıkları ve bilirkişiler huzurunda yeniden keşif yapılarak dava konusu yapılan evin kim tarafından, ne zaman, kimin maddi katkısıyla, kimin nam ve hesabına yapıldığının ayrıntısıyla belirlenmesi, tanık beyanları arasında çelişki bulunması durumunda gerektiği takdirde tanıkların yüzleştirilmesi suretiyle bu çelişkinin giderilmesi, tanık beyanları vasıtasıyla yapılan tespitlerin bilirkişi raporlarına işaretlenmesi ve binanın davacı tarafından yapıldığı anlaşılması durumunda bu yapıların iyileştirme niteliğinde olup olmadığının duraksamaya mahal bırakmayacak şekilde tespit edilmesi gerekeceği-
"E. davası" açılmasının mümkün olduğu durumlarda, "tespit davası" açılamayacağından, kıdem ve ihbar tazminatı, yıllık izin ücreti, 4 ay boşta geçen süre ücreti ile 5 ay işe başlatmama tazminatının tespitinin talep edildiği davanın reddine karar verilmesi gerektiği-
Gerek davacı tanık beyanları, gerekse kadastro tespit tutanağı ve tüm dosya kapsamı dikkate alındığında dava konusu evin kadastro tespitinden önce taşınmaz üzerinde bulunduğunun sabit olduğu, temyize konu dava ise, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12/3.maddesinde belirtilen on yıllık hak düşürücü süre geçirildikten sonra açıldığından, dava konusu parsel üzerinde bulunan (mesken) muhdesat yönünden davanın hak düşürücü sürenin geçmiş olması nedeniyle reddine karar verilmesi gerekeceği-
Davacı, dava dilekçesinde dava değerini 10.000 TL olarak göstererek, bu değer üzerinden peşin harcı yatırdığına göre, Mahkemece davacı tarafından harcı yatırılan dava değeri dikkate alınarak vekalet ücreti takdir edilmesi gerektiği halde, vekalet ücretinin, bilirkişi raporu ile belirlenen değer üzerinden hesaplanarak, bir kısım davalılar yararına fazla vekalet ücretine hükmedilmesinin doğru olmadığı-
Davacının kira sözleşmesi hükümlerine göre eda davası açarak dava konusu muhdesatlara ilişkin uyuşmazlığı çözmesi gerekirken, eda davası yerine tespit davası açmasında hukuki yararının bulunmadığı, dava konusu taşınmaz hakkında açılan ortaklığın giderilmesi davasında taraflara muhdesat aidiyetinin tespiti hakkında dava açmak için süre verilmiş olmasının da bu sonucu değiştirmeyeceği-
İddiada ileri sürülen maddi olgulara ve hukuki nitelendirmeye göre, muhdesatın tespiti davalarının paylı mülkiyet ya da elbirliği mülkiyet hükmüne tabi taşınmazlarda, tapu paydaşları arasında hukuki yararın bulunması durumunda görülen bir dava olduğu, malik olmayan davacının, sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre talepte bulunması mümkün iken, muhdesatın tespiti davasını açmasında hukuki yarar bulunmadığından, davanın reddine karar verilmesi gerekeceği-
Muhdesatın tespiti davalarında davanın konusu davalı payına isabet eden muhdesat değeri (zemin bedeli hariç) olup; yargılama sonucunda takdir edilecek vekalet ücretlerinin bu müddeabihin esas alınarak hesaplanması gerekeceği- Davacı yararına takdir edilecek vekalet ücretinden, dava konusu taşınmazın tapuda paylı mülkiyet şeklinde kayıtlı olması halinde, davalının tapudaki payları, elbirliği mülkiyetin söz konusu olması halinde ise miras payları göz önünde bulundurularak sorumlu tutulmaları gerekeceği-