İstihkak davasında, tapu kaydına göre, haciz mahalli olan zeytinyağı fabrikasının 1977 yılında davacıya intikal ettiği ve taşınmazın vasfının avlulu yağ fabrikası olarak kaydedildiği, davacı üçüncü kişinin dayandığı 01.01.2004- 31.12.2009 tarihlerini kapsayan kira sözleşmesinin 02.01.2004’de Vergi Dairesi’ne bildirildiği, sözleşmenin incelemesinde; kiralanan şeyin şimdiki durumu bölümünde “boş fabrika binası zeytinyağı”, kiralanan şeyin ne için kullanacağı bölümünde “zeytinyağı imalinde kullanılacaktır.”, kiralanan şey ile beraber teslim olunan demirbaş eşyanın beyanı bölümünde “fabrikada mevcut makine ve zeytinyağı depoları” ibarelerinin yazılı olduğu, davaya konu menkullere bakıldığında ise haczedilen menkullerin zeytinyağı imalatında kullanılan makinalar olduğu görüldüğünden 02.01.2004 tarihinde Vergi Dairesi'ne sunulan kira sözleşmesi uyarınca, taraflar arasındaki kira ilişkisinin gerçek olduğu, mahcuzların niteliği dikkate alındığında, sözleşmenin kapsamında davaya konu malların da bulunduğunun ve neticede kira sözleşmesi ve anılan içeriğinin istihkak iddiasını kanıtlamaya elverişli olduğu-
8. HD. 09.02.2015 T. E: 2013/19282, K: 3239-
Davalı borçlunun istihkak iddiasını kabul etmesinin alacaklının haklarını etkilemeyeceği, gerçekten de İİK.'nun 97/12. maddesinde: "Mahcuz eşya ile ilgili olarak icra memuruna dermeyan edilen iddiada üçüncü şahıs ve borçlunun birleşmeleri alacaklıya müessir değildir. Üçüncü şahsın bu iddiasını ispat etmesi lazımdır. Ancak üçüncü şahsın mahcuz eşyanın kendisinin mülkü veya kendisine merhun olduğu hakkındaki iddiasının borçlu tarafından kabulü kendi aleyhine delil teşkil eder ve ileride bu ikrara aykırı hiçbir iddiada bulunamaz." düzenlemesinin yer almakta olmasından dolayı davanın reddine yönelik hüküm kurulmasının gerekli ve yeterli olduğu için hükmün infazında tereddüt yaratacak şekilde hem davanın reddine hem de borçlu yönünden kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğu-
Davaya konu hacizde borçluya ait evrak bulunduğu, davacı şirket tarafından yönetim kurulu kararı alınmadan kiralandığı, Nisan ayında kiralandığının belirtilmesine rağmen abonelik kayıtlarının sunulduğu ve kira ödemelerinin her ay düzenli olarak değil topluca yapıldığı, işçilerin bir kısmının ve iş yeri müdürünün borçlu şirketten ayrılan kişiler olduğu, iki şirketin aynı alanda faaliyet gösterdiği, kira bedeli yüksek olduğu halde iş yerinin boş tutulduğu, mülkiyet karinesinin borçlu yararına olduğu, aksinin üçüncü kişi tarafından kanıtlanamadığı gerekçesi ile üçüncü kişinin açtığı istihkak iddiasının kabulüne ilişkin davanın reddi gerektiği-
Üçüncü kişinin açtığı “istihkak” davasında, dava konusu mahcuzlar hükümden önce kesinleşen ihale ile satılığından, hacizli eşyaların, istihkak davası devam ederken satılarak paraya çevrilmesi halinde, istihkak davasının ihalede kesinleşen satış bedeline dönüşeceği (İİK. mad. 97/10)--
Şirketin borçlu ve babası tarafından, alacaklıların alacaklarına ulaşmasını engellemek amacıyla kurulduğu, şirketin faaliyetlerinin ise, yine borçlu ve babası tarafından yürütüldüğü anlaşıldığından, davacı alacaklının, davalı üçüncü kişinin istihkak iddiasının reddine karar verilmesi isteğiyle açılan davasının kabulüne karar verilmesi gerektiği-
İstihkak iddiasının alacaklı ve borçlu vekiline bildirilmesi ve İİK'nun 97. maddesinde yer verilen prosedürün başlatılması gerektiği-
Üçüncü kişinin açtığı istihkak davası ile alacaklının karşı dava olarak açtığı tasarrufun iptali davasına ilişkin somut olayda, istihkak davası yönünden, fatura zincirindeki bir kişinin borçlu şirket ortağının kayınbiraderi; bir şirketin ise borçlu şirketin diğer ortağının kiracısı; bir başka şirketin ise ortak ve yetkililerinin aynı zamanda borçlu şirketin ortak ve yetkilileri olan kişiler oldukları anlaşıldığı, üçüncü kişi ile borçlu arasında organik bağın bulunduğu, yine 'organik bağın olduğu' hususu mahkeme kararı ile sabit olduğu, bütün bu husus değerlendirildiğinde üçüncü kişi tarafından açılan istihkak davasının reddine karar verilmesi gerektiği-
İstihkak davalarında, nispi harç ve vekalet ücretinin, takip konusu alacak miktarı ile haczedilen malın kıymeti karşılaştırılarak hangisi az ise, o değer esas alınarak hesaplanacağı, buna göre, takip konusu alacak tutarı ile haczedilen malın değerinden hangisi daha az ise, o değer üzerinden hüküm tarihinde yürürlükte bulanan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin III. kısmına göre nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekeceği-
İstihkak davalarının, İİK. mad. 97/11 uyarınca genel hükümler dahilinde basit yargılama usulüne tabi olduğu, davanın esasına yönelik ret kararı verildiğine göre; karar tarihi itibarı ile yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hacizli malların değeri ile alacak miktarından hangisi az ise onun üzerinden hesaplanacak nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekeceği, davalı alacaklı taraf yararına maktu vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğu- Borçlular ile üçüncü kişi arasında organik bağ bulunduğu, üçüncü kişinin haciz adresine gidip gelmediğinin belirlendiği, borçlu şirketin ve haczin gerçekleştiği işyerinin aynı aileye mensup kişilerce idare edildiği, muvazaalı olarak bir kısım evrakın üçüncü kişi adına düzenlendiği anlaşıldığından üçüncü kişinin açtığı istihkak davasının reddine karar verilmesi gerektiği--
