Bonoya dayalı olarak kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla başlatılan takipte istenen yıllık %36 faiz oranı, yasal ya da ticari temerrüt faiz oranına denk gelmediğinden ve faiz oranına süresinde itiraz da edilmediğinden, alacaklının takipten sonrası için, yasal ya da avans faiz oranının uygulanmasını istediği sonucuna varılamayacağı- Dolayısıyla, takip tarihinden sonraki dönem için işleyecek faizin belirlenmesinde, değişen oranlarda avans faiz oranlarına göre hesaplama yapılması mümkün olmayıp; kesinleşen yıllık %36 oranı esas alınması gerektiği-
İcra kasasındaki paranın şikâyetçinin talebi üzerine verilen tedbir ara kararı ile alacaklıya ödenmemesi halinde, borçlu temerrüde düşmüş olduğundan, alacağına kavuşamayan alacaklının temerrüt faizi isteyebileceği- "Alacaklının alacağına kavuşamamasının ihtiyati tedbir kararının uygulanmasından kaynaklandığı, haczedilen paranın icra dosyasına girmiş olmasının İİK hükümlerine göre borcun icra dosyasına ödenmesi aşamasının tamamlanması olduğu kadar TBK hükümlerine göre de geçerli ve sonuç doğuran bir ifa olduğu, haczedilmezlik şikâyetinde ihtiyati tedbir kararı alınmış ancak şikâyetin haklı bulunmayarak reddi üzerine icra hâkimince tazminata hükmedileceğine dair özel bir düzenleme de bulunmadığı, HMK 399'de tedbirin haksız çıkmış olmasının yaptırımı düzenlendiğine göre, bunun yerine yasal bir dayanağı bulunmaksızın tedbir nedeniyle paranın geç ödenmesinden dolayı temerrüt faizine hükmedilemeyeceği" görüşünün HGK çoğunluğunca kabul edilmediği-
Ekonomik koşullardaki olumsuzluklar nedeniyle paranın satın alma gücünde meydana gelen azalma, alacaklı yönünden aşkın zarar olarak nitelendirilemeyeceği, temerrüt faiziyle birlikte davacıya ödenen anapara yanında temerrüt faizini aşan zararın, davacı tarafından kendi duruma özgü şekilde somut olarak ispat edilmemiş olması nedeniyle yerinde olduğu-
Off Shore hesabına aktarılan paradan kaynaklı munzam zarar talebi- Ülkemizdeki belirli dönemlerde mevcut olan ekonomik olumsuzluklardan enflasyon, yüksek faiz, para değerindeki düşüş gibi olgulara dayalı aşkın (munzam) zarar talebinin, zarar olgusunun delili olarak kabul edilemeyeceği- Faizi aşan aşkın (munzam) zararın, genel ekonomik olumsuzlukların (ülkede cari enflasyon oranı, yüksek ve değişken döviz kurları, mevduat faizleri, paranın satın alma gücünde meydana gelen azalma) dışında davacının durumuna özgü somut vakıalarla ispatlanması gerektiği- Kanıtlanacak olguların; ekonomik şartlar sonucu ortaya çıkan olumsuzluklar gibi genel ve soyut hususlardan ziyade geç ödeme nedeniyle davacının kendisinin, şahsen ve somut olarak uğradığı zarar olduğu-
Şirketin üstlendiği kredi borcu için kefil olan ortağın sorumluluğunun ortaklıktan ayrılmakla sona eremeyeceği-
Kayıt kabul davası-TBK 88/2 ve 120/2'de düzenlenen temerrüt faizi ile ilgili sınırlamanın ticari işlerde uygulanamayacağı-
Hukuk normları hiyerarşisinde aynı hususla ilgili farklı düzenlemeler içeren eşit hiyerarşik statüyü paylaşan normların var olması hâlinde mevcut olaya uygulanacak hukuk normları “Genel Kanun - Özel Kanun” ilişkileri göz önünde bulundurularak tespit edilmesi gerektiği- Aynı olaya ilişkin iki Kanun hükmünün çatıştığı bu durumlarda daha özel düzenlemeler içeren Kanun hükümlerinin uygulanması gerektiği- Somut olayda uyuşmazlık 5464 sayılı Kanun kapsamında düzenlenmiş olan kredi kartı borcundan kaynaklanmakta olup, anılan Kanun’un 26. maddesinde kredi kartı borçları ile ilgili özel bir faiz düzenlemesi bulunduğu dikkate alındığında; somut olayda 5464 sayılı Kanun’a göre genel Kanun niteliğinde olan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 88 ve 120. maddesinin uygulanmasının mümkün olmadığı- Mahkemece 5464 sayılı Kanun’un 26. maddesi uyarınca belirlenecek akdi ve temerrüt faizi oranları dikkate alınarak alacak miktarının tespiti gerekirken, davacı banka tarafından talep edilen akdi ve temerrüt faiz oranın yasal faiz olduğu kabul edilerek, bu orana göre belirlenen alacak miktarı üzerinden hüküm kurulmasının yerinde olmadığı-
Asıl ve birleşen davada kooperatif üyeliğinden ihraç kararının iptali davası bozma ilamına uyularak-
eBK döneminde açılan davada -TBK’nın yürürlüğe girdiği- 01.07.2012 tarihine kadar BK hükümlerine göre faiz işletilmesi gerektiği- Faize ilişkin sınırlamanın, TBK’nın yürürlüğe girdiği tarihten önce doğan borçlar nedeniyle işleyecek faiz bakımından da uygulanmasının yürürlük yasasına aykırı olduğu- Karar tarihinden sonra yapılan ödemeler de dikkate alınarak belirlenecek alacak miktarına, TBK’nın yürürlüğe girdiği tarihe kadar kooperatif genel kurulunda belirlenen faiz oranının, bu tarihten sonra ise TBK. 120/2'deki sınırlandırılmış temerrüt faizinin uygulanması gerektiği-
Menfi tespit davası-