Kooperatif ile ortağı arasındaki davaların, 1163 Sayılı Kooperatifler Kanunu’nun 99. maddesinin 1. fıkrasının “Bu kanunda düzenlenen hususlardan doğan hukuk davaları, tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın ticari dava sayılır” hükmü gereğince Ticaret Mahkemesinde görüleceği, bu davalar, 6100 Sayılı HMK’nın yürürlük tarihinden önce yürürlükte olan 1086 sayılı HUMK'nın ve 6762 Sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre "Mutlak ticari dava" niteliğinde olmayıp, alacağın miktarına göre Ticaret Mahkemesi sıfatıyla Sulh Hukuk Mahkemesinde de görüleceği-
Alacağın doğmasına sebep olan ve kazada hayatını kaybeden kusurlu araç sürücüsünün eşi ve çocuklarının, zarar gören 3. kişi sıfatıyla tazminat alacaklısı olmakla birlikte aynı zamanda müteveffanın mirasçısı sıfatıyla zarar nedeniyle borçlu oldukları, dolayısıyla araç sürücüsünün tam kusuru ile sebebiyet verdiği her türlü zararı ödemek durumunda kalan araç sürücüsünün eşine ve çocuklarına ödemek zorunda kaldığı tazminatı, davalıların araç sürücüsünün mirasçıları olması nedeniyle davalıdan isteyebilecekleri, bu halde davalılar yönünden de davacının rücu haklarının bulunduğu talebin kabulü gerekeceği-
Asıl alacak ve işlemiş faizin toplam miktarı üzerinden başlatılan ilamsız icra takibine yapılan itiraz üzerine, itirazın iptali davasında takip toplamı üzerinden harçlandırıldığından, davanın kabulü halinde, davacı lehine toplam takip miktarı üzerinden ve karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT dikkate alınarak vekalet ücreti takdir edilmesi gerektiği- Davacının icra takibi başlattığı tarih gözetildiğinde, İİK. mad. geçici 10 uyarınca, davacı lehine asıl alacağın (%20'si değil) %40’ı oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiği-
İtirazın iptali davasının, dava şartı arabuluculuk kapsamına girmediği-
İtirazın iptali davası bozma ilamına uyularak-
İtirazın iptali davalarında bilirkişilerin takip talebinde talep edilen her bir talep için hesap yapmaları gerektiği ve takip talebindeki taleplerin aşılamayacağı- Takip talebinde istenilmeyen hususlarda da hüküm kurulamayacağı-
Asıl ve birleşen itirazın iptali davalarının bozmaya uyularak-
Davanın, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun yürürlük tarihinden sonra 28/06/2013 tarihinde açılmış olmasına ve yukarıda belirtilen yasa hükmüne göre kira ilişkisine dayalı uyuşmazlıklarda sulh hukuk mahkemesinin görevli olmasına ve mahkemenin gerekçesinde kira sözleşmesinin değerlendirilmesine göre mahkemece, davanın HMK'nın 114/1-c maddesi gereğince görevsizlik nedeniyle HMK'nın 115/2. maddesi gereğince dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmesi gerekeceği-
Mahkemece; rücu alacağı miktarının doğru biçimde belirlenmesi için, sigortalı konutta hasar gören ev eşyalarında oluşan hasar ile bedelleri konusunda uzmanlığı bulunan bilirkişinin de yer aldığı başka bir bilirkişi heyetinden, olay nedeniyle oluşan hasar ile bedellerinin tek tek belirlendiği, ayrıntılı, gerekçeli, denetime elverişli bir rapor alınıp karar verilmesi gerekeceği-
Mahkemece; davacının dava dışı 3. kişiye ödediği destekten yoksun kalma tazminatı miktarının yerinde olup olmadığının denetlenmesi bakımından, konusunda uzman aktüerya bilirkişisinden, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 1989/4-586 Esas- 1990/199 sayılı kararı ve Dairemizin yerleşik içtihatları gereği, Population Masculine Et– Feminine (PMF 1931) Tablosu esas alınarak desteğin ve hak sahiplerinin muhtemel yaşam süresinin belirlenmesi; desteğin muhtemel gelirinin her yıl için % 10 artırılıp % 10 iskonto edilmesi ile belirlenecek peşin değeri esas alınıp işleyecek dönem tazminat hesabı yapılması ilkelerini de gözeten, ayrıntılı, gerekçeli, denetime elverişli bir rapor alınıp oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekeceği- Davacı ödemesinin dayanağı hükmün verildiği yerel mahkemenin dosyasında davalı sigorta şirketinin taraf olmadığı; davalının ölenin hak sahiplerine yaptığı kısmi ödeme nedeniyle limitini kısmen tükettiği ve limitiyle sınırlı biçimde zarardan sorumlu olan davalının sorumlu olduğu miktarların hesaplanması için bilirkişi incelemesinin gerekli olduğu dikkate alındığında, alacak likit olmadığından davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmemesi gerektiğinin gözetilmemiş olmasının doğru olmadığı-
