Taraflar arasındaki kooperatif üyeliğinin tespiti davasında iki rapor arasındaki çelişkiler giderilmeden ve ikinci rapora itibar edilmesinin sebebi de kararın gerekçesinde açıklanmadan karar verilmesi, ayrıca davanın kabulüne karar verilmesine rağmen, davacının dava dilekçesindeki talebi de dikkate alınarak, kararın hüküm kısmında, davacının davalı kooperatifte kaç üyeliğinin bulunduğunun açıkça belirtilmesi gerekirken, sadece "davacının, davalı kooperatifin üyesi olduğunun tespitine" şeklinde karar verilmesinin hatalı olduğu-
Mahkemece tarafların tüm delilleri açıkça değerlendirilerek davanın hangi gerekçeyle reddedildiğinin karara yansıtılması gerekirken, yetersiz gerekçeyle hüküm kurulmasının, hukuk devleti ilkesini, hukuki dinlenilme hakkını ve adil yargılama hakkını ihlal edeceği-
Taraflar arasındaki kooperatif üyeliğinin tespiti davası-
Mirasçının, mirasçı olmayan üçüncü kişiler aleyhine, miras payının adına tescili istemiyle dava açması mümkün değil ise de, kayıt maliki olan mirasçı ya da mirasçılar aleyhine, kendi miras payının adına tescili istemiyle tek başına dava açmasına usulen bir engel bulunmadığı,davacının kadastro tespitinin kesinleştiği tarihten geriye dönük olarak 20 yıllık kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğini ispatlayamaması nedeniyle davanın reddine karar verilmiş ise de; yapılan araştırma, inceleme ve uygulamanın hüküm için yeterli olmadığı-
Mahkeme, kararı gerekçesi ile birlikte tefhim etmiş ise, temyiz süresinin tefhim tarihinden itibaren; ancak zorunlu hâllerde, hâkim bu durumun sebebini de tutanağa geçirmek suretiyle sadece hüküm özetini tutanağa yazdırarak kararı tefhim etmiş ise, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren başlayacağı- Temyiz dilekçesinin hüküm veren mahkeme aracılığı ile karşı tarafa tebliğ edilmesi ve karşı tarafa temyiz dilekçesine karşı cevap verme ve karşı temyiz isteminde bulunmak hakkının tanınması gerektiği-
Taraflar arasındaki tazminat davası-
"Borçlunun aciz içerisinde olması" ibaresinin, İİK'nın 178. maddesinde sadece borçlunun müracaatıyla başvurulabilen doğrudan iflas sebepleri arasında sayılmış olduğu, somut olayda alacaklı tarafından borçlunun iflasının istenmiş olduğu gözetildiğinde bu ibarenin, dava dilekçesinin sonuç bölümündeki İİK'nın 179. madde hükmüne dayalı istemin dayanağı olarak kullanıldığının kabulünün gerektiği- Mahkeme kararının gerekçe bölümü ile hüküm sonucunun çelişkili olmasının, mahkeme kararlarının tereddüt doğurmayacak şekilde açık olması kuralına aykırılık oluşturduğu- Alacaklının dava dilekçesinde doğrudan iflas sebebini açıkça yazmasının gerekeceği, çünkü her doğrudan iflas sebebinin dayanağı olan vakıanın değişik olduğu ve bu vakıaların sonradan ileri sürülmesinin, iddianın, davanın genişletilmesi yasağına tabi olduğu- Bir sermaye şirketinin borca batıklık nedeniyle iflasının istenmesi halinde, bu durumun mahkemece re’sen tespitinin gerektiği-
İİK. mad. 120/2 anlamında alacaklının, yüklenicinin arsa sahibinden olan imalat bedeli alacağı ile ilgili istemi, sözleşmenin tasfiyesi kapsamında yüklenici tarafından ileri sürülebilecek bir istem olduğundan, alacaklıdan, alacakla ilgili açıklama alınıp, nispi harcın tamamlanmasından sonra, istemi ile ilgili araştırma yapılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği-
Davacı vekili, davalı borçlu şirketin alacaklılarından mal kaçırmak amacıyla kendisini borçlu, diğer davalı şirketlerden birini kefil, birini ise alacaklı göstererek beş senet verdiğini, davalı alacaklı şirket tarafından anılan senetlere dayalı olarak icra takip yapıldığını bu işlemlerin muvazaalı olduğunu belirterek davalılar arasındaki muvazaalı borç senetlerinin ve icra takibine ilişkin tasarrufun iptaline, söz konusu icra takip dosyasından işlem yapılmaması için ihtiyati tedbir kararı verilmesine karar verilmesini talep etmiş olup, tedbirin kabulünden sonra itiraz üzerine yapılan incelemede, mahkemece, "tedbir talebinin kabulünün, yargılamanın henüz tamamlanmadan davanın esasını çözecek nitelikte olduğu, tüm icra işlemlerinin durdurulması yönünden ihtiyati tedbir kararı verilemeyeceği, bununla birlikte kıyas yoluyla uygulanacak olursa icra takibi başladıktan sonra açılan menfi tespit davalarında dahi satış dahil hiçbir işlemin durdurulamayacağı sadece vezneye giren bedelin ödenmesinin durdurulmasına karar verilebileceği, ancak tüm icra takip bedelinin ödenmesi veya karşılık gelen teminatın yatırılması halinde satış işleminin durdurulabileceği, bu hali ile icra işlemlerinin tamamının durdurulmasına yönelik verilen ihtiyati tedbirin kaldırılması gerektiği" gerekçesiyle, ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına karar verilmesinin isabetli olduğu- Tasarrufun iptali istemine ilişkin davada, mahkemece verilen ara kararın, İİK. mad. 281/2 madde kapsamında ihtiyati haciz mahiyetinde olduğu; davalının itirazı üzerine ihtiyati haciz mahiyetindeki tedbir kararının kaldırılmasına ilişkin kararların isabetli olduğu-