Tarafların tespit edilen ekonomik ve sosyal durumlarına, boşanmaya yol açan olaylardaki kusur derecelerine, paranın alım gücüne, ihlal edilen mevcut ve beklenen menfaatlerin kapsamına nazaran, davacı kadın yararına hükmolunan maddi tazminatın az olduğu (TMK. mad. 4; TBK. mad. 50 vd.)-
Tazminat davası-
3. HD. 05.05.2016 T. E: 2015/12812, K: 7262-
Davalı şirkete ait hastahanede davalı doktorlar gözetiminde çocuk sahibi olan davacıların, "bebeklerin erken doğduğunu, doktor ve personelin ihmali sonucu çocuklarından birinin öldüğünü, diğerinin felç kaldığını" ileri sürerek "maddi ve manevi zararlarının tazmini" talebiyle açtıkları dava reddedilmişse de, benimsenen Adli Tıp Kurumu raporu yetersiz olup davacıların söz konusu rapora itirazları da karşılanmamış olduğuundan,  mahkemece, uygulanan operasyon ve tedaviler ile sonrasına ilişkin yapılan müdahalelerle ilgili tüm bilgi ve belgeler, hastane kayıtları, tedavi evrakları, epikriz ve Adli Tıp Raporu da birlikte gönderilerek, Üniversite Öğretim Üyelerinden oluşturulacak, konusunda uzman, akademik kariyere sahip üç kişilik bilirkişi kurulundan, davacıların Adli Tıp raporuna itirazları da karşılanmak suretiyle olayda davalılara atfı kabil bir kusur bulunup bulunmadığı konusunda, nedenleri açıklayıcı, taraf, mahkeme ve Yargıtay denetimine elverişli rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerektiği-
TBK. mad.58. uyarınca, davalının, davacının dava dışı eşinin evli olduğunu bilmesine rağmen onunla duygusal birliktelik yaşayarak evliliğinin bitmesine neden olmasının, davacının kişilik değerlerine saldırı oluşturacak nitelikte bir eylem olarak kabul edilemeyeceği-
Mahkemece, dosya içindeki tarafların gelirlerini gösteren evraklar da gözetilerek bilirkişi heyeti raporu aldırılacağı ve katkı payı alacağının tespiti ile sonucuna göre bir karar verilmesi gerekeceği; davacının katkı oranının tespit edilememesi durumunda TMK. mad. 4 ve TBK. mad. 50 uyarınca, hukuk ve hakkaniyete uygun bir katkı oranı takdir edilerek, talep miktarı da gözetilerek bu oranın meskenin dava tarihi itibariyle değeri ile çarpılması sonucu katkı payı alacağına hükmedilmesi gerekeceği-
Bozma ilamına uyulduktan sonra, mahkemece yeniden tesis edilen kararda manevi tazminat yönünden verilen karar kesinleştiğinden, "yeniden karar verilmesine yer olmadığına" şeklinde karar verilmesi gerektiği- Davacının cezaevinde yattığı 4 günün karşılıksız çek keşide etmek suçundan değil, ruhsatsız silah bulundurmak suçundan olup tazminatı gerektiren bir mahkumiyet olarak kabul edilemeyerek maddi tazminatın tespitinde gelir kaybı kalemi olarak dikkate alınamayacağı-
BK. 42/1'e (TBK m.50) göre zararın ispatının davacıda olduğu, kural olarak davacı, uğranılan zararın hem varlığını, hem de miktarını ispat etmekle yükümlü olduğu, ancak, bir şeyin telef olmasında zarar miktarını ispat etmenin çok zor olduğundan bu ispatın zarar görenden beklenemeyeceği, hakim BK. 42/2 (TBK m.50) gereğince olayların normal akışını, zarar görenin ekonomik ve sosyal durumunu, almış olduğu tedbirleri göz önünde tutarak zarar miktarını hakkaniyet esaslarına göre tespit edeceği, bu halde zararın varlık ve miktarının tespitinde hakimin geniş bir takdir yetkisine sahip olduğu, hakimin buradaki takdir yetkisinin, zararın ispatına ilişkin delillerin takdiriyle ilgili olduğu, zarar miktarının belirlenmesinde haksız fiilin işlendiği andaki durumun göz önünde tutulacağı-
Davalı şirket tarafından üretilen toplam ayakkabı model sayısı dava konusu modeller ile orantılanmak suretiyle yapılan maddi tazminat hesabında davalı tarafından üretilen modellerin diğer modellerden fiyat ve kalite farkının olup olmadığı belirtilmeyip, davalının tüm modellerden eşit kazanç elde ettiği kabulüne göre maddi tazminatın ve manevi tazminatın belirlenemeyeceği- Uyuşmazlık konusu ayakkabı modellerinin nitelik ve özellikleri de gözetilerek bulunacak piyasa rayici üzerinden yapılacak hesaplama sonucu davalı tarafça dava konusu modellerden elde edilen net kazancın belirlenerek TBK'nın 50'nci maddesi uyarınca hakkaniyete uygun bir maddi tazminatın ve buna bağlı olarak da manevi tazminatın belirlenmesi gerektiği-
İhbar tazminatı, yıllık izin, fazla mesai ile ulusal bayram ve genel tatil alacaklarının ödetilmesine ilişkin davada; ihbar tazminatı ile yıllık izin alacağı bakımından, talep içeriğinden açıkça anlaşıldığı üzere, davacının çalışma süresini, en son ödenen ücreti, alması gerektiğini iddia ettiği aylık ücret miktarını, hak kazandığı yıllık izin süresini ve kaç gün ücretli izin kullandığını belirleyebilecek durumda olduğu; bu halde ihbar tazminatı ile yıllık izin alacaklarının, belirsiz alacak olmadığı; dava konusu edilen alacakların gerçekte belirlenebilir olmaları ve belirsiz alacak davasına konu edilemeyecekleri-