Kişilik hakları hukuka aykırı olarak saldırıya uğrayan kimsenin manevi tazminat ödetilmesini isteyebileceği- Yargıcın manevi tazminatın tutarını belirlerken, saldırı oluşturan eylem ve olayın özelliği yanında tarafların kusur oranını, sıfatını, işgal ettikleri makamı ve diğer sosyal ve ekonomik durumlarını da dikkate alması gerektiği- Tutarın belirlenmesinde her olaya göre değişebilecek özel durum ve koşulların bulunacağı da gözetilerek takdir hakkını etkileyecek nedenleri karar yerinde nesnel (objektif) olarak göstermesi gerektiği- Tazminatın sınırının onun amacına göre belirlenmesi gerektiği-
davacı kiracıların kiralananı kullanamadığı süre içinde uğradığı zarar uzman bilirkişi yada bilirkişilerden yeniden rapor alınarak tespit ettirilmesi, bilirkişilerce bir zarar tespit edilememesi halinde ise 6098 sayılı TBK 114/2 maddesi yollamasıyla aynı kanunun 50/2 maddesi göz önünde bulundurularak inceleme yapılıp, sonucuna göre davacıların zararının belirlenmesi gerekirken eksik inceleme ile davacıların zararı bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesinin doğru olmadığı-
Yargılama sırasında yanlardan birinin bilirkişi raporuna itiraz etmemesinin, itiraz eden taraf lehine usuli kazanılmış hak oluşturduğu ve mahkemece itiraz edenin lehine olan bilirkişi raporuna göre karar verilmesi gerektiği- Hesaplanan tazminattan yetiştirme gideri indiriminin yapılabilmesi için, davacının çalışan, geliri olan, desteğin yetiştirme giderlerini kısmen de olsa üstlenmiş olan kişilerden olması gerektiği- Cenaze ve defin giderlerinin her türlü delille ispat edilebileceği- Delil ibraz edilememesi halinde dahi TBK.nın 50/2.maddesi gereğince mahkemece yöresel örf ve adetler doğrultusunda yapılabilecek masrafların bilirkişi marifetiyle tespiti ile, BK.nın 42/2.maddesi uyarınca bu kalem istek için tatmin edici bir tazminata hükmedilmesi gerektiği-
Eşinin ailesi ile görüşmek istemeyen, ailesine karşı kırıcı davranışlar sergileyen, "çok da inandım, sevgilinin kollarındasın" şeklinde mesaj atmak ve dedektif tutmak suretiyle eşine karşı aşırı güvensizlik duyan davalı kadının evlilik birliğinin sarsılmasına neden olan olaylarda ağır kusurlu olduğu-
Kısmi dava açılabilmesi için talep konusunun bölünebilir olması gerekli olup, açılan davanın kısmi dava olduğunun dava dilekçesinde açıkça yazılmasının gerekmeyeceği, dava dilekçesindeki açıklamalardan davacının alacağının daha fazla olduğu ve istem bölümünde fazlaya ilişkin haklarını saklı tutması ya da alacağın şimdilik şu kadarını dava ediyorum demesinin, kural olarak yeterli olduğu- Davacı vekilinin, dava dilekçesinin sonuç kısmında talep ettiği her alacak için bir miktar yazdıktan sonra parantez içinde belirsiz ibaresini kullanarak işçilik alacaklarının tahsilini talep ettiği, ayrıca yargılama sırasında alınan bilirkişi raporuna göre alacak miktarının artırılması talepli dilekçesinde ise belirsiz alacak davasındaki taleplerini artırdığını belirterek davasının belirsiz alacak davası olduğunu açıkça beyan ettiği; davacı vekilinin talebinin açıkça belirsiz alacak davası olduğu halde mahkemece davanın kısmi dava kabul edilerek karar verilmesinin isabetsiz olduğu-
Tarafların tespit edilen ekonomik ve sosyal durumlarına, boşanmaya yol açan olaylardaki kusur derecelerine paranın alım gücüne, ihlal edilen mevcut ve beklenen menfaatlerin kapsamına nazaran davalı-davacı kadın yararına hükmolunan maddi tazminatın çok olduğu-
PTT gişesine gelerek kendisini hak sahibi gibi tanıtıp, bu şahsa ödeme yapan PTT görevlisine yönelik PTT'nin açtığı rücu davasında, olayın meydana geliş şekli, iş yoğunluğu, işyerinde güvenlik kamerasının bulunmaması gibi sebeplerle zarar miktarından uygun miktarda hakkaniyet indirimi yapılması gerektiği-
Tarafların tespit edilen ekonomik ve sosyal durumlarına, boşanmaya yol açan olaylardaki kusur derecelerine, paranın alım gücüne, ihlal edilen mevcut ve beklenen menfaatlerin kapsamına nazaran, kadın yararına daha uygun miktarda maddi tazminat takdiri gerektiği- Davacı tarafından daha önce açılıp reddedilen boşanma davasında toplanan delillerden eşine fiziki şiddet uygulayarak evden kovduğu, evin kilidini değiştirdiği ve daha sonra da evi yakınlarına satıp, yeni sahiplerinin davalıya ait eşyaları kapı önüne çıkarıp, eşyaların talan edilmesine sebep olduğu anlaşıldığından, davalının kişilik haklarına saldırı niteliğindeki bu olaylar nedeniyle manevi tazminatla sorumluluğu gerektiği-TMK.nun 166/4. maddesine dayanan bir boşanma davasında, boşanmanın fer'i sonuçları düzenlenirken, reddedilen ilk davadaki ispatlanmış olaylar ve fiili ayrılık süresi içinde ortaya çıkan kusurların gözönünde tutulacağı-
Zararın varlığını ve tutarını kanıtlamak zorunda olan davacının, zararın gerçek tutarını kanıtlamakta zorlandığı veya kanıtlanmasının davacıdan beklenemeyeceği durumlarda hakimin, işlerin olağan gidişi ve zarar görenin aldığı önlemleri gözeterek zarar tutarını kendiliğinden belirleyeceği, yaşamın olağan akışına uygun olan tedavi giderleri vb. gibi tüm giderlerin belgelenmesinin beklenemeyeceği-
Dava konusu aracın, dar kapsamlı kasko sigorta poliçesi ile sigortalandığı ve kasko sigortasında "% 100 kusurlu" olma halinin teminat dışında bırakılmadığı, meydana gelen hasarın, sözleşmede belirtildiği şekilde kasko sigorta poliçesi düzenlenmesi halinde teminat kapsamında kalmadığı anlaşıldığından, kiracının, araçta meydana gelen hasardan sorumlu tutulamyacağı, ancak kiralanan araç pert olup, davacının kiralanan aracın aynı model ve niteliklerini taşıyan bir aracı piyasadan alabileceği süre belirlenerek, bu süre için gelir kaybına hükmedilmesi gerekeceği-